Eşin Miras Payı

Eşin miras payı her durumda aynı olmayacaktır. Miras bırakan kişinin öldüğü tarihte sağ kalan eşi bulunması halinde sağ kalan eş her durumda yasal mirasçı olacaktır. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan kan hısımlarından kimsenin bulunmaması halinde sağ kalan eş tek başına mirasçı olacaktır.

Sağ kalan eşin diğer yasal mirasçılarla birlikte mirasçı olması durumunda alacağı pay değişkenlik gösterecektir. Duruma göre miras bırakanın çocukları ile veya anne ve babası ile mirasçı olabilir. Eğer her üç zümrede de mirasçı olabilecek kimse bulunmuyorsa, sağ kalan eş tek başına mirasçı olur. Sağ kalan eşin mirasçılığı ve pay oranı Türk Medeni Kanununun 499 maddesinde düzenlenmiştir.

Ölüm tarihinde tarafların boşanmış olması durumunda sağ kalan eş mirasçı olamayacaktır. Yasal olarak resmi nikâhı bulunanlar birbirine mirasçı olabileceklerinden dolayı imam nikâhlı eşler birbirlerine mirasçı olamazlar.

Kanuni mirasçı olan eş, diğer varislerle birlikte mirası paylaşır.  Eşler arasındaki miras hakları, Türk Medeni Kanunu ile düzenlenmiştir. Miras hakkının genel çerçevesi, hayatta kalan eşle birlikte miras bırakanın alt soyundan gelen kişilerle veya anne-baba ve kardeşleriyle birlikte mirasçı olmasına göre değişkenlik gösterir. Eğer miras bırakan kişinin altsoyundan (çocukları veya onların çocukları) gelen bir mirasçı varsa, hayatta kalan eş mirasın dörtte birine hak kazanır. Miras bırakanın altsoyu yoksa ancak anne-babası yaşıyorsa, hayatta kalan eş mirasın yarısına hak kazanır. Diğer yandan, Türk hukuk sisteminde evlilik dışı çocuklar ile evlilik içi çocuklar arasında miras payları bakımından bir fark bulunmamaktadır.

Sağ Kalan Eşin Miras Payı

Evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerine mirasçı olmaları, Türk Medeni Kanunu’nda çeşitli durumlara göre düzenlenmiştir. Eşin mirasçılığı, miras bırakanın geride bıraktığı diğer varislerin olup olmamasına göre değişkenlik gösterir.  Türk Medeni Kanunu’na göre, miras bırakanın çocukları var ise, eşin miras payı duruma özel olarak belirlenir. Öncelikle, eş ve çocuklar mirasçı olarak kabul edilirler. Eğer miras bırakanın evliliği sırasında evlat edindiği çocuklar var ise, bu çocuklar da biyolojik çocuklar gibi miras hakkına sahiptir. Miras paylaşımı sürecinde bir avukattan profesyonel destek almak, hak kaybına uğramamak ve yasal sürecin doğru bir şekilde işlemesi için önemlidir. Eğer miras bırakan kişinin önceki evliliklerden çocukları varsa, bu çocuklar da mirastan pay alır. Türk Medeni Kanuna göre, çocuklar mirasın zorunlu paydaşlarıdır ve eşin payı, bu çocukların varlığına göre ayarlanmalıdır. Önceki eşler mirastan pay almazlar, çünkü miras hukukunda, evlilik bağının sona ermesiyle birlikte mirasçılık hakları da son bulur. Türk Medeni Kanununa göre, bir kişi vasiyet yoluyla mal varlığının tamamı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamaz. Yasal mirasçılar arasında eş de bulunmaktadır ve eş, mirasta kanuni saklı paya sahiptir. Vasiyetle eşin saklı payının ihlal edilmesi durumunda eş, tenkis davası açabilir. Miras hukukunda, vefat eden kişinin eşi, kanunlar çerçevesinde belirli oranlarda miras payına hak kazanır. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin miras payı, diğer mirasçıların varlığına ve sınıfına göre değişiklik gösterir. Eşin miras payı, bir dizi faktöre bağlı olarak belirlenmektedir. Bu faktörler içinde en önemli olanı, diğer mirasçıların varlığı ve miras bırakanla olan hukuki ilişkilere dayanmaktadır. Miras paylaşımında eşin durumunu netleştirebilmek için ise, genellikle bir avukattan hukuki destek almak tavsiye edilir, çünkü miras hukuku karmaşık bir yapıda olup, konunun uzmanları tarafından en doğru şekilde yönetilmesi gerekmektedir.

