Cinsel İstismar Nedir? Cinsel İstismar Suçu ve Cezası

Çocukların cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanununun “Kişilere Karşı Suçlar” kategorisinde, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlığında ele alınan 103. madde ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre çeşitli durumlar ve sonuçlar için öngörülen cezalar şöyledir:

  • Türk Ceza Kanununun 103. maddesinin birinci fıkrasına göre, çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz ile on beş yıl arasında hapis cezasına çarptırılır. İstismar sarkıntılık seviyesindeyse üç ila sekiz yıl arası hapis öngörülür. Çocuğun yaşının on iki altında olması durumunda, cezalar istismar için en az on yıl, sarkıntılık için en az beş yıl hapis olarak belirlenir. İstismarın sarkıntılık düzeyinde olması halinde, soruşturma ve kovuşturma için çocuğun velisinin şikayet şartı aranır.
  • İkinci fıkra, suçun nitelikli hallerini düzenler. Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle yapılan cinsel istismarda cezanın alt sınırını on altı yıl olarak belirlenmiştir. Mağdurun on iki yaş altı olması halinde bu ceza on sekiz yıldan az olamaz.
  • Üçüncü ve dördüncü fıkralar, suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi gibi özel durumlarında ve çeşitli yakınlık derecelerindeki kişiler tarafından işlenmesi, kamu görevinin kötüye kullanılması gibi diğer nitelikli halleri tanımlar ve bu hallerde cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür.
  • Beşinci fıkrada ise, cinsel saldırı nedeniyle meydana gelen cebir veya şiddetin ağır yaralama sonuçlarına neden olması durumunda gerçek içtima hükmü ile cinsel saldırı ve ağır yaralama suçu için ayrı ayrı hükümlerin uygulanacağını belirtir.
  • Altıncı fıkra, suçun sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü gibi ağırlaşmış durumları kapsar ve bu durumlarda fail için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülür.

Cinsel saldırı suçu ciddi ve toplumun hassasiyet gösterdiği bir suç kategorisidir ve Türk Ceza Kanununda bu suçun her türü için detaylı ve ciddi cezalar belirlenmiştir.

 Cinsel İstismar Ne Demek?

Cinsel istismar, bir kişinin rızası olmaksızın ya da rızası olabilecek yaş ve olgunlukta bulunmayan (çocuk gibi) bir bireye karşı yapılan her tür cinsel eylem veya davranışı kapsar. Cinsel istismar, fiziksel temas içerebileceği gibi, sözlü veya görsel taciz şeklinde de gerçekleşebilir. Bu, mağdurların psikolojik, duygusal ve fiziksel sağlığını ciddi şekilde etkileyen, travmatik bir suçtur. Bir kişinin bedenine izinsiz dokunulması veya cinsel eylemde bulunulması, mağdura yönelik cinsel içerikli sözler veya tehditler, kişinin izni olmadan cinsel içerikli görsellerin paylaşılması veya rıza dışı gözetlenmesi cinsel istismara örnektir.

Cinsel istismar, mağdurun yaşamında kalıcı izler bırakabilir ve bu yüzden ciddiye alınması gereken bir suçtur. Mağdurların ve yakın çevresinin bilinçlendirilmesi, bu soruna karşı önlem alınmasında ve mağdurların desteklenmesinde kritik bir öneme sahiptir. Gerektiğinde profesyonel yardım almak ve konuyu yetkililere bildirmek, mağdurların adalet arayışı ve iyileşme sürecinde önemli bir adımdır. On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış bu suçu oluşturur. Bu kapsamda, çocuğun yaşını tamamlamamış olması ya da fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneklerinin gelişmemiş olması, suçun tanımı açısından esas alınan önemli unsurlardır.  

