Atanmış Mirasçılar

Atanmış Mirasçı

Yasal mirasçılar yanında bir de atanmış mirasçılar bulunmaktadır. Bunlar ise vasiyetname ile veya miras sözleşmesi ile miras bırakanın belirlediği kişilerdir. Atanmış mirasçılar, herhangi bir hısımlık bağı olmamasına rağmen miras bırakan kişinin ataması ile mirasçı olan kimselerdir. Bu kişiler miras bırakanın arkadaşı gibi gerçek kişiler olabileceği gibi, vakıf veya dernek gibi tüzel kişiler de olabilir.

Yasal mirasçısı bulunmakla birlikte yasal mirasçılarına mirasını bırakmak istemeyen kimseler kendilerine mirasçı atayabilirler. Özellikle çocukları bulunmayan kimseler bu yolla miraslarını istedikleri kimselere bırakabilirler. Hayatta hiçbir yasal mirasçısı bulunmayan kişiler de mirasçı atayabilirler.

Miras bırakan vasiyetname ile veya miras sözleşmesi ile mirasçı atayabilir. Bunların dışında mirasçı atanması mümkün değildir.

Kişinin ölümünden sonra mal varlığını istediği kişiye bırakması, özel bir hukuki düzenleme ile mümkündür. Özellikle, kişi hayattayken atanmış mirasçılar konusunda tasarruflarda bulunabilir. Bu sayede kendi isteklerine göre mirasın geleceğini şekillendirebilir. Buna ölüme bağlı tasarruf denir ve malvarlığı üzerindeki serbest yönetim hakkının en dikkate değer örneklerinden biridir.

Bir kişi, atanmış mirasçıları belirleyerek, kendi mal varlığını ölümünden sonra istediği şekilde paylaştırma hakkına sahiptir. Bu süreç, miras bırakanın özgür iradesiyle gerçekleşir ve kişisel tercihlerini yansıtır. Bu tercihler, vasiyetname ya da benzeri yasal belgeler aracılığıyla hayata geçirilir.

Atanmış mirasçılar, miras bırakanın Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde yapmış olduğu bu atamalar ile miras haklarına sahip olurlar. 

Atanmış mirasçılar, yasal mirasçılar gibi, mirasın paylaştırılmasında eşit haklara sahiptirler. Böyle bir atamaya tabi olmuş mirasçılar, kanunen belirlenen mirasçılarla aynı seviyede kabul edilir ve mirastan hak iddia edebilirler.

Miras hukukunda, kişisel tercihlerin geçerliliği ve atanmış mirasçıların korunması önemli bir yer tutar. Her birey, kendi malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilme ve ölüme bağlı tercihlerini belirleyebilme hakkına sahiptir. 

Mirasçı Atama Nasıl Yapılır?

Mirasın nasıl dağıtılacağını belirlemek, miras bırakanın en önemli kararlarından biridir. Atanmış mirasçılar ile ilgili düzenlemeler, kişinin vasiyetname ya da miras sözleşmesi yoluyla ölümünden sonra mal varlığının kime ve nasıl geçeceğini belirleyebilmesine olanak tanır. Kişi, mirasının tamamını veya bir kısmını, belirlediği bir veya daha fazla şahsın almasını istemiş ise bu kişiler atanmış mirasçı olarak kabul edilirler.

Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra mal varlığının nasıl paylaşılacağını belirttiği hukuken bağlayıcı yazılı belgedir. Bu, miras bırakanın son iradesini yansıtır ve mahkeme tarafından yerine getirilmesine karar verildiği takdirde mirasın dağıtımı bu belgeye göre yapılır.

Miras sözleşmesi, miras bırakanın yaşarken bir veya daha fazla kişi ile anlaşma yaparak mal varlığının belli bir bölümünü veya tamamını bu kişilere devretmeyi taahhüt ettiği yazılı bir sözleşmedir. Bu sözleşme noterde ya da tapu müdürlüğünde yapılır. 

Miras bırakanın isteğine göre belirlenen atanmış mirasçılar, yasalar çerçevesinde haklarını ileri sürebilir ve mirasın dağıtımında öncelikli olarak dikkate alınır. Bu sayede miras bırakan, ölümünden sonra sevdiklerinin maddi geleceğini güvence altına alabilir ve mal varlığının istediği kişiler arasında adil bir şekilde bölüşülmesini sağlayabilir.

Önemli olan, atanmış mirasçıların haklarının ve miras bırakanın son iradesinin yerine getirilmesidir. Böylece mirasın aktarımı sırasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçilmiş olur. Atanmış mirasçılar, miras bırakanın son dileğine uygun olarak mirasın yönetilmesi ve dağıtılması sürecinin önemli bir parçasıdır.

Kimler Mirasçı Olarak Atanabilirler?

Miras bırakma sürecinde, atanmış mirasçılar konusu oldukça esnek düzenlemelere sahiptir. Bu kapsamda, vasiyetname aracılığıyla bir kimsenin mirasını kimlere bırakacağı hususunda herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Bireyler, atanmış mirasçılar olarak hem gerçek hem de tüzel kişileri belirleyebilir.

Mirasbırakan, mirasını dilediği kişilere aktarma konusunda geniş yetkilere sahiptir. Bu yetki, yalnızca yasal mirasçılar ile sınırlı olmayıp; yasal mirasçısı olmayan şahıslar, akraba ya da akraba olmayan kişiler de dahil olmak üzere, istenilen herhangi bir kişiye miras bırakma imkanı tanır.

Yasal düzenlemeler, bireylerin atanmış mirasçılarını belirleme konusunda oldukça serbest bırakmıştır. Bu serbesti, miras bırakanın mal varlığı üzerinde istediği planlamayı yapabilmesi için büyük önem taşır.

Bir kişinin, mirasını kimlere bırakacağına karar vermesi son derece kişisel bir tercihtir. Miras bırakan, aile bireylerinden bir derneğe, uzak bir akrabaya ya da tamamen yabancı bir kişiye kadar geniş bir yelpazede seçim yapma özgürlüğüne sahiptir.

Sonuç olarak, miras bırakanın atanmış mirasçılar konusunda geniş bir yetki ve özgürlüğe sahip olduğunu söylemek mümkündür. Yasal sınırlamaların ötesinde, kişi kendi iradesiyle malvarlığının geleceğini şekillendirebilir ve dilediği kişiyi mirasçı olarak atayabilir. Önemli olan, bu tercihlerin yasal bir vasiyetname ile belgelenmesidir.

Atanmış Mirasçının Hakları

Atanmış mirasçılar, tıpkı yasal mirasçılar gibi, vefat eden kişinin bıraktığı mirası bir bütün olarak ve birinci derecedeki varisler olarak kabul ederler. Bir miras bırakan vefat ettiğinde, mirasçılar onun malvarlığını, bu miras ortaklığı kapsamında, yasaların belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde elde ederler.

Mirasçılar, miras bırakanın kişisel eşyalarını, mülkiyet haklarını, alacaklarını ve diğer mal varlık haklarını, taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki hakları doğrudan kazanırlar. Bu haklar herhangi bir işleme gerek olmadan mirasçılara geçer. Ayrıca miras bırakanın borçlarından da kişisel olarak sorumlu hale gelirler. Bu, mirasın kabul edildiği anlamına gelir ve mirasçılar, miras bırakanın varisleri olarak borçlar için de yükümlülüklere katlanırlar.

Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara yasal düzenlemelere uygun olarak mirası devretmekle yükümlüdürler. Buna göre, atanmış mirasçıların da miras bırakanın mal varlığına sahip olma hakkı doğar. Ancak, eğer atanmış mirasçı miras bırakandan önce vefat ederse, bu mirasçılık hakkı onun varislerine geçmez ve vasiyetnamenin bu kısmı etkisiz hale gelir.

Atanmış mirasçılar için önemli bir diğer husus; saklı payları bulunmamaktadır. Atanmış mirasçılar tenkis davası açamazlar.

Vasiyetname ile mirasçı atanmış kişiler, yasal mirasçıların sahip olduğu gibi mirası ret etme hakkına da sahiptirler. Mirası reddetmeyen atanmış mirasçılar, mirasın borçlarından sorumlu olurlar ve bu borçları ödemek zorundadır.

Miras Bırakandan Atanmış Mirasçıya Hakların İntikal Etmesi

Atanmış mirasçılar, miras bırakanın vefatı ile mirasın geçişinde doğrudan mülkiyet haklarına sahip olurlar. Tereke üzerindeki bu haklar, yasal düzenlemeler gereğince mirasçıların adına tescil edilir ve vasiyetnamenin mahkeme kararı ile tenfizi gerekmez. Türk Medeni Kanunu  uyarınca, mirasçılık belgesi alınması yeterlidir.  

Vasiyetnamenin içeriği sadece mirasçı ataması yapmakla ilgili ise ve muayyen mal vasiyeti içermiyorsa, vasiyetnamenin tenfizi için dava açmak hukuki yarar taşımaz. Bu nedenle, söz konusu durumda; atanmış mirasçılar, miras bırakanın vasiyetini icra etme yükümlülüğü olmaksızın, mirasçılık haklarını alabilir ve tapuda gerekli işlemi gerçekleştirebilir. 

Böyle bir durumda mirasçılar tarafından açılacak vasiyetnamenin yerine getirilmesi talepli dava, menfaat yokluğu nedeniyle reddedilmelidir.

Atanmış Mirasçı Mirasçılık Belgesini Hangi Mahkemeden Alır?

Mirasın kimlere geçeceğini ve mirasçılık belgesinin nasıl alınacağını belirleyen Türk Medeni Kanununun mirasçılık belgesi başlıklı 598. maddesi, miras hukukunda önemli bir yeri işgal eder. Bu madde kapsamında iki farklı fıkra mirasçılık belgesine ve vasiyetle atanmış mirasçılar ile vasiyet alacaklılarına ilişkin usul ve koşulları düzenler.

Yasal mirasçılara yönelik olarak, sulh hukuk mahkemeleri ve noterler tarafından ‘mirasçılık belgesi’ düzenlenir. Bu belge, kişinin yasal mirasçı olduğunu kanıtlamak için gereklidir ve miras haklarının kullanılabilmesi için zorunlu bir adımdır. 

Öte yandan, ölüme bağlı tasarrufla atanan mirasçılar ya da belirlenen mal bırakma vasiyetinin alacaklıları söz konusu olduğunda, bu kişiler de talepleri üzerine sulh mahkemelerinden mirasçılık belgesi talep edebilirler. Ancak bu belgenin verilmesi için, diğer mirasçılar veya vasiyet alacaklılarının belirtilen ölüme bağlı tasarrufla ilgili olarak kendilerine bildirimde bulunulmasından itibaren bir ay içinde herhangi bir itirazda bulunmamış olmaları gerekir. İtiraz olmaması durumunda sulh hukuk mahkemelerince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduklarını gösteren bir belge verilir.

Atanmış Mirasçıların Miras Bırakandan Önce Vefat Etmesi

Bazen beklenmedik durumlar ortaya çıkabilir. Özellikle atanmış mirasçılar, miras bırakandan önce vefat etmişse, bu konuda yapılması gerekenler konusu merak edilebilir. Atanmış mirasçıların miras bırakandan önce ölümü durumunda miras hukukunun nasıl işleyeceği ve mirasın akıbeti, birçok kişi için önem teşkil eder.

Atanmış mirasçılardan biri veya birkaçı, miras bırakana göre daha önce vefat ettiğinde, mirasın dağıtılması değişiklik gösterir. Buradaki anahtar nokta, miras bırakanın vasiyetnamesinde yer alan ifadeleridir. 

Vasiyetnamede atanmış mirasçıların önceden vefat ettiği durumlar için özel hükümler bulunabilir. Örneğin, yedek mirasçıların atanması veya mal varlığının diğer yasal mirasçılara geçişi bu hükümler arasında olabilir.

Eğer miras bırakan art mirasçı ya da yedek mirasçı belirlemedi ise Türk Medeni Kanununun ilgili maddelerine göre mirasçılık sıralaması ve mirasın dağılımı gerçekleşir.

Vasiyetnamede yedek olarak belirlenen mirasçılar, atanmış asıl mirasçıların ölümü durumunda, mirasın yeni sahibi olabilirler. Bu durum, mirası bırakan kişinin iradesinin korunması adına önemli bir işlev görür.

Atanmış mirasçılar arasında miras bırakandan önce vefat edenlerin olması, miras meselelerinde karışıklığa neden olabilir. Ancak, Türk hukuk sistemi bu tür durumlar için çeşitli düzenlemelere yer vererek, mirasın adil ve düzenli bir şekilde devredilmesini sağlamaktadır. Vasiyetnameler ve yasal düzenlemeler, bu süreçteki en önemli yönlendiricilerdir.

Mirasçı Atama İle Belirli Mal Vasiyetinin Farkı

Atanmış mirasçılar, vefat eden kişinin malvarlığı üzerindeki yasal haklara sahip olan kişilerdir. Miras, kişinin ölümü ile birlikte yasal varisler ve atanmış mirasçılar arasında paylaştırılan varlıklardır. Burada dikkate alınması gereken özel bir durum ise “belirli mal vasiyeti” kavramıdır.

Belirli mal vasiyeti, vasiyet bırakan kişinin (miras bırakanın), ölümünden sonra, mirasçı olmayan birine kendi malvarlığından belirli bir malın ya da hakkın bırakılmasını istemesidir. Bu noktada, belirli mal vasiyet edilen kişi, terekeye ilişkin yükümlülüklerden yani borçlardan sorumlu tutulmaz. Bu kişi, atanmış mirasçılar arasında sayılmaz ve sadece belirli malın sahibi olarak karşımıza çıkar.

Belirli mal vasiyet edilen kişinin durumu, mirasın bölünmesinde özel olarak ele alınması gereken bir durumdur. Çünkü bu kişi mirasçılık sıfatını kazanmamış, ancak vasiyet nedeniyle malvarlığında belirli bir hak elde etmiştir. Bu kapsamda ilgili kişi, tereke alacaklısı olarak, diğer atanmış mirasçılar nezdinde, kendisine vasiyet edilen malın teslimini talep edebilir. Mirasa ilişkin haklar ve yükümlülükler açısından, belirli mal vasiyeti, atanmış mirasçıların mirası reddetme hakkından farklıdır. Mirası reddetmek yalnızca yasal ve atanmış mirasçılara tanınan bir hak iken, belirli mal vasiyet alacaklısı bu durumdan etkilenmez ve vasiyeti kabul edip etmeme hakkına sahip olmaz.

Özet olarak, belirli mal vasiyetinde, mal vasiyet edilen kişi atanmış mirasçılar sınıfına dâhil olmaz ve mirasın yükümlülüklerinden muaf tutulur. Ancak, kendisine vasiyet edilen mal ya da hak konusunda atanmış mirasçılardan talepte bulunabilir. Bu süreçte, tereke alacaklısı olarak, diğer mirasçılardan farklı bir hukuki duruma sahiptir.

Yorum yapın