Mirasta Eşin Payı

Türk Medeni Kanunu, eşin miras payının belirlenmesinde öncelikli olarak miras bırakanın evli olup olmadığına ve çocuklarının olup olmadığına bağlı farklı kurallar koymaktadır. Bu durumlar aşağıda detaylandırılmıştır. Eğer miras bırakanın evladı varsa ve evlilik devam ediyorsa, eş mirasın 1/4’ünü alır. Miras bırakanın anne ve babası hayatta ise ve çocuğu yoksa, eş mirasın yarısını alır; diğer yarısı anne ve babaya eşit şekilde bölünür. Miras bırakanın vasiyetnamesi veya yasal mirasçılık kuralları, eşin alacağı miras payını etkileyebilir. Miras konuları çoğu zaman karmaşıktır ve eşin miras payı da birçok farklı etkene bağlı olarak değişebilir. Kanuni hakların tam olarak anlaşılabilmesi için alanında uzman bir avukatla görüşmek, en doğru bilgiye ulaşmanız için önemlidir. Türk hukuk sistemi içerisinde miras hukuku, kişilerin ölümü halinde mal varlıklarının aktarılmasını düzenleyen önemli bir alanı temsil etmektedir. Ancak, Medeni Kanun’un kabul edildiği 1926 yılı öncesinde, eşe düşen miras payı konusunda farklı hukuki düzenlemeler geçerliydi.

Eşin Birinci Derece ile Birlikte Mirasçı Olması Durumunda

Birinci dereceden yakınlar henüz hayatta ise eşin alması gereken miras payı 4’te 1 oranda belirlenmiştir. Sizlere olayı bir örnek üzerinden açıklamamız gerekir ise;

100 bin liralık bir mirastan eşin alması gereken pay miktarı 25 bin liradır. Bu eş ve miras bırakan kişinin 3 çocuğu olduğunu varsayarsak, 3 çocuk anneden veyahut da babadan kalan 75 bin liralık mirası 3 eşit parçaya pay ederek kullanmalıdır. Dolayısıyla her bir çocuk başına 25 bin liralık miras düşmektedir.

Eşin İkinci Derece ile Birlikte Mirasçı Olması Durumunda

Miras bırakan kişinin herhangi bir birinci dereceden yakınının bulunmaması durumunda, ikinci dereceden yakınlar ile mirası paylaşacak olan eşin alacağı miras payı da artacaktır. Bu durumda eşin alması gereken miras oranı Türk Medeni Kanunu 499. Madde gereğince yarı yarıya olarak belirlenmiştir.

Az önce sizler ile yukarıda paylaştığımız ve 100 bin liralık bir mirası konu alan örneğimize göre bu sefere eş 50 bin lira kadar pay alırken, miras bırakanın annesi ve babası eğer hayattalar ise 25’er bin lira kadar mirastan pay alacaklardır. Tabii ki burada dikkat edilmesi gereken bir konu ise miras bırakan kişinin kardeşleridir. Annesi ve babası ölmüş miras bırakan kişinin kardeşleri, her biri eşit oranda pay alarak 50 bin lirayı bölüşme hakkına sahiptirler.

Eşin Üçüncü Derece ile Birlikte Mirasçı Olması Durumunda

Üçüncü zümre ele alındığında ise hısımlık bağı giderek zayıflayacağı için eşin mirastan alacağı pay oranı da artmaktadır. Bu durumda sağ kalan eşin mirastan alacağı pay oranı 4’te 3’ü kadardır. Yani 100 bin lira değerindeki mirasın 75 bin lirasını miras bırakanın sağ kalan eşi almaktadır. Bu durum da yine Türk Medeni Kanunu 499. maddesi ile belirlenmiştir.

Kalan 25 bin lirayı ise eşin üçüncü zümreden yakınları almaktadır. Miras bırakanın dedesi veyahut da ninesi hayatta ise 25 bin lirayı kişi başına 12 bin 500 lira olacak şekilde bölüşmeleri gerekmektedir. Miras bırakanın öldüğü tarihte dedesinin ve ninesinin hayatta olmaması olasılığında; duruma göre miras bırakanın halası, teyzesi, amcası, dayısı veya onların çocukları mirasçı olacaklardır.

Eşin Yalnız Başına Miras Hakkına Sahip Olduğu Durumlar

Türk Medeni Kanun hükümlerine göre eğer miras bırakanın üç dereceden de mirasçısı bulunmuyorsa, tek mirasçı miras bırakanın sağ kalan eşi olacaktır. Ayrıca bu duruma göre, eşin var olması, devletin miras hakkının da önüne geçmektedir. Sağ kalan eş, söz konusu miras mallarının tamamına sahip olur.

Nikâhsız Eşin Miras Payı

İmam nikâhlı eşin miras payı var mıdır? Sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi için miras bırakan ile aralarında geçerli bir evlilik ilişkisi bulunması gerekmektedir. Bu sebeple imam nikâhlı eşin miras payı olmayacaktır. İmam nikâhlı eş mirasçılık belgesinde bulunmayacaktır. Mirastan pay alamadığı gibi, ölen eşinin aldığı emekli maaşından da yararlanamayacaktır.

Eşin Miras Payında Evlilik Rejimlerinin Etkisi

Türk Medeni Kanununa göre, miras bırakanın vefatı halinde, eşin miras payına etki eden faktörlerden biri de evlilik içerisindeki mal rejimidir. Türkiye’de yasal mal rejimi olarak kabul edilen “edinilmiş mallara katılma rejimi” haricinde, çiftlerin seçebilecekleri diğer mal rejimleri şunlardır: mal ayrılığı rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ortaklığı rejimi. Bu farklı mal rejimlerinin her biri, eşin miras payının hesaplanmasında farklı sonuçlar doğurabilir. Eşlerin mal rejimi seçimi sadece mal varlıklarının yönetilmesi sırasında değil, miras hukuku bağlamında da önemli sonuçlar doğurur. Bu sebeple, eşlerin evlilikleri sırasında mal rejimi tercihlerini bilinçli yapmaları ve bu tercihlerin uzun vadeli sonuçlarını göz önünde bulundurmaları tavsiye edilir.

Eşler Arası Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Miras

Türk Medeni Kanunu’na göre, eşler arasında mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik birliği içerisinde edinilen malların yönetimi ve paylaşımı ile ilgilidir. Bu rejim evlilik süresince edinilen malların, eşlerden birinin ölümü halinde nasıl paylaşılacağını da içermektedir. Eşlerden biri vefat ettiğinde, hayatta kalan eş, kanuni mirasçı olarak miras hakkına sahiptir. Kanun koyucu, hayatta kalan eşin korunmasını ve miras hukukunun adaletli bir şekilde işlemesini sağlamak amacıyla, bu rejimi öngörmüştür. Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin birlikte oluşturdukları mal varlığının, vefat sonrası hakkaniyetli bir şekilde paylaşılmasına olanak tanır. Bu anlamda, miras hukukunda eşin miras payı, edinilmiş malların paylaşımı ile doğrudan ilişkilidir.

Yasal Mal Rejimi ve Eşin Mirasçılığı

Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin evlilik süresince edindikleri mallar (miras veya bağışlar hariç) her ikisinin de ortak malı sayılır ve evlilik birlikteliği sona erdiğinde, ya boşanma ya da ölüm yoluyla, eşlerin ya da mirasçılarının paylarının belirlenmesinde bu mallar dikkate alınır. Eğer ölen kişinin çocukları varsa, hayatta kalan eş, çocuklarla birlikte yasal mirasçıdır. Ölenin altsoyu bulunmuyor ve anne-baba veya bunların altsoyu yaşıyorsa, eş, mirasın yarısını  alır. Ölen kişinin vasiyeti varsa ve bu vasiyet yasal miras paylarını etkiliyorsa, yasal sınırlar dahilinde kalan kısım için geçerlidir ve hayatta kalan eşin yasal mirasçılığı, vasiyetnamenin koşulları nedeniyle etkilenebilir.

Eşin Reddi Miras Hakkı ve Sonuçları

Miras bırakan kişinin ölümü halinde kanuni ya da atanmış mirasçılardan biri olan eş, mirasa ilişkin bazı kararları almak durumundadır. Eşin reddi miras hakkı, söz konusu mirası kabul etmeme yetkisidir. Bu tercih, çeşitli sebeplerle gerçekleştirilebilir ve önemli sonuçlar doğurabilir. Eşin mirası reddetme hakkını kullanması için, vefat edenin ölümünden itibaren Türk Medeni Kanunu’na göre üç aylık yasal süreye tabidir. 

Yabancı Uyruklu Eşlerin Miras Payı 

Evlilik birliği içerisinde çiftlerden birinin yabancı uyruklu olması, miras hukuku açısından bazı karmaşık durumları beraberinde getirebilir. Yabancı uyruklu eşlerin miras payı, farklı devletlerin hukuk sistemleri arasındaki çatışmalardan dolayı uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ele alınır.

Miras, miras bırakanın son ikametgahının bulunduğu yerin hukukuna göre açılır. Eğer miras bırakanın mal varlığı farklı ülkelerde bulunuyorsa, her ülkenin kendi hukuku bu mal paylaşımını düzenleyebilir.

Yargıtay Kararı Eşin Miras Payı

Davacılar vekili, davacıların babası olan miras bırakanın 02.05.2008 tarihinde öldüğünü, geriye mirasçı olarak ilk evliliğinden olan çocukları davacılar ile ikinci eşi Fatma’nın kaldığını, ancak miras bırakanın vefat etmeden önce ikinci eşine karşı Antalya Aile Mahkemesi’nin 2011/1***6 Esas sayılı boşanma davası açtığını ve bu dava devam ederken miras bırakanın vefat ettiğini, davaya çocukları tarafından kusur yönünden devam edildiğini, yapılan yargılama sonucunda Mahkeme’nin kararı ile davalı eşin kusurlu olduğunun tespitine karar verildiğini, kararın Yargıtay 2.Hukuk Dairesi tarafından onandığını açıklayarak miras bırakan babalarının mirasçılarını gösterir veraset belgesinin verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, miras bırakanın 02.05.2008 tarihinde ölümü ile mirasçı olarak eşi ile 09.03.1998 tarihinde ölen eski eşi Sultan’dan olma çocukları; N**n, B***m ve N**i’ye bıraktığı kabul ederek miras paylarını belirlemiştir.

Hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından kusurlu eşe pay verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 575. maddesi hükmünde mirasın ölümle açılacağı, aynı kanunun 181.maddesinin birinci fıkrası hükmünde boşanan eşlerin bu sıfatla birbirlerinin mirasçısı olamayacakları ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybedecekleri, ikinci fıkrasında ise boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması halinde de yukarıdaki hükmün uygulanacağı açıklanmıştır.

Toplanan delillerden, miras bırakan ile 13.09.2000 tarihinde evlendikleri, miras bırakan tarafından boşanma davası açıldığı ve miras bırakanın yargılama sırasında 02.05.2008 tarihinde öldüğü, geride kalan mirasçıları tarafından boşanma davasına devam edildiği, Antalya Aile Mahkemesi’nin 2011/1***6 Esas, 2012/5**0 Karar ve 07.05.2012 günlü kararıyla davalı eşin kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği, mahkemenin bu kararının Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Az yukarıda açıklanan yasal düzenleme gözetildiğinde kusurlu eşin miras bırakana mirasçı olamayacağı ve mirasından pay alamayacağı kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, mahkemece kusurlu eşe de mirastan pay verilmesine karar verilmesi isabetsiz, davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/15088 E. , 2014/9135 K.

Yorum yapın