Cinsel İstismar Suçu 

Türk Ceza Kanunu madde 103’te tanımlanan cinsel istismar suçu, on beş yaş altı çocukları her türlü cinsel eyleme karşı korur. Diğer yandan on beş yaşını tamamlamış ancak yetişkin bilincine sahip olmayan çocuklara yönelik suçları cebir, tehdit ve benzeri zorlayıcı unsurlarla gerçekleştirilen cinsel davranışları da suç olarak tanımlamaktadır. Cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla bir çocuğa karşı yapılan her türlü cinsel eylem cinsel istismar suçunu oluşturur. Suçun mağduru 18 yaşın altındaki bireyler olduğunda, yasal düzenlemeler çok daha katı bir tutum sergiler. Cezai sorumluluk, failin eyleminin ciddiyetine ve etkilerine göre belirlenir ve ağır cezai yaptırımlar uygulanabilir.

15 Yaşından Küçük Çocuğun Cinsel İstismarı Cezası 

Çocuklar üzerindeki cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanununun temel maddelerinden biri olup 103. madde kapsamında yer almaktadır. Özellikle çocukların korunması alanında en ciddi suç türlerinden biri olarak kabul edilir ve yasa koyucu tarafından ağır cezai yaptırımlarla ele alınmıştır.

Çocuklara yönelik cinsel saldırı suçunun tanımı ve ceza aralığına dair bilgiler 103. maddenin birinci fıkrasında açıklanmıştır. Cinsel istismarın ne olduğu ve kime karşı işlenebileceği konusunda belirtmek gerekir ki, 15 yaşından küçük çocuklar veya bedensel ve zihinsel olarak fiilin mahiyetini kavrayamayacak durumda olan çocuklar bu suçun mağdurları olabilmektedirler. Eğer 15 yaşından küçük bir çocuk cinsel yönden istismar edilmişse, failin cezası 8 ila 15 yıl hapis arasında olacaktır.

Cinsel istismar olayının sarkıntılık seviyesinde kalması halinde verilecek ceza, 3 ila 8 yıl arasında hapis cezasıdır. Cinsel saldırı suçu eğer vücuda herhangi bir nesnenin sokulması suretiyle işlenmiş ise, bu eylem nitelikli cinsel istismar suçu olarak tanımlanır ve faile verilecek ceza 16 yıldan az olamaz. Bu ağır suç türünün toplumda ve hukuk düzeninde önemi büyük olup, mağdur çocukların haklarını korumaya yönelik sıkı yaptırımlar içermektedir. Herkesin bu suçların ciddiyetini çok iyi kavraması ve karşılaşıldığı durumlarda gerekli yasal işlemleri başlatması gerekmektedir.

15 Yaşından Büyük Çocuğun Cinsel İstismarı 

Türk kanunlarında cinsel saldırı suçları kapsamında çocuk tanımı, yaşa bağlı olarak farklı yorumlara tabidir. Özellikle 15 yaşını geçmiş bireyler için bu suçun değerlendirilmesi iki ayrı kategori altında incelenir.

  • Birinci Durum, 15 yaşını aşmış olmasına rağmen suç mağdurunun, kendisine yönelik cinsel eylemin hukuki sonuçlarını ve anlamını kavrayacak durumda olmaması. Bu şart altında gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, cinsel saldırı suçu olarak kabul edilir ve cezai yaptırımı uygulanır.
  • İkinci Durum, 15-18 yaş arası genç bireylere karşı, cebir, tehdit ya da mağdurun iradesini etkileyebilecek diğer durumlar söz konusu olduğunda işlenen cinsel davranışlar da aynı şekilde cinsel saldırı olarak değerlendirilir.

Bu kriterler doğrultusunda işlenen cinsel saldırı suçları için mahkemelerin vereceği ceza, 8 ile 15 yıl arası hapis cezası aralığında değişiklik göstermektedir. Eğer söz konusu cinsel saldırı eylemi, sarkıntılık boyutunda kalıyorsa, bu durumdaki cezai karşılık 3 ila 8 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Cinsel saldırı suçu daha ağır bir biçimde, yani mağdurun vücuduna bir organ veya nesne sokularak işlenmişse, bu durum nitelikli cinsel saldırı suçu olarak adlandırılır. Bu suçun cezası, 16 yıl ve üzerinde hapis cezasıyla düzenlenerek, suçun ağırlığına uygun bir yaptırım öngörülmüştür. Bu düzenlemelerle cinsel saldırı suçu, ülkemiz hukuk sisteminde ciddiyetle ele alınmakta ve mağdur çocukların korunması amaçlanmaktadır. Yasa koyucu, çocukları cinsel saldırıya karşı özel olarak koruma altına alırken, aynı zamanda suçun ağırlığına göre cezai yaptırımlar belirlemiştir.

