Zina Nedir, Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina, önemli bir boşanma sebebidir.  Zinanın varlığı halinde boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır. Eşlerden birinin diğerini aldattığının ispatlanması halinde, mahkemenin boşanma kararı vermesi gerekir. Türk Medeni Kanununda, zina özel boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir. Çünkü zinanın varlığı halinde, evlilik birliğinin derin ve onarılmaz şekilde temelinden sarsıldığı kabul edilir. Hakimin boşanma kararı vermesi için zinanın ispatlanması yeterli olup, aldatma sebebiyle evlilik birliğini temelinden sarsmış olup olmadığının araştırılması gerekli değildir.

Zinanın var sayılabilmesi için en önemli koşul, “cinsel ilişkinin” varlığının ispatlanmasıdır. Davalı erkeğin bir başka kadınla cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle ispatlanamazsa zina sebebiyle açılan boşanma davası reddedilir. Erkek olan eşin başka bir kadınla evden çıkarken veya sokakta yürürken görülmesi zina olarak kabul edilemez. Çünkü bunlar bir başka kadınla cinsel birleşmenin gerçekleştiğini ispat etmez.

Davalı erkeğin bu davranışları zina değil, güven sarsıcı davranıştır. Eğer bir evlilikte eşlerden biri, güven sarsıcı davranışlarda bulunursa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmalarına karar verilebilir.  Zina ispat edilememişse ve boşanma davası sadece zina sebebine dayalı olarak açıldıysa, hakim davanın reddine karar verecektir. Boşanma davası hem zina sebebiyle hem de evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle birlikte açılabilir. Aldatmanın varlığı halinde artık genel boşanma sebebi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz. Genel boşanma sebebi hakkında ayrı bir karar verilmesi  gerekmez.

Zina Nasıl İspat Edilir? 

Boşanma davası açıldığında mahkeme tarafından deliller toplanır ve soruşturma yürütülür. Bu delillerden biri de tanık anlatımlarıdır.  Dinlenen tanıklar davalı kadının ortak konuta erkek aldığını, bu şahsın banyoda yarı çıplak vaziyette gizlenmiş halde bulunduğunu anlatıyorsa, aldatma ispat edilmiş sayılır. Kadının, yalnızken bir başka erkeği ortak konuta alması ve bu kişinin yarı çıplak halde  gizlenirken yakalanması zinanın varlığına işaret eder. Böyle bir durumda mahkeme zina sebebiyle eşlerin boşanmalarına karar verecektir.

Evlilik devam ederken davalı eşin, bir başka erkeği sevgilisi olarak etrafına tanıtması, kendisine ait ayrı bir ev açması, bu kişiyle birlikte evin balkonunda gece geç saatlerde alkol alması, birlikte alışveriş yapmaları, havalimanında bu kişi tarafından karşılanması fotoğraflarla ve dinlenen tanık anlatımlarıyla ispatlanmış ise; zinanın varlığı kabul edilir. Boşanma davasında aldatma delilleri bakımından hukuka uygun elde edilen her türlü delil ile ispat mümkündür. 

Bunlar; fotoğraf, video kaydı, otel kayıtları, tanıklar, telefon görüşmeleri,her türlü mesajlaşma, ses kayıtları, sosyal medya paylaşımları, kredi kartı harcama bilgileri, banka hesap dökümleri, kişinin tuttuğu günlük ve benzeri defterler, başkasından çocuk sahibi olmak, eve başkasını almak ve geceyi birlikte geçirmek gibi. Boşanma davalarında aldatılan eş, diğer eşin aldattığını ispatla yükümlüdür. Bu konuda kesin delili yoksa karine varsa, karşı delil kullanılabilir. 

Zina sebebiyle açılan boşanma davasında davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği ispatlanmalıdır. Davalı kadının bir başka erkekle sık sık telefonda konuştuğu, hatta gece geç saatlerde konuştuğu ispatlansa da zinanın varlığı ispatlanmış sayılmaz. Evlilik devam ederken, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği ispatlanamazsa zina nedeniyle açılan davanın reddi gerekir. Başka erkeklerle sık sık telefonda konuşmak güven sarsıcı davranış olarak kabul edilir. Bu durumda zina sebebiyle boşanmaya karar verilemez. Karşı cinsten bir kişi ile cinsel ilişki her zaman kesin olarak ispat edilemez. Eğer zinanın varlığını işaret eden güçlü karineler varsa zina ispat edilmiş sayılır.

Davalı kadının eşinin gece vardiyası için işte olduğu saatte bir başka erkeği geceleyin eve aldığı alması zinanın varlığına işaret eder. Zira kadının gece geç saatte, eşinin olmadığı bir zamanda eve yabancı erkek almasını meşru kılan bir sebep yoktur. Bu durumda kadının zinası kanıtlanmış olur.  Meşru bir amaçla gittiği ispat edilmedikçe, erkeğin sabah erken saatlerde başka bir kadının evine gitmesi zinanın varlığına işaret eder. Eğer davalı erkek de sabah erken saatlerde başka bir kadının evine gittiğini reddetmiyorsa zina ispatlanmış sayılır.

Dinlenen tanıklar erkeğin uzun süreden beri bir başka kadınla birlikte yaşadığı ve aynı kadınla ilişkisinin halen devam ettiği anlatmışlarsa zina ispatlanmıştır. Aldatma sebebiyle açılan boşanma davalarında eşlerin zinayı ispat edebilmek için kimi zaman hukuka aykırı deliller elde ettikleri görülmektedir. Mahkemede sadece hukuka uygun olan deliller kullanılabilir. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkemede ispat aracı olarak kullanılamazlar. 

Zina Sebebiyle Boşanma Davası Açma Süresi

Zina sebebiyle her zaman boşanma davası açılamaz. Aldatma nedeniyle boşanma davası açılması hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerekir. Aldatma devam ediyorsa altı aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Örneğin aldatan erkeğin bir başka kadınla ilişkinin devam etmesi durumunda hak düşürücü sürenin varlığından bahsedilemez. Dava açmak için var olan altı aylık hak düşürücü süre her aldatma fiilinde yeniden başlar. 

Aldatma 

Nikah ile birlikte evlilik birliği kurulmuş olur. Eşlerin birbirlerine karşı en önde gelen sorumluluğu  ise sadakat yükümlülüğüdür. Evli bir kadının bir başka erkekle cinsel ilişkide bulunması aldatmayı oluşturur. Aldatma evlilik birliğini temelinden sarsan bir davranış olduğu için kesin bir boşanma nedenidir.  Eşini aldatan kişi zina hukuksal nedenine dayalı olarak boşanma davası açamaz. Esasında eşini aldatan taraf tamamen kusurlu kabul edilir. Kimse kendi kusurlu davranışı sebebini gerekçe göstererek boşanma davası açamaz. 

Boşanma davası açmak isteyen eşin tamamen kusursuz olması şartı yoktur. Mahkemenin boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. Aldatmanın var sayılabilmesinin en önemli koşulu, cinsel ilişkinin varlığının ispatlanmış olmasıdır. Erkeğin başka kadınla birlikte, banyoda yarı çıplak vaziyette ve samimi durumda oldukları anlaşılan fotoğrafının bulunması, ayrıca tanıklarında; erkeğin başka bir kadının yanında yaklaşık 10 gün süreyle kaldığını anlatmaları durumunda zina ispatlanmış olur.

Kadının bir başka erkekle telefonda konuştuğunun ispatlanması aldatmanın ispatlandığı anlamına gelmez. Telefonda yapılan görüşmeleri ile, evlilik sırasında, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği anlaşılamaz. Aldatan taraf kusurlu kabul edilir ve aldatmayı hukuka uygun hale getiren hiç bir sebep yoktur. Eşler birbirlerine boşanma davası açmış olsalar da birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri devam eder.  Diyelim ki eşlerden biri diğerine karşı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle 

Zina Suç mu ?

Türk Medeni Kanununa göre evli çiftlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalı kadının ortak konuttan ayrılarak bir süre bir başka erkekle birlikte yaşaması sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder. Kadının, bir başka erkekle birlikte yaşaması zinanın varlığına işaret eder.  Medeni kanunun 161 maddesine göre zina bir boşanma sebebidir. Daha önce zina Türk Ceza Kanununa göre bir suçtu. Mevcut yasal düzenlemeye göre zina suç değildir. Zina sebebi ile kimseye ceza verilmemekte.

Zina Affedilir mi? 

Eşinin kendisini aldattığından haberdar olmasına rağmen evlilik birliğini devam ettiren kişinin eşini affettiği kabul edilir. Zina sebebine dayalı boşanma davası açmak isteyen eş, aldatıldığını öğrendikten sonra altı ay içinde dava açması gerekir. Kendisini aldatan eşinin bu davranışını hoşgören ve affeden eş artık zina sebebiyle boşanma davası açamaz. Zinayı affeden eşin zina sebebi ile açtığı boşanma davası reddedilir. Eşinin bir başka kadınla ilişkisini öğrendikten sonra barışmaları ve birlikte hacca gitmeleri eşini affettiğini ispat eder. Bir kişinin eşinin yaptığı zinayı affetmesi durumunda, af öncesindeki zina eylemine dayalı olarak dava hakkını ortadan kaldırır.

Eşin affından sonra yeni bir zina gerçekleşirse yeniden dava açma hakkı doğar. Eşinin bir başka kadınla ilişkisinin olduğunu, bu kadından bir çocuğunun olduğunu hatta eşine babalık davası açıldığını öğrenen kadının eşi ile barışması, kendisini affettiğini gösterir. Kadının eşini affetmesinden sonra da eşinin aynı kadınla ilişkisinin devam etmesi durumunda yine bir zina eylemi vardır. Yenilenen zina fiili affedilmiş sayılmaz. Eş bu sebeple zinaya dayalı boşanma davası açabilir. Zina sebebiyle açılan boşanma davasında davacı taraf zinanın varlığını ispat etse de, eğer davacının eşini affettiği ispat edilirse, dava reddedilir. 

Zina Davası 

Bu dava esasında bir boşanma davasıdır. Zina davasının açılabilmesi için bir yıl evli olma şartı yoktur. Evlilik süresi ne olursa olsun zinaya dayalı boşanma davası açılabilir. Önemli olan davacı olan eşin zinanın varlığını ispat edebilmesidir. Zina davası açmak için vereceğiniz dilekçede boşanma sebebi olarak hem zinayı hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu yazabilirsiniz. Böylelikle zinayı ispat edemeseniz bile eğer evlilik birliğinin sarsılsığını ispat ederseniz boşanmanıza karar verilecektir. Yargıtay kararları açılan boşanma davasında birden fazla hukuki sebebe dayalınabileceğini kabul etmektedir. Zinanın varlığı evlilik birliğini temelinden sarsan mutlak bir boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple de aldatılan eş her iki sebebe dayanarak boşanma davasını açabilir. 

Zina Nedeniyle Boşanma Davası

Zina nedeniyle boşanma davası özel boşanma sebeplerindendir. Zina sebebiyle boşanma davası Türk Medeni Kanununun 161 maddesinde düzenlenmiştir. Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri bulunmaktadır. Hangi davranışların zina sayılıp sayılmayacağına aile mahkemesi hakimi karar verecektir. Zinanın ispatlanması durumunda hakim tarafların boşanmalarına karar vermek zorundadır. Eğer zinanın varlığı ispat edilmişse, hakim, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını incelemeyecektir. Zina varsa ortak hayat artık eşler için çekilmez hale gelmiştir. ve evliliğin devam etmesi eşlerden beklenemez.

Eşlerden birinin karşı cinsten üçüncü bir kişi ile cinsel birleşme gerçekleştiği ispat edilebiliyorsa zina vardır. Davalı eşin davranışı zina değil de sadakat yükümlülüğü ihlal eden güven sarsıcı bir davranış ise; zina sebebiyle boşanmalarına karar verilemez. Bir erkeğin bir başka erkekle ya da bir kadının bir başka kadınla cinsel birleşme yaşaması yargı kararlarına göre zina olarak kabul edilmemektedir. Bu sebeple böyle bir durumda boşanma davası zina sebebiyle değil haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle açılmalıdır.

Evlilikleri devam ettiği sürece eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü vardır. Mahkemenin verdiği boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte artık eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri yoktur. Evlilik gerçekleşmeden, nişanlılık sürecinde, eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri yoktur. Bu sebeple evlenmeden önceki bir tarihte zinanın varlığı iddia edilemez. Benzer şekilde boşanma gerçekleştikten sonra da artık zinanın varlığı söz konusu edilemez.

Hukuki konularda karar vermeden önce, uzman bir hukuk profesyoneline danışmanız önemlidir.

Yorum yapın