Kasten Yaralama 

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişiye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu suç, başkasının bedensel bütünlüğüne veya sağlığına kasten zarar verme fiilini tanımlar. Türk Ceza Kanunu’nda “yaralama”, 86. maddede ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve suçun ceza yaptırımları belirlenmiştir. Kasten yaralamanın basit şekli, Türk Ceza Kanununun 86/1 maddesiyle düzenlenmiştir. Eğer yaralama sonucu kişinin hayati fonksiyonlarında bir tehlike oluşmuş veya sürekli  hastalık, iş göremezlik gibi etkiler meydana gelmişse, Türk Ceza Kanununun 87 maddesi gereğince daha ağır cezalar öngörülmüştür.

Yaralama eylemi eğer silahla, planlayarak veya birden fazla kişi tarafından yapılmışsa suçun ceza miktarı artırılır. Yaralama suçu belli koşullar altında yapıldığında mağdurun şikâyeti aranırken, bazı durumlarda ise kamu davası kendiliğinden açılabilmektedir. Türk Ceza Kanununda yaralama suçları, failin niyetine, kullanılan aracın niteliğine ve yaralanmanın etkilerine göre derecelendirilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri, bu suçların özelliğine göre cezai sorumluluğu ve yaptırımları belirleyici niteliktedir. 

Kasten Yaralama Suçu 

Kasten yaralama suçu, bir kişinin başka bir kişiye bilerek ve isteyerek zarar vermesiyle işlenir. Türk Ceza Kanunu’nda bu suç için ayırt edici unsurlar belirtilmiştir. Failin, mağdurun beden bütünlüğünü bozacak şekilde zarar verme niyetiyle hareket etmelidir. Kasten yaralama suçu, fiziksel bir eylem sonucunda gerçekleşir; bu, bir darbe, itme veya herhangi bir şekilde fiziki müdahale olabilir. Mağdurun vücudunda fiziki bir zararın oluşması, yaralanma, acı ya da fonksiyon kaybı gibi bir sonucun meydana gelmesi gerekmektedir.

Failin eyleminin hukuka aykırı olması ve meşru savunma, zorunluluk hali gibi durumlarla giderilememesi gereklidir. Failin eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleştiriyor olması, yani akli dengesinin yerinde olması ve eylemin sonuçlarını öngörebilir durumda olması gerekir. Bu unsurların varlığı, kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için gereklidir. Eğer bu unsurlardan biri mevcut değilse, eylem kasten yaralama suçu olarak nitelendirilemeyebilir. Bununla birlikte, suçun ağırlığına ve sonuçlarına göre farklı tür ve derecelerde hukuki yaptırımlar uygulanabilir.

Kasten Yaralama Suçu Nedir? 

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre, kasten yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ve 87. maddelerinde detaylı olarak tanımlanır.

Kasten yaralama suçu, bir kişinin başka bir kişinin vücut bütünlüğüne veya sağlığına bilerek ve isteyerek zarar vermesi eylemidir. Türk Ceza Kanunu kapsamında bu suçla ilgili hükümler 86. maddede düzenlenmiştir. Yaralama, basit yaralama ve nitelikli yaralama olmak üzere çeşitli şekillerde tanımlanabilir. Basit yaralama; tıbbi bir müdahaleyi gerektirmeyen küçük çaplı zararlar vermek olarak ifade edilebilir. Nitelikli yaralama ise mağdurun hayati fonksiyonlarını etkileyecek, yüzde iz bırakacak veya sürekli hastalık meydana getirecek şekilde zararlar vermek anlamına gelir.

Kasten yaralama suçunun unsurları şunlardır:

  • Failin hareketinin bir insanın vücut bütünlüğüne veya sağlığına zarar vermesi,
  • Failin bu hareketi kasten gerçekleştirmesi,
  • Mağdurun bu hareket sonucunda yaralanması veya sağlık durumunun bozulması.

Bu suçun tespiti için genellikle tıbbi raporlar ve tanık ifadeleri gibi kanıtlar toplanır ve bu kanıtlar mahkeme sürecinde değerlendirilir. Kasten yaralama suçu, mağdurun şikayeti üzerine takip edilen bir suçtur ve mağdurun şikayetinden vazgeçmesi halinde ceza takibatı durdurulabilir. Bunun için mağdurun basit tıbbi müdahale ile iyileşmesi gerekir. Fakat ağır yaralama olarak tanımlanan ve kamu düzenini etkileyen durumlarda şikayet aranmaz ve suç resen takip edilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 86/3 maddesi, kasten yaralama suçunun daha ağır ve cezası daha yüksek olan nitelikli hallerini tanımlar. Nitelikli kasten yaralama, kişiye karşı işlenen saldırının sonucunun, yaralanan kişinin vücudunda daha ağır sonuçlar doğurması durumunda ortaya çıkar. Silah kullanımı, kurbanın hamile olması ya da yaralamanın işkence gibi ağır yöntemlerle yapılması bu suçu nitelikli hale getiren faktörlerdendir.

Kasten yaralama suçunun bir başka türü de Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesi ile tanımlanan Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama suçudur. Bu suç tipinde, yaralama sonucu mağdurun hayati fonksiyonları üzerinde kalıcı etkisi olan bir yaralanma meydana gelmişse, işlenen suç daha ağır cezalandırılır. Örneğin, yaralama sonucunda kişinin bir organını kaybetmesi ya da gözünün görmemesi söz konusu ise, bu madde uyarınca cezalandırma yapılır.

Kasten Yaralama Suçlarında Soruşturma Süreci

Kasten yaralama suçları, mağdurların yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkilere sahip olabilecek davranışları kapsar. Ancak, eğer yaralama fiili basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde ise, mağdurun hukuki haklarını kullanarak adalet arayışına girmesi mümkündür. Yaralama eylemi, kimi zaman ciddi sonuçlar doğurabilirken, bazen de basit tıbbi müdahalelerle iyileştirilebilir. Bu olaylarda eğer zarar gören kişi, yaşadığı zararın küçük çapta olduğunu ve basit müdahalelerle giderilebildiğini düşünüyorsa, mağdurun şikayet hakkı bulunmaktadır.

Mağdur, yaralama suçu nedeniyle yetkili makamlara başvurarak suç duyurusunda bulunabilir. Şikayet, özel bir forma gerek kalmadan, yazılı ya da yetkili makamda tutanağa geçirilerek sözlü olarak yapılabilecektir. Önemli bir zaman sınırlaması olarak, mağdurun şikayeti 6 ay içinde yapması gerekmektedir. Basit yaralama suçu şikayet üzerine işlem görürken, daha ağır yaralamalar ve nitelikli yaralama fiilleri şikayete bağlı olmaksızın resen soruşturulacaktır. Kasten yaralama suçunun daha ağır halleri ve nitelikli yaralama durumlarında, mağdurun şikayeti olup olmaması önemsizdir; bu durumlar, kamu düzenini ve sağlığını korumak adına kendiliğinden soruşturma yapılmaktadır.

Kasten Yaralama Davalarında Usul

Kasten yaralama davalarında, iddia ve savunmaların kanıtlarla desteklenmesi önem taşır. Her iki taraf da kendi lehine olan delilleri sunmak ve haksızlığa uğramamak için usul kurallarına uymalıdır. Bu tür davalarda, usul hukukuna uygun olarak hareket etmek, her iki taraf için de adaletin sağlanabileceği sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olur. Müşteki ve sanık, haklarını tam olarak anlamalı ve davayı etkileyebilecek her adımda bu hakları doğru bir şekilde kullanmalıdır. 

 Kasten Yaralama Suçunda Gözaltı ve Tutuklama 

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100. Maddesine göre, bir kişinin kasten yaralama suçundan dolayı tutuklanabilmesi için bazı şartların varlığı gerekmektedir. Madde hükümleri, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve haklı bir tutuklama nedeninin olması durumunda, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebileceğini belirtir.

Tutuklama kararı, verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirinin önem ve ağırlığı ile dengeli olmalıdır. Yani kasten yaralama suçu nedeniyle beklenen ceza, tutukluluğun getireceği ağırlığı haklı kılmıyorsa, tutuklama yoluna gidilmemelidir. Bunun yanı sıra, şüpheli veya sanığın kaçma, saklanma ihtimali veya kaçacağına dair şüphe uyandıran belirli ve somut verilerin varlığı da tutuklama için bir neden oluşturabilir. Bu suçta da, şüphelinin daha önce kaçma girişiminde bulunmuş olması veya son derece mobil bir hayat sürmesi gibi faktörler, kaçma şüphesi uyandırarak tutuklama kararını haklı kılabilir.

Böylelikle, kasten yaralama gibi suçlarda tutuklama kararı, Ceza Muhakemesi Kanununun 100. Maddesi çerçevesinde alınmalı ve adaletin gerekleri gözetilerek hareket edilmelidir. 

Kuvvetli şüphe durumu, şüpheli veya sanığın kasten yaralama dahil olmak üzere katalog suçlarda belirtilen eylemlerde bulunduğu tespitlerinde hakimin tutuklama kararı vermesini gerektirebilir. Bu katalog suçlar arasında kasten yaralama suçu da yer alır ve bu suçu işlediği düşünülen şahıs hakkında, eğer aşağıdaki davranışlar tespit edilmişse kuvvetli şüphe sebebiyle tutuklama yoluna gidilebilir. 

  • Delillerin Yok Edilmesi, Gizlenmesi veya Değiştirilmesi: Suçun maddi izlerini ortadan kaldırmak, gerçek delilleri saklamak ya da bunları tahrif etmek.
  • Baskı ve Tehdit: Tanıkları, mağduru veya diğer ilgili kişileri yıldırmak, korkutmak veya etkilemek için yapılan eylemler. Kasten yaralama gibi ciddi suçlamalar söz konusu olduğunda, hakim şüpheli hakkında tutuklama emri çıkartabilir.

Bu bağlamda, suçtan yargılanan sanık, eğer yukarıda bahsedilen davranışları gerçekleştirdiyse ve bu davranışlar kuvvetli şüphe uyandırıyorsa, hakimin tutuklama kararı verme yetkisi bulunmaktadır. 

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu kapsamında belirli yaptırımları beraberinde getiren bir eylemdir. Şüpheli veya sanığın gözaltı ve tutuklama süreci ise çeşitli yasal prosedürlere tabidir. Suçu işlendiğinin öğrenilmesi üzerine, kolluk kuvvetleri şüpheliyi yakalayarak savcının talimatı ile göz altına alırlar. Gözaltı süresi, suçun işlendiği zamana ve şüphelinin olay yerinden uzaklaşıp uzaklaşmadığına göre değişebilir. Genellikle 24 saat ile sınırlıdır ama bazı hallerde bu süre uzatılabilir.

Gözaltı sürecinde şüphelinin yanında bir avukat bulunmasına izin verilir. Yaralamanın ağırlığı ve delil durumu gibi etkenler, gözaltı sürecini etkileyebilir. Cumhuriyet savcısı tarafından tutuklama talebi, şüphelinin kaçma ihtimali, delilleri karartma ya da suça karışma ihtimali olduğunda gündeme gelir. Tutuklama kararı, Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilir. Tutukluluk, suçun ağırlığına ve topluma etkisine göre değerlendirilir. Ayrıca, yaralamanın niteliği ve mağdurun durumu da dikkate alınır.

Tutukluluk süresi boyunca şüphelinin avukatı ile iletişim hakkı vardır ve düzenli olarak tutukluluk incelemesi yapılır. Şüpheli veya sanığın adli kontrol altına alınması da yargılama sürecinde bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Adli kontrol şartları; yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere gitmeme veya belirli kişilerle iletişim kurmama gibi kısıtlamaları içerebilir. Tüm bu süreçler, bireyin yasal haklarının korunması ve adil yargılanma ilkesine uygun bir şekilde yürütülür.

Kasten Yaralama Suçu Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma 

Ceza hukukunda zamanaşımı, bir suçun işlenmesinden sonra geçecek belirli bir sürenin ardından, devletin ceza kovuşturması yapma hakkının ortadan kalkmasıdır. Kasten yaralama suçu da zamanaşımına tabi olan suçlardan biridir.

Kasten yaralama suçu, mağdurun şikâyeti üzerine işlem gören bir suç türüdür. Bu suçun takibatı için mağdurun şikâyet etmesi gerekmekte olup, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi halinde ise ceza kovuşturmasına devam edilemez. Mağdurun şikâyet hakkı, yaralanmanın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içindedir. Şikâyet süresi içerisinde yapılmayan başvurular, şikâyet hakkının kaybedilmesine neden olacaktır. 

Yaralama suçunun niteliğine ve mağdurun durumuna bağlı olarak, özellikle basit yaralama suçlarında uzlaşma yoluna gidilebilmektedir. Zamanaşımı süreci, yaralama suçunun cezai sorumluluğunun ortadan kalkacağı zaman dilimidir. Bu süreç, suçun işlendiği andan itibaren başlar. Basit yaralama suçları genellikle 8 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ağır yaralama suçlarında zamanaşımı süresi daha uzundur ve suçun işlendiği andan itibaren başlar.

Uzlaştırma, özellikle küçük çaplı yaralama suçlarında ceza hukukunun alternatif çözüm yollarından biridir. Tarafların anlaşmasıyla uygulanır ve ceza yargılamasını sonlandırabilir. Uzlaştırma sürecinde, tarafların karşılıklı rızası ve adalette uzman bir uzlaştırmacının katılımıyla bir anlaşmaya varılması hedeflenmektedir. Uzlaştırma başarılı olduğunda, kovuşturma işlemi sona erer ve dava açılmaz veya açılmış bir dava düşer. Kasten yaralama suçunda şikâyet, zamanaşımı ve uzlaştırma süreçleri, mağdur ve failin hukuki haklarını etkileyebilecek önemli faktörlerdir. Bu süreçlerin doğru anlaşılması ve yürütülmesi, adaletin gerçekleştirilmesinde kritik bir rol oynar.

Kasten Yaralama Suçunda Korunan Hukuki Değer

Kasten yaralama, bireyin vücut bütünlüğüne ve dokunulmazlığına kasıtlı olarak zarar verme eylemidir ve bu eylem, kişilik haklarına yapılan doğrudan bir saldırı olarak değerlendirilir. Her insanın sahip olduğu en temel haklardan biri vücut bütünlüğüdür. Bu hak, yaşam hakkının yanı sıra kişilik haklarının da vazgeçilmez bir parçasını teşkil eder. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, kasten yaralama suçunu işleyenlere karşı bireylerin vücut bütünlüğünü korumayı hedefler. Anayasamızın 17. Maddesi kişisel dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı koruma altına alır.

Kasten yaralama fiillerine karşı bireylerin vücut bütünlüğü, uluslararası sözleşmeler ile de güvence altına alınmıştır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası insan hakları belgeleri, kişisel dokunulmazlık ve vücut bütünlüğü haklarını açıkça tanır ve korur.  Kasten yaralama, Türk Ceza Kanunu’nda da ayrı bir başlık altında suç olarak tanımlanmıştır. Fiilin ağırlığına göre değişen cezai yaptırımlara tabi tutulan bu suçla mücadele, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından büyük önem taşır.

Sonuç olarak, kasten yaralama suçunun önlenmesi ve faillerin cezalandırılması, kişinin vücut bütünlüğü ve dokunulmazlığı hakkının etkin bir şekilde korunması için elzemdir. Toplumun huzuru, bireylerin güvenliği ve yasaların üstünlüğünün sağlanması adına bu hakların korunması her zaman öncelikli olmalıdır.

Kasten Yaralama Suçunun Unsurları Nelerdir ?

Kasten yaralama suçu Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiştir ve temelde bir kişinin diğer bir kişinin vücut bütünlüğünü kasıtlı olarak bozması eylemidir. Bu suçun temel unsurları şunlardır:

  • Failin mağdurun beden sağlığını bozacak şekilde harekette bulunmasının bilinçli ve isteyerek olması gerekmektedir. Kasten hareket etmek, failin eyleminin sonucunu öngörüp, sonucu istemesi veya sonucun gerçekleşeceğine razı olması demektir.
  • Fiil, mağdurun vücut bütünlüğünün veya sağlığının bozulması şeklinde gerçekleşmelidir. Bu, hafif veya ağır yaralanmalar şeklinde olabilir.
  • Kasten yaralama suçunun işlenebilmesi için zarar gören bir mağdurun olması gerekmektedir.
  • Mağdur, fiziksel veya ruhsal açıdan zarara uğramış bir kişi olmalıdır.
  • Fiilin mağdura zarar vermiş olması gerekmektedir. Yani fiilin sonucunda mağdurun vücut bütünlüğünde veya sağlığında bir bozulma meydana gelmiş olmalıdır.
  • Suçun bir mağdura karşı işlenmesi ve bu suçun şahsın vücut bütünlüğüne veya sağlığına karşı bir saldırı oluşturması gerekir.
  • Kasten yaralama suçunun sabit olabilmesi için bu unsurların bütün olarak değerlendirilmesi ve her birinin varlığının kanıtlanması gerekmektedir.

Bu unsurların herhangi birinin eksikliği durumunda, kasten yaralama suçunun oluşup oluşmadığı konusunda tartışma doğabilir. Bu unsurların tespiti, olayın delilleri ve tanıkların ifadeleri ile yapılır ve her olay kendi özgüllüğü içinde değerlendirilmelidir.

  1. Fail

Kasten yaralama, bir bireyin başka bir şahsın vücuduna zarar vermesi veya onun sağlık durumunu kötüleştirecek şekilde fiziksel acı çektirmesi durumunda işlenen bir suçtur. Bu suç tipi, yalnızca suçun mağduru olan kişi üzerinden tanımlanmaktadır; bu da kabaca ifade etmek gerekirse, fail ve mağdurun farklı bireyler olması anlamına gelmektedir. Kendi kendine zarar verme eylemi, bu suç tanımı çerçevesinde değerlendirilemez.

  1. Mağdur

Kasten yaralama suçu, temel olarak bir kişinin diğer bir kişiye bilerek ve isteyerek fiziksel zarar vermesi eylemidir. Bu suçun mağduru olabilecek kişiler açısından herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır; dolayısıyla, toplumun herhangi bir bireyi kasten yaralama suçunun kurbanı olabilir. Belirli durumlarda mağdurun kimliği, suça nitelikli bir boyut kazandırabilir. Özellikle, failin altsoyu (çocukları), üstsoyu (ebeveynleri) ya da eşi gibi yakın akrabaları kasten yaralama fiilinin mağduru olduğunda, suç daha ağır bir nitelik kazanır ve genellikle yasalar önünde daha ciddi yaptırımlara tabii tutulur.

Kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için zarar gören kişinin insan olması gereklidir. Yani bu suçun mağduru yalnızca insanlar olabilir ve suçun gerçekleşebilmesi için kasıtlı bir eylemin varlığı esastır. Failin mağdura karşı bilerek ve isteyerek yaralama niyetiyle hareket etmiş olması gerekmektedir. Cezai yaptırımlar açısından kasten yaralama suçunun genel ve nitelikli halleri arasında farklılık bulunur ve özellikle mağdurun faile olan yakınlığı, yaptırımların ağırlaşmasına yol açabilir. Bu nedenle mağdurun kim olduğu, suçun yargı sürecinde önemli bir rol oynamaktadır.

Sonuç olarak, kasten yaralama suçu geniş bir mağdur yelpazesine sahip olup, herkes bu suçun potansiyel mağduru haline gelebilir. Ancak, failin mağdur ile yakın akrabalık ilişkileri içerisinde olması, suçun yaptırımını ağırlaştıran ve suçun mahiyetini değiştiren önemli bir faktördür.

  1. Fiil

Kasten yaralama, bilerek ve isteyerek bir kişinin vücuduna zarar verme eylemidir. Bu suç, bireyin sağlığına, algılama yetisine veya vücuduna acı verecek şekilde her türlü davranışı kapsar ve ceza hukukunda önemli bir yer tutar. Kasten yaralama suçu serbest hareketli suç tipi olarak ifade edilir, çünkü suçun oluşumunda çeşitli yöntem ve araçlar kullanılabilir. Örneğin, yumruk atmak, bir aletle vurma veya zehirleme gibi birçok değişik eylem kasten yaralama suçu kapsamına girebilir. Kasten yaralama suçu, toplumun huzurunu ve bireylerin güvenliğini doğrudan etkileyen ciddi bir suçtur. Şüpheli veya mağdur olarak bu suçla karşı karşıya kalan kişilerin, yasal haklarını ve süreci doğru anlamaları için hukuki destek alması önerilir. 

  1. Manevi Unsur

Kasten yaralama suçunun unsurları ve failin kastının tespiti, cezai sorumluluğun belirlenmesinde merkezi bir rol oynar. Kasten yaralama suçunda failin genel kastının olması, yani eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi yeterlidir. Faile, yaralamayı amaçlayan özel bir kastın taşınması şart koşulmaz; bu suç, olası kast düşüncesiyle de işlenebilir. Yani, failin eylemi sonucunda meydana gelebilecek bir yaralamanın olasılığını bilmesi ve kabullenmesi, kasten yaralama teşkil edebilir. Bir kasten yaralama davasında hakim, failin eylemi sırasında taşıdığı kastı ve o kastın niteliğini değerlendirecektir. Kastın niteliği, suçun sınıflandırılması ve cezanın derecesi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.

Örneğin, failin asıl niyeti mağduru öldürmekse fakat sadece yaralama eylemi gerçekleşmişse, fail hakkında kasten öldürmeye teşebbüsten ceza verilmesi gündeme gelebilir. Kasten yaralama suçu tanımına göre, failin eylemi neticesinde bir kişinin bedenine acı verilmesi, sağlığının bozulması veya algılama yeteneğinin zarar görmesi gereklidir. Bu unsurların varlığı halinde yaralama suçu oluşmuş kabul edilir. Suçun işlendiğinin anlaşılması için mağdurun bedensel zarar görmüş olması şarttır.

Kasten Yaralama Suçuna Teşebbüs

Kasten yaralama teşebbüsü için gerekli olan dört temel şart bulunmaktadır. Şöyle ki:

  • Failin, bir kişiyi kasten yaralama konusunda kararlı ve istekli olması gerekmektedir. Yani failin amacının, karşısındaki şahsa bilerek ve isteyerek zarar verme niyetinde olması şarttır.
  • Failin, kasten yaralama niyetiyle harekete geçmiş olması gereklidir. Bu, failin yaralama amacıyla somut bir adım atmış olması anlamına gelir.
  • Failin giriştiği eylemin kasten yaralama suçunu işlemeye yeterli ve elverişli olması gerekir.
  • Failin eyleminin, yaralamaya sebebiyet verebilecek nitelikte olması beklenir. Suçun işlenememesinin ya da tamamlanamamasının failin iradesi dışında, örneğin müdahale edilmesi veya yapılması planlanan eylemin başarısız olması gibi nedenlerle gerçekleşmemiş olması gerekir.

Bu şartların tümü varlık gösterdiğinde, kasten yaralama teşebbüs hükümleri uygulanır ve Türk Ceza Kanunu’nun 35/2. maddesi gereğince verilecek olan ceza, indirilerek uygulanır. Bu kural, suçun tamamlanamamasının failin iradesine bağlı olmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı durumlar için bir ceza indirimi olarak getirilmiştir. Hakim, kasten yaralama teşebbüsü vakasını değerlendirirken, sanığın ve mağdurun ifadelerini, delilleri, olayın şiddetini ve sonuçlarını dikkate alarak bir karar vermekle yükümlüdür.

Ceza miktarının belirlenmesinde, yukarıda belirtilen etkenler güçlü bir şekilde rol oynar. Kasten yaralama teşebbüsünde bulunulması durumunda adalet sistemi, suçun mağduru için adil bir karar çıkarmak ve toplumdaki huzuru korumak adına harekete geçer. Bu kapsamda, üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biri, kasten yaralama teşebbüsünün ciddiyetini ve bu suçlara uygulanacak yaptırımları artırarak, toplumda güvenli bir ortamın sağlanmasıdır.

Suça İştirak

Kasten yaralama, Ceza Hukuku’nun önemli suç tiplerinden biridir ve birden fazla kişinin fikir birliğiyle işlediği suçlar suça iştirak kapsamına girebilir. Türk Ceza Kanunu’nun 37. maddesine göre suça iştirak, suçun işlenme kararı ve eylemin birden fazla kişi tarafından bir araya gelerek yapılmasını ifade eder. Kasten yaralama suçunun işlenmesinde de suç ortakları, karşılıklı anlaşarak ve iş birliği yaparak hareket ederler. Suça iştirak, somut bir organizasyon ve planlama gerektirdiğinden, kasıtlı olarak işlenen suçlar bu kategoride değerlendirilir. Kasten yaralama suçu da bu çerçevede birden fazla kişi tarafından işlenirse, her bir kişi suça iştirak etmiş sayılır.

Örneğin, birden fazla şüphelinin bir araya gelip bir başkasına zarar verme kararı alması ve bu eylemi gerçekleştirmesi kasten yaralama suçuna iştirak olarak değerlendirilebilir. Ancak, taksirle işlenen suçlara iştirak söz konusu değildir. Taksir sonucu meydana gelen yaralanma durumlarında, her bir kişi yalnızca kendi kusurları oranında sorumlu tutulur. Bu durumda olan bireyler, planlı ve kasıtlı bir suç işleme niyeti olmadan, öngörülebilir bir zarar verme ihtimali göz ardı ederek hareket etmiş sayılırlar. Kasten yaralama suçlarında ise suça iştirak halinde, her katılımcının suçun işlenmesindeki rolü ve katkısı dikkate alınarak yasal yaptırımlar uygulanır. Sonuç olarak, kasten yaralama suçlarında suça iştirak, kişilerin ortak suç işleme iradesiyle hareket ettikleri durumları kapsar. 

Suçların İçtimai

Kasten yaralama suçunun hukuki süreçte ele alınış biçimi, failin yaptığı hareketlerin sayısı ve niteliği bakımından önem arz etmektedir. Örneğin, bir kişinin başka bir kişiye birden fazla yumruk atması durumunda, bu eylemler topluca değerlendirilerek tek bir kasten yaralama suçu olarak kabul edilecektir. Benzer şekilde, yumruk atma eyleminin ardından fail tarafından kesici ya da delici bir aletle saldırıya devam edildiğinde dahi, bu süreklilik gösteren eylemler zinciri tek bir suç olarak değerlendirilecek ve hakim bu tek eylem için hüküm verecektir.

Ancak, yargılamada hakimin ceza tayin ederken dikkatle incelenmesi gereken bazı hususlar mevcuttur. Bunların başında, failin eylemi esnasında oluşturduğu tehlikenin ağırlığı, mağdura verilen zararın büyüklüğü ve eylemin kendine özgü nitelikleri gelmektedir. Bu faktörler ışığında hakim, verilecek cezanın alt sınırından ayrılmak suretiyle daha ağır bir ceza kararı verebilir. Bir diğer önemli nokta ise failin mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin zaman aralığıdır. Eğer bu eylemler belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanmış ve birbirinden ayrılmışsa, burada artık tek bir yaralama eylemi değil, birden fazla kasten yaralama suçu olduğu söylenebilir.

Kasten Yaralamanın Hukuka Aykırılığı 

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda “Kişinin vücut bütünlüğünün kasten bozulması” olarak tanımlanmakta ve suça konu eylemin hukuka aykırılığını açıkça belirtmektedir. Hukuka aykırılık, suçun özünü oluşturan unsurlardan biridir ve yaralama fiilinin hukuka uygun bir durum tarafından meşru kılınmaması anlamına gelir. Kasten yaralama, kişilerin temel hak ve özgürlüklerine karşı işlenen bir suçtur. Bu suç, kişinin bedensel bütünlüğüne ve sağlığına kasten saldırı anlamına gelir. Meşru müdafaa yani meşru savunma durumunda bir kişi kendisine veya başkasına yönelik haksız bir saldırıyı savuşturmak için zaruri olan müdahalede bulunuyorsa, bu müdahale hukuka aykırı olmaktan çıkar ve kasten yaralama suçu oluşturulmamış olur. Zorunlu hallerde de yaralama eylemi hukuka aykırı sayılmaz.

Örneğin, bir hekimin hastanın hayatını kurtarmak için ameliyat yapması gibi durumlar zorunlu hâl olarak değerlendirilir ve suç sayılmaz. Mağdurun rızasının bulunması, eğer eylem suçla öngörülen bir sonuç doğurmuyorsa veya mağdurun beden bütünlüğünü ciddi ve sürekli bir biçimde tehlikeye atmıyorsa, hukuka aykırılığı ortadan kaldırabilir. Hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması için geçerli olan bu durumlar dışında, bir kişinin başka bir kişiyi kasten yaralaması hukuka aykırı bir eylemdir ve mağdur, fail hakkında cezai takibat başlatma hakkına sahiptir. Failin işlediği fiilin sorumluluğu ve cezanın tayini, yaralamanın şiddetine, sonuçlarına ve olayın özel şartlarına göre belirlenir.

Türk Ceza Kanunu’nda, kasten yaralama suçuyla ilgili hukuka uygunluk nedenleri yer almaktadır. Bu nedenler, yaralamanın meşru savunma, zorunlu hakkın kullanılması veya spor müsabakaları sırasında oyun kurallarına uygun olarak gerçekleşmesi gibi durumlarda geçerliliğini korur. Ancak bu tür durumlar dışında, mağdurun rızasının varlığı suçu ortadan kaldırmaz. Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 maddesi çerçevesinde, mağdurun rızasının olduğu durumlar ve şikayetten vazgeçilmesi sonucu dava düşebilir. Bununla birlikte, kasten yaralamanın diğer tiplerinde mağdurun rızası suçu meşrulaştırmaz.

Genel hukuk ilkelerine göre, insanların beden bütünlüğüne ve ilgili haklarına dair sınırsız tasarruf etme yetkisi yoktur. Kasten yaralama suçu bağlamında, failin sonradan gösterdiği pişmanlık durumu, yaralamanın sonuçlarını ortadan kaldırması mümkün olmadığından, bu suç için etkin pişmanlık hükümleri söz konusu değildir. Adalet sistemimiz, bu tür suçlar karşısında mağdurun çıkarlarını korumayı önceliklendirmektedir. Dolayısıyla, suç işlendikten sonra ortaya çıkan zararların telafi edilmesi genellikle mümkün olmadığı için, mağdurun hak ve menfaatlerine odaklanılır. 

Kasten Yaralama Suçu Görevli Mahkeme

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlenmiş bir suç türüdür ve bu suçu işleyen kişilerin yargılanacağı mahkeme; suçun işlendiği yer, suçun niteliği ve mağdurun durumu gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Türk Ceza Kanunu kapsamında işlenen suçlara ilişkin mahkemelerin görev alanlarını belirleyen 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun önemli kurallar içerir. Bu kanunun 14. maddesi, mahkemelerin görev tanımında suçun kanunda belirlenen cezasının üst sınırının esas alınacağını açıkça belirtir. Bu bağlamda, kasten yaralama suçu belirli şartlar altında değerlendirildiğinde, görevli mahkemeler farklılık gösterebilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 86, 87 ve 88. maddeleri çerçevesinde, kasten yaralama suçları için öngörülen cezaların üst sınırı genel olarak on yıl olarak sınırlandırılmıştır. Bu suçların işlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenlerin olup olmadığına bakılmaksızın, eğer belirlenen cezanın üst sınırı on yıl veya altında ise Asliye Ceza Mahkemesi sorumlu ve yetkilidir. Yani kasten yaralama suçunun mahiyeti ve suçun sonucunda cezanın üst sınırının ne olduğu, hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirlemede esas alınan faktörlerdendir. Her durumda suçun ceza yargılaması açısından doğru değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Kasten Yaralama Suçunun Cezası Nedir?

Kasten yaralama suçu, bireyin fiziksel acı çekmesine, sağlık durumunun ya da algılama kapasitesinin bozulmasına yol açan kişilere uygulanan bir suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca bu suçu işleyen kişilere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilebilir. Eğer yaralama sonucu meydana gelen zarar basit tıbbi müdahale ile onarılabilen hafif bir etkiye sahipse, mağdurun suç duyurusu üzerine fail dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilir. Cezaları arttıran durumlar ise TCK’nın 86/2, 86/3 ve 87. maddelerinde belirtilmiştir.

Nitelikli kasten yaralama suçu TCK’nın 86/3 maddesinde açıklanmıştır ve bu maddeye göre kasten yaralama suçunun; üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, Kendini savunamayacak durumda olan bir kişiye karşı, kişinin kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak, silah kullanarak işlenmesi halinde, suç duyurusuna gerek olmaksızın verilen ceza yarı oranında artırılır. 

Eğer kasten yaralama suçu mağdurun;

  • Duyu organları veya vücudunun bir parçasının sürekli işlev kaybına,
  • Konuşma güçlüğüne,
  • Yüzünde sabit iz kalmasına,
  • Hayatını tehlikeye sokacak bir duruma,
  • Gebe bir kadının çocuğunun erken doğum yapmasına neden olmuşsa, belirlenen ceza bir kat artırılır.

Kasten yaralama suçu mağdurun;

  • İyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa düşmesine,
  • Bitkisel hayata girmesine, duyu veya organ kaybına,
  • Konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin yitirilmesine,
  • Yüzünün sürekli değişikliğine, gebe bir kadının çocuğunu düşürmesine neden olmuşsa, belirlenen ceza iki kat artırılır.

Yaralamanın ayrıca kemik kırılması veya çıkığına yol açtığı durumlarda ise, verilecek ceza yarısına kadar artırılabilir. Eğer kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelirse, TCK 87 (4) maddesi uyarınca, birinci fıkraya giren hallerde sekiz yıldan on iki yıla, üçüncü fıkraya giren hallerde ise on iki yıldan on altı yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Eğer kasten yaralama ihmali davranış sonucunda gerçekleşmişse, TCK 88 maddesine göre verilecek hapis cezası failin ihmali eyleme bağlı olarak üçte ikiye kadar indirilebilir. İhmali davranışla işlenmesi esnasında TCK 88 maddesi dikkate alınır.

Kasten yaralama suçunun cezaları, suçun işleniş biçimi, kullanılan araç ve neden olduğu zararın boyutu gibi çeşitli faktörlere göre değişebilir. Bu suç türünde, yargılama sürecinde verilen karar ve verilecek ceza, her bir vakanın kendi özellikleri dikkate alınarak belirlenmektedir.

Hafif Darpın Cezası

Türk Ceza Kanunu’nda hafif darp, kasten yaralama suçunun hafifletilmiş bir biçimi olarak ele alınmaktadır. Kasten yaralama suçunda olduğu gibi, bu suçun mağduru üzerinde de fiziksel ya da psikolojik etkiler doğurabilecek eylemler söz konusudur. Ancak, suçun hafif sayılabilmesi için yaralamanın sonucunda kişinin vücut bütünlüğünde sadece hafif ve geçici bir değişikliğin meydana gelmiş olması gerekir. Hafif darp suçu için öngörülen ceza, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralanmalar söz konusu olduğunda uygulanır.

Failin hafif darp suçundan mahkumiyeti halinde, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür. Suçun işlenme biçimi, mekânı, zamanı, suçun işlenmesinde kullanılan araç, mağdurun özellikleri ve suçun sebep olduğu zarar gibi etmenler, mahkemenin vereceği cezayı etkileyebilecek unsurlardandır. Bu suç türü, cezai yaptırımların yanı sıra, hukuki ve maddi tazminat taleplerine konu olabilecek eylemler arasındadır. Dolayısıyla, failin hukuki sorumluluğu sadece cezai boyutla sınırlı kalmaz, maddi ve manevi zararın giderilmesi de gündeme gelebilir.

Suçun Kadına Karşı İşlenmesi

TCK madde 86/2’ye göre bu tip hafif kasten yaralama eylemleri, mağdurun şikayeti üzerine dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilir. Bunun yanı sıra, suçun bir kadına karşı işlenmesi durumunda, cezanın alt sınırının altı aydan az olmamak üzere belirlenmesi de madde 86/2 ile hüküm altına alınmıştır. Bu ayrım, kadına yönelik şiddetin caydırıcılığını artırmak ve kadınların korunmasını sağlamak amacıyla konmuştur. TCK’nın madde 86/1 hükmünde ise kasten yaralama suçunun kadına ya da erkeğe karşı işlendiğine dair bir ayrım yapılmaz ve suçu işleyen kişi için direkt olarak bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür. 

Kasten Yaralama Şikayete Tabi Midir? 

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş olup, failin bir başkasının vücut bütünlüğünü kasıtlı olarak bozması hali olarak tanımlanır. Bu suçun cezai soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olup olmadığı ise suçun niteliğine göre değişiklik gösterir. Basit kasten yaralama suçu, TCK’nın 86. maddesine göre genellikle şikâyete bağlı suçlardandır. Mağdurun şikâyeti olmaksızın kamu davası açılmaz. Ancak, failin mağdur eşine veya üstsoya, altsoya veya kardeşine karşı işlediği basit yaralama fiillerinde şikâyete gerek olmadan resen takip edilir.

Nitelikli kasten yaralama suçu ise 87. maddede tanımlanan ağır beden veya sağlık zararına yol açan hallerde ve kamu görevlisine karşı işlendiğinde şikâyete tabi değildir ve resen takip edilir. Yani mağdurun şikayeti aranmaksızın savcılık harekete geçebilir. Bilinmesi gereken önemli bir husus da, mağdurun şikayet hakkının kullanıldığı hallerde belli bir süre içerisinde kullanılması gerektiğidir. TCK gereğince, şikâyet hakkının kullanılması için altı aylık bir süre sınırlaması vardır. Bu süre zarfı içinde mağdur tarafından şikâyetçi olunmazsa suç zaman aşımına uğrar ve fail hakkında soruşturma başlatılmaz.

Özetle, kasten yaralama suçunun şikâyete tabi olup olmadığı, suçun basit mi yoksa nitelikli mi olduğuna ve suçun işlendiği mağdurun kimliğine göre değişkenlik gösterir. Bu bağlamda mağdurun hakkını kaybetmemesi için suçu öğrendiği tarihten itibaren altı aylık süre içerisinde yetkili mercilere başvurması önemlidir.

Kasten Yaralama Şikayet Süresi 

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda belirli hukuki sonuçları olan önemli bir suç tipidir. Mağdurun, failler hakkında şikâyet bildiriminde bulunabilmesi için kanunda öngörülen belirli bir süre vardır. Bu süre, “şikayet süresi” olarak adlandırılır ve kasten yaralama suçları için Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Kasten yaralama suçlarında şikayet süresi, genel olarak suçun işlendiği tarihten itibaren altı ay olarak belirlenmiştir.

Şikayet süresinin başlaması için mağdurun suçun işlendiğinden haberdar olması ve faili tanıması gerekmektedir. Bu süre zarfında mağdurun yetkili mercilere başvurarak şikâyetçi olması ve suç duyurusunda bulunması hukuki sürecin işlemesi için zorunludur. Aksi halde, altı aylık süre geçtikten sonra şikâyet hakkı düşer ve kamu davası açılamaz. Belirtmek gerekir ki, mağdur şikayetini geri alabilir. Şikayetin geri alınması durumunda, kamu davasının açılması veya devam etmesi mümkün olmayabilir. 

Yaralama 

Kasten yaralama suçu, mağdurun beden bütünlüğünün kasıtlı olarak bozulması eylemidir. Türk Ceza Kanunu’nda bu suçun farklı tipleri ve ağırlaştırıcı nedenleri detaylandırılmıştır. Basit Yaralama, mağdurun vücudunda herhangi bir iz bırakmayan veya sağlığını kısa süreli etkileyen eylemlerdir. En hafif türü budur ve genellikle daha düşük cezalarla sonuçlanır. Karşıdaki kişiye bir tokat atılması ve sadece yüzünde kısa süreli kızarıklığa sebep olan yaralamalar basit yaralamaya örnektir.  Ağır Yaralama: Mağdura iş göremezlik veya sürekli bir kusur bırakacak şekilde zarar verilmesidir. Bu tür, yaralanan kişinin yaşamını uzun vadede etkileyebilen ciddi sonuçlara yol açar ve daha ağır cezai yaptırımlara tabidir.

Mağduru bıçakla ya da tabanca ile yaralama ağır yaralamaya örnektir.  Nitelikli Yaralama: Failin yaralamayı silah kullanarak veya daha tehlikeli araçlarla gerçekleştirmesi, birden fazla kişinin işlediği suçlar, failin kamu görevlisine karşı gelmesi gibi durumlar, yaralama suçunu nitelikli hale getirir. Kasten yaralama suçu aile üyelerine karşı işlenirse, yaralama daha ağır cezalandırılır. Kasten yaralama suçunun kamu görevlisine karşı görevi sebebiyle işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturur. Bu çeşitler ve ağırlaştırıcı nedenler, yargılama sürecinde failin cezasının belirlenmesinde etkili olur ve mağdura yönelik hukuki korumanın derecesini artırır.

Basit yaralama, kişinin vücut bütünlüğünün ve sağlığının hafifçe bozulmasına sebep olurken, ağır yaralama daha ciddi sağlık sorunlarına ya da vücut fonksiyonlarının uzun süreli zarar görmesine neden olur. Ağır yaralama, mağdurun hayati fonksiyonları üzerinde daha derin ve kalıcı etkilere yol açabilir. Örneğin, organ kaybı, sürekli sakatlık ya da psikolojik zararlar ağır yaralama olarak değerlendirilir. Basit yaralama ve ağır yaralama suçları için öngörülen ceza miktarları arasında büyük farklar vardır.

Ağır yaralama, basit yaralamaya göre çok daha ağır cezaları gerektirir çünkü mağdurun maruz kaldığı zarar daha büyüktür. Basit yaralama genellikle kısa süreli tedavi gerektirir iken, ağır yaralama durumunda uzun süreli, karmaşık, bazen de ömür boyu devam eden tedavi süreçleri gündeme gelebilir. Sanığın yargılandığı süreçte, yaralamanın basit mi yoksa nitelikli mi olduğunun tespiti büyük önem taşır.

Kasten Adam Yaralama 

Mağdur kişinin aldığı yaralar ciddi fiziksel travmalara yol açabilir. Kırıklar, kesikler, iç kanama ve organ hasarları gibi yaralanmalar, uzun süreli veya kalıcı sakatlıklara neden olabilir. Bu durum, mağdurun günlük aktivitelerine ve iş hayatına katılımını olumsuz etkileyebilir. Tıbbi tedavi masrafları ve iş göremezlik dönemi gibi faktörler, mağdurun ekonomik durumunu olumsuz etkileyecektir. Kalıcı yaralanmalar, kişinin iş bulma kapasitesini sınırlayabilir ve onun finansal güvencesizliğe düşmesine yol açabilir.

Kasten Adam Yaralamanın Cezası 

Mağdura hafif bir yaralanma neden olan failler, Türk Ceza Kanununun 86/1 maddesi gereği bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralanmalarda, faile, Türk Ceza Kanununun 86/2 maddesine göre dört aydan bir yıla kadar hapis cezası uygulanır. Kasten yaralamanın sonucu mağdurun bedeninde oluşan etki eğer basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek boyutta ise şikayet aranır. Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede etki bırakan yaralamalarda ise şikayet aranmaz. 

Suç işleyen kişinin durumuna ve yaralamanın oluş şekline göre hâkim, Türk Ceza Kanununun  62. maddesi gereğince cezada takdiri indirim yapabilir. Türk Ceza Kanununun 51. maddesi gereğince, verilen ceza belirli koşullar altında ertelenebilir. Ancak bu, suçun niteliğine ve faile özgü durumlara bağlıdır. Ayrıca, kasten yaralama suçuyla ilgili tespit edilen ağırlaştırıcı ya da hafifletici sebepler, cezanın türü ve miktarı üzerinde etkili olabilir. Örneğin, mağdurun yakın akrabası olması ya da suçun kamu görevlisine karşı görevi sebebiyle işlenmiş olması cezanın artırılmasına neden olabilir.

Meşru Müdafaa ve Haksız Tahrik

Kasten yaralama suçu, bireyler arasında yaşanan anlaşmazlıklar neticesinde ortaya çıkabilen bir suçtur. Ancak her fiziksel müdahale suç olarak değerlendirilmez. Özel durumlar kapsamında ele alınan meşru müdafaa ve haksız tahrik halleri, kasten yaralama suçunun hukuki sonuçlarını etkileyebilir. Meşru müdafaa, bir saldırıya karşı korunma hakkıdır. Bireyin kendisine, başkasına veya haklarına yönelik haksız bir saldırıyı önlemek, bertaraf etmek ya da saldırının etkilerini azaltmak amacıyla gerçekleştirdiği eylemler, meşru müdafaa kapsamında değerlendirilir.

Bu durumda, meşru müdafaa sınırları içerisinde kalan zarar verme eylemi suç oluşturmaz. Meşru müdafaa halinde dikkat edilecek noktalar şunlardır: Saldırı haksız ve halen  devam ediyor olmalıdır.  Müdafa saldırıyı önlemeye yönelik olmalıdır. Kullanılan savunma saldırı ile orantılı ve zorunlu olmalıdır. Haksız tahrik, kişinin haksız bir davranışla öfkelendirilerek kontrolünü kaybetmesi ve bu nedenle kasten yaralama suçunu işlemesidir. Haksız tahrik altında işlenen suçlar için cezada indirim yapılır. 

Ancak, haksız tahrik indirimi uygulanabilmesi için bazı şartların varlığı aranır:

  • Yaralamanın tahrik edici bir davranış sonrası gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Tahrik edici davranışın suça konu eylemle orantılı bir öfkeyi ya da üzüntüyü meydana getirmesi gerekir.
  • Yaralama fiili tahrikin etkisi altında işlenmelidir. 

Her iki özel durum da kasten yaralama suçunun yargılanmasında önemli rol oynar ve bu sebeplerle suç unsurlarının değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken maddi ve manevi faktörlerdir.

Kasten Adam Yaralama Suçu 

Kasten yaralama, Türk Ceza Kanunu’nda bireyin vücut bütünlüğünün kasıtlı olarak bozulduğu fiilleri kapsar. Bu suçun temel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kastın Varlığı: Suçun temelini oluşturan unsurdur. Failin, mağdura zarar verme amacıyla hareket etmesi gerekmektedir. Kazara meydana gelen yaralanmalar bu suç kapsamında değerlendirilmez.
  • Fiilin Yaralama Sonucu Doğurması: Failin eyleminin mağdurda fiziksel anlamda bir zarara yol açması gerekmektedir. Bu zarar geçici ya da kalıcı sağlık sorunları şeklinde ortaya çıkabilir.
  • Fiilin Hukuka Aykırı Olması: Eğer yaralama eylemi meşru müdafaa, zorunlu müdahale gibi hukuki sebeplerle yapılmışsa suç unsuru ortadan kalkar. Kasten yaralamanın gerçekleşmiş bir zarar sonucunu doğurması gerekir. Eğer fiil herhangi bir zarar oluşturmazsa, yaralama suçu oluşmamış sayılır.

Bu özellikler kapsamında, kasten yaralama suçu genellikle “basit yaralama” ve “nitelikli yaralama” olmak üzere iki temel kategoriye ayrılır. Basit yaralama, mağdurun sağlığının veya vücut işlevlerinin geçici süreyle bozulması durumunda; nitelikli yaralama ise mağdurun sağlığının veya vücut işlevlerinin uzun süreli veya sürekli olarak bozulması gibi ağırlaştırıcı unsurların varlığında söz konusu olur. Her iki durumda da farklı cezai yaptırımlar uygulanabilir.

Kasten Adam Yaralama Suçunda Haksız Tahrik İndirimi 

Kasten adam yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda bir kişinin vücut bütünlüğüne veya sağlığına kasıtlı olarak zarar verme fiili olarak tanımlanır. Ancak bu suçun işleniş biçimine göre bazı hukuki indirimler uygulanabilir. Bu indirimlerden biri “haksız tahrik” altında incelenir. Haksız tahrik, failin suçu işlerken maruz kaldığı bir haksız tutum veya tehdit sonucu psikolojik bir baskı altında hareket etmesi ve bu yüzden tam olarak özgür iradesiyle hareket edememesi halini ifade eder. Bu durum, failin cezai sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz, ancak cezanın hafifletilmesine sebep olabilir. Yapılacak indirim oranı, somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilir ve şu faktörler göz önünde bulundurulur:

  • Failin maruz kaldığı tahrik derecesi,
  • Tahrik edici davranışın yoğunluğu ve süresi,
  • Failin kişilik özellikleri,
  • Tahriki yatıştırma yeteneği,
  • Olayın meydana geldiği ortam ve şartlar.

Kanun maddeleri uyarınca, haksız tahrik hali tespit edildiğinde, verilecek ceza bir alt sınırdan başlayarak indirilebilir. Tahrik etkisi altında işlenen kasten yaralama suçunda, fail lehine belirli oranlarda indirim yapılabilir. İndirim oranı, hakim veya mahkemenin takdirine göre belirlenir ve neticeye etki eden tüm koşullar ayrıntılı bir şekilde incelenir. Bu süreçte, kanunun amacı suçu tamamen mazur göstermek değil, adalet duygusunun gerektirdiği orantılı bir cezanın tayin edilmesini sağlamaktır. Haksız tahrik indirimi, her kasten yaralama davasında otomatik olarak uygulanmaz ve her olayın kendi özgül koşullarına göre değerlendirilmesi esastır.

Kasten Yaralama Sonucu Ölüm İle Kasten Öldürme Arasındaki Fark 

Kasten yaralama sonucu ölüm ve kasten öldürme arasında önemli farklar bulunmaktadır. Bu iki suç tipi, failin niyeti ve eylemlerinin sonuçları bakımından Türk Ceza Kanunu tarafından farklı şekillerde ele alınır.  Kasten yaralama sonucu ölüm, failin öldürme kastı olmaksızın bir kişiyi yaraladığı ve bu eylemin beklenmedik bir şekilde ölümle sonuçlandığı durumlarda meydana gelir. Buna karşılık, kasten öldürme suçunda failin açık bir öldürme niyeti bulunmalıdır. Kasten yaralama sonucu ölümde, fail asıl olarak yaralama eylemini gerçekleştirmiştir ve ölüm bağımsız bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır.

Ancak, kasten öldürmede ölüm asıl hedeflenen sonuçtur. Ayrıca, taksirle öldürme de kasten yaralama sonucu ölüm ile karıştırılmamalıdır. Taksirle öldürme, ihmal veya dikkatsizlik sonucu meydana gelen ölümleri kapsarken, kasten yaralama sonucu ölümde failin bir ölçüde kasıtlı hareketi bulunmaktadır. Bu farklar, failin hukuki sorumluluğunun ve cezanın belirlenmesinde temel teşkil eder ve sonuçların ağırlığını ortaya koyar. Bu yüzden, her bir suç tipinin ayrı değerlendirilip, failin fiilen ne tür bir eylem gerçekleştirdiğinin dikkatle incelenmesi gerekmektedir.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi 

Kasten yaralama suçu, genellikle failin mağdura yönelik kasıtlı hareketleri sonucu işlenir. Bununla birlikte, kasten yaralama suçu bir ihmal sonucu da işlenebilir. İhmal, kişinin gerekli özeni göstermemesi ve bu nedenle başkasının zarar görmesine sebep olması durumudur. Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi, failin doğrudan zarar verme kastı olmaksızın, başkasının yaralanmasına yol açacak bir eylemde bulunmasını ifade eder. Kasten yaralama suçunun ihmali bir davranışla işlenmesi şu durumlarda söz konusu olabilir:

  • Gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması,
  • Mesleki ya da teknik kurallara uygun hareket edilmemesi,
  • Riskli faaliyetlerde bulunulması sırasında dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranılması.

Bu tür ihmal durumları, kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için yeterli sayılabilir. Failin, mağdurun zarar göreceğini öngörmesi ve buna rağmen gerekli tedbiri almaması, ihmal kastı olarak değerlendirilebilir. Türk Ceza Kanunu, failin hareketinin sonucunda mağdurun yaralandığı ve failin bu sonucu ön görebilecek durumda olduğu hallerde, ihmali davranış nedeniyle kasten yaralama suçunun işlendiğini kabul eder. Özellikle iş güvenliği kurallarının ihlali ya da trafik kurallarına aykırı hareket gibi genel güvenliği tehlikeye düşürme potansiyeli taşıyan davranışlar, kasten yaralama suçunun ihmal yoluyla işlenmesine örnek teşkil edebilir. Fail, bu tür davranışlarıyla kasten yaralama suçunun manevî unsurunu, yani ‘taksirle’ işleme koşulunu oluşturmuş olur.

Sonuçta, bir kişinin başkasını yaralayacak şekilde hareket etmesi ve bu yaralanmanın ihmalî bir davranışla gerçekleşmesi, kasten yaralama suçunun oluşmasına yol açabilir. Bu suçun kanun önünde sorumluluk gerektirmesi, failin öngörülebilir bir yaralanma riskini göz ardı ederek gerekli özeni göstermemesinden kaynaklanır.

Yumruk Atmanın Cezası 

Bir kişiye yumruk atmak, eğer bu eylem yaralanmaya sebebiyet verirse, kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir. Yumruk atma eyleminin cezası, oluşan yaralanmanın boyutuna ve doğurduğu sonuçlara göre değişkenlik gösterir. Eğer mağdur özel bir durumda ise (hamile kadın gibi) ve yaralama bu özel koşullar altında gerçekleşmişse, fail için daha ciddi hukuki sonuçlar söz konusu olabilir. Önemli olan, yumruk atmanın sonucunda meydana gelen zararın boyutudur. Yumruk atmanın hukuki sonucu, tıbbi raporlar ve adli tıp incelemeleri neticesinde belirlenen yaralanmanın derecesine göre yargı makamları tarafından belirlenecektir. Mağdurun şikayetçi olması ve suç duyurusunda bulunması durumunda, olayın mahkeme tarafından incelenerek fail hakkında yargılama yapılacaktır.  

Kör Etmenin Cezası

Kasten yaralama suçunda, faaliyetin suç sayılabilmesi için kişinin bir başka kişiye karşı kuvvet kullanması veya onun sağlığını bozacak biçimde hareket etmesi gerekmektedir. Söz konusu suçun bir alt türü olan “kör etme”, mağdurun görme yetisinin tamamen veya kısmen kaybedilmesine neden olacak eylemleri içerir. “Kör etme” eylemi, kasten yaralama suçunun ağırlaşmış biçimi olarak kabul edilir ve bu nedenle verilen cezalar da daha ağırdır. Kör etme fiili gerçekleştiğinde, mağdurun vücut bütünlüğünün ve sağlık durumunun ciddi şekilde zarar görmesi söz konusudur.

Ceza belirlenirken, faile karşı takdiri indirim uygulanıp uygulanmayacağı mahkeme tarafından değerlendirilir. Saldırının şiddeti, öncesi ve sonrasında failin tutumu gibi faktörler ceza miktarını etkileyebilecek unsurlardandır. Bununla birlikte, mağdurun maruz kaldığı zararın büyüklüğü ve kalıcı etkileri nedeniyle kör etme suçu, oldukça ağır cezai yaptırımları beraberinde getirir.

Kasten Yaralama Suçuyla İlgili Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

Kasten yaralama suçu nedir?

Kasten yaralama suçu, kişinin başka bir kişinin beden bütünlüğünü bilerek ve isteyerek bozması eylemidir. Bir başkasına fiziksel zarar vermek bu suç kapsamına girer.

Kasten Yaralama Suçu Nasıl İspatlanır?

Kasten yaralama suçunun ispatı için tıbbi raporlar, tanık ifadeleri, güvenlik kamera görüntüleri gibi deliller kullanılır. Mağdurun yaralanmasına sebep olan eylemin, fail tarafından kasten gerçekleştirildiğini gösteren kanıtlar gereklidir.

Kasten Yaralama Suçunu İşleyen Kişi Serbest Bırakılır Mı?

Bu, suçun niteliğine ve yargı sürecinin aşamasına bağlı olarak değişir. Hakim, şüphelinin kaçma riski, delilleri karartma ihtimali gibi unsurları dikkate alarak tutuklanmasına veya diğer adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar verir.

Mağdurun Şikayetçi Olmaması Halinde Kasten Yaralama Suçu İçin Kovuşturma Yapılmaz mı?

Eğer yaralama basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeydeyse ve kamu düzenini bozucu bir nitelik taşımıyorsa, mağdurun şikayetçi olması gerekir. Ağır yaralamalarda ise mağdurun şikayetine gerek yoktur. 

Kasten Yaralama ve Toplum Üzerindeki Etkileri

Kasten yaralama suçu, sadece mağdurun psikolojik ve bedensel bütünlüğüne zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda toplum üzerinde derin ve uzun vadeli etkiler bırakabilir. 

Kasten Yaralama Suçunun İşlenme Biçimleri Nelerdir? 

Kasten yaralama suçu, belirli şekillerde işlenebilir. Bu suç tipleri genellikle failin niyeti, kullanılan araç, yöntem ve yaralamanın oluşturduğu etkiye göre sınıflandırılır. İşte kasten yaralama suçunun işlenme biçimleri: Kişiye fiziksel güç kullanarak vurmak, itmek veya herhangi bir şekilde zarar vermek. Silah Kullanma: Kesici, delici aletler veya ateşli silahlar kullanarak yaralama. Zehirleme: Kişiyi zehirleyerek sağlık durumunun bozulmasına sebebiyet verme. Hayvan Saldırtma: Saldırgan bir hayvanı başka bir kişi üzerine kışkırtarak yaralanmasına neden olma. Tuzak Kurma: Kişinin yaralanmasına neden olacak bir durum veya tuzak hazırlama. Bu çeşitli yöntemler aracılığıyla kişiye zarar verildiği takdirde, eylem kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilir. Yaralamanın ağırlığına ve sonuçlarına bağlı olarak suçun nitelikli halleri de bulunabilmektedir ve bu durumlar daha ağır yaptırımlar gerektirebilir. 

Yorum yapın