12 Yaşından Küçük Çocuğun Cinsel İstismarı

Cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ciddi bir suç olarak ele alınmış ve her yaş grubundan çocuğa karşı işlenebilen bir fiil olarak tanımlanmıştır. Bu konuda, 15 yaşını doldurmamış her çocuğun cinsel saldırı suçunun mağduru olabileceği vurgulanmaktadır. Yasalarımız, 12 yaş altı çocuklara yönelik olarak işlenen cinsel saldırı faaliyetlerini özellikle ağır cezai yaptırımlar altına almıştır. Bu bağlamda, cinsel saldırı faillerinin, 15 yaşından küçük bir çocuğun cinsel yönden istismarı durumunda 8 ila 15 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür. Eğer suç daha az ağır bir sarkıntılık seviyesinde gerçekleşmişse, bu durumda verilecek hapis cezası 3 ila 8 yıl arasında değişebilir.

Nitelikli cinsel saldırı suçu ise, vücuda zorla cisim sokulması ile gerçekleşen istismar eylemlerini kapsar. Bu durumda, faile verilecek olan ceza en az 16 yıl olarak belirlenmiştir, ki bu cinsel istismar suçunun daha ağır bir şekli olarak ele alınır. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrasına göre, 12 yaşını doldurmamış mağdurlar söz konusu olduğunda, cinsel saldırı suçunda verilecek ceza 10 yıldan, eğer suç sarkıntılık düzeyinde kalmışsa 5 yıldan az olamaz.

Bu yasa maddesi ile çocuklara karşı işlenen cinsel saldırı suçları için cezaların alt sınırları, yaş küçüklüğüne göre ağırlaştırılmıştır. Bu düzenlemelerle, çocukları cinsel saldırı suçlarından koruma konusunda toplumun hassasiyetine ve çocuk istismarına karşı sıfır tolerans politikasına hukuki bir zemin kazandırılmaktadır. Cinsel saldırı suçları ciddi cezai yaptırımlara tabi tutularak caydırıcılığın artırılması amaçlanmaktadır.

Mağdurun Yaşında Yanılma-Hata

Eğer bir sanık, mağdurenin 15 yaşını doldurmadığını bilmemesine rağmen, mağdurenin rızasıyla cinsel ilişkiye girerse ve mağdurenin yaşı hakkındaki yanılgı kabul edilebilir bir düzeyde ise, bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun  30. maddesine göre sanık mağdurun yaşına ilişkin hatasından yaralanabilecektir. Eğer bu hata, suçun maddi unsurları içinde önemli bir yanılgıyı temsil ediyorsa, sanık kasıtlı olarak suç işlemiş sayılmayacaktır zira çocukların cinsel istismarı suçu taksirle işlenemeyecek bir suçtur. Böyle bir durumda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

Sanık veya avukatı tarafından mağdurun yaşına ilişkin hatanın sunulması gerekmektedir çünkü bu, faile ilişkin bir husustur ve mahkeme bu hata hakkında kural olarak kendi başına bir inceleme yapmayacaktır. Eğer sanık veya avukatı, mağdurun yaşına ilişkin hatayı gündeme getirirse, mahkeme bu iddianın geçerliliğini değerlendirecektir. Ancak, böyle bir itirazın yapılmadığı durumlarda mahkeme suçun maddi unsurlarında yanılma olup olmadığını kendiliğinden irdeleme yükümlülüğü taşımaz.

Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı 

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi, çocuklara yönelik cinsel saldırı suçunu düzenlerken, cinsel saldırının daha ağırlaştırıcı koşullarda gerçekleşmesi durumunu da özel olarak ele alınmıştır. Cinsel saldırı suçu, çocuğun vücuduna herhangi bir organ veya objenin sokulması suretiyle işleniyorsa, bu eylem Türk Ceza Kanununun 103. maddenin 2. fıkrasında tanımlanan ‘nitelikli cinsel istismar‘ olarak kabul edilir. Bu tip cinsel saldırı suçunda, failin eyleminin cinsel doyum amaçlı olmasına bakılmaksızın, sadece fiilin işlenmiş olması yeterli sayılır.

Bu bağlamda, çocuğa yönelik cinsel saldırı suçunun bu ağır formu karşısında, kanun koyucu cezai yaptırımları daha da artırmıştır. Niteliği itibarıyla daha ciddi bir suç teşkil eden bu cinsel saldırı eylemi için öngörülen cezai müeyyide, şu şekilde belirlenmiştir: Cinsel saldırının çocuğun vücuduna bir organ veya başka bir cisim sokularak yapılması durumunda, failin alacağı ceza en az on altı yıl hapis cezasıdır. Eğer mağdur olan çocuk on iki yaşını doldurmamışsa, bu durumda verilecek ceza en az on sekiz yıl hapis olmak zorundadır.

Bu cinsel saldırı suçu ile ilgili hükümler, çocukları cinsel istismardan koruma amacını taşıyarak, mağdur olan çocuklara karşı işlenen bu tür ciddi suçlar karşısında toplumun hassasiyetini ve adalet arayışını yansıtmaktadır. Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri ile suçu işleyenlere uygulanacak cezaların caydırıcılığını artırmayı amaçlamaktadır.

Cinsel İstismarda Şikayet Süresi 

Cinsel saldırı suçu, genel olarak şikayete bağlı olmaksızın resen takibe konu edilen ciddi bir suçtur. Ancak, Türk Ceza Kanununun 103. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği şekilde, sarkıntılık seviyesindeki cinsel saldırı fiilinin faili de çocuksa, bu durum farklılık gösterir. Şikayete tabi cinsel saldırı suçları bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu tür durumlarda, cinsel istismar olayının resmi soruşturması ve kovuşturması için mağdurun, velisinin ya da vasisinin şikayet hakkını kullanması gerekmektedir. Şikayet hakkı, suçun işlendiği tarihten itibaren altı aylık bir süre içerisinde kullanılabilir.

Eğer bu süre içinde şikayet hakkı kullanılmazsa, hakkın kullanılma imkanı ortadan kalkmaktadır. Cinsel saldırı ile ilgili soruşturma ve kovuşturma süreçleri, cinsel saldırı suçu bu ağır suçlardan biri olduğu için çok titiz bir şekilde yürütülür. Mağdurlar ve aileleri, bu süreçte cinsel saldırı suçlarına ilişkin haklarını korumak için gerekli hukuki desteği alabilirler. Yargı sürecinde mağdurun ve ailelerin şikayet hakkını anında ve uygun şekilde kullanmaları, adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Cinsel saldırı suçuyla ilgili olarak, suç mağdurlarının psikolojik destek alması ve hukuki haklar konusunda bilgilendirilmesi de büyük önem taşır.

Suçla Korunan Hukuki Değer

Hukuk sistemimiz, cinsel saldırı suçu kapsamında genel olarak bireylerin cinsel özgürlüğünü ve bütünlüğünü korumayı amaçlar. Bu suç türünde, cinsel dokunulmazlığa yönelik her türlü saldırının önlenmesi hedeflenir. Fakat, kanun koyucunun bu alandaki hassasiyeti, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda daha da artmaktadır. Cinsel saldırı suçu ile mücadelede, çocukların özel olarak korunması, mevzuatımızın temel taşlarından birini oluşturmaktadır.

Çocukların fiziki ve zihinsel yapıları, erişkinlere nazaran daha kırılgan ve gelişim aşamasında olduğundan, onları cinsel saldırı suçu gibi travmatik olaylardan korumak, kanun koyucunun öncelikli hedefidir. Cinsel saldırı suçu, çocukların hem psikolojik hem de fiziki sağlığını tehdit eden ve gelecekte karşılaşabilecekleri sosyal ve duygusal problemlerin temelini oluşturabilecek bir risk unsuru olarak değerlendirilir. Kanun koyucu, cinsel saldırı suçu konusunda, çocukları erken yaşta yaşanabilecek cinsel deneyimlerin olumsuz etkilerinden korumak amacıyla; yaştan ve olgunluk durumundan bağımsız, belirli bir yaşın altındaki bireylerle cinsel ilişkinin yasak olduğu kesin kurallar koymuştur. Bu çerçevede, cinsel saldırı suçu sayılabilecek eylemler, çocukların gelişimini gözetir ve onlara karşı işlenen suçlar, daha nitelikli koruma yöntemleri ve ağır cezai yaptırımlar içerir.

Özellikle çocukların korunmasına yönelik cinsel saldırı suçu, ailelerin ve toplumun bilinçlendirilmesi ve hukuksal tedbirlerin alınmasında kritik bir öneme sahiptir. Her bireyin ve özellikle ebeveynlerin, eğitimcilerin, sağlık çalışanlarının ve yargı mensuplarının, bu konuda duyarlı ve bilgili olmaları gerekmektedir. Cinsel saldırı suçu ile mücadelede çocukları koruma odaklı yaklaşımlar, suçun önlenmesi ve mağdur çocukların rehabilite edilmesinde büyük rol oynar.

Suçun Maddi Unsurları 

Cinsel saldırı suçu, toplumumuzdaki ciddi suç tiplerinden biridir ve ceza hukukumuzda özel olarak ele alınmaktadır. Bu suçun yasal tanımı, maddi unsurlar içerir ki bu unsurlar, suçun hukuki varlığını ve cezai sorumluluğu belirler. Cinsel saldırı suçunun maddi unsurları aşağıda belirtilmiş öğelerden oluşur. Suçun Konusu, cinsel saldırının neye yönelik işlendiğini ifade eder. Saldırının bireyin cinsel bütünlüğüne karşı gerçekleştirildiği anlamına gelir. Cinsel saldırı suçu, fail olarak adlandırılan kişi tarafından mağdur denilen başka bir kişiye karşı işlenir. Suçun işleniş şeklini anlatan fiil, cinsel saldırının gerçekleşme biçimini temsil eder.

Fiil ve netice arasında doğrudan bir ilişki olmalıdır; yani fiilin sonucu olarak cinsel saldırı gerçekleşmelidir. Cinsel saldırı suçu bazı durumlarda daha ağır halleri içerebilir ve suçun niteliğini değiştirebilir. Bu ağırlaştırıcı unsurların varlığı, cezai yaptırımların artmasına yol açabilir. Bu maddi unsurların her biri, cinsel saldırı suçu kapsamında değerlendirilmeli ve tespit edilmelidir. Suçun somut olaya uygulanabilmesi ve failin cezai sorumluluğunun belirlenebilmesi için bu öğelerin kanunda belirtildiği şekilde bulunması şarttır.

Cinsel saldırı suçunun maddi unsurlarına uygun olarak işlenmiş bir eylem, yasalar çerçevesinde cezai sorumluluk gerektirir ve mağdurların haklarını koruma altına alır. Böylelikle, cinsel saldırı suçu net bir şekilde kanunlarımızda tanımlanır ve cezalandırılabilir olur. Cinsel saldırı suçu ve maddi unsurlarının tanımı, suçun önlenmesi, mağdurların korunması ve faillerin adalete teslim edilmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, ceza kanunları bu tür suçların kapsamlı bir şekilde ele alınmasını ve caydırıcı cezaların uygulanmasını sağlar.

Suçun Konusu 

Cinsel saldırı suçu, hukuk düzeninin koruma altına aldığı temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesi durumunu ifade eder. Bu ihlaller sonucunda, cinsel eylemler nedeniyle bireylerin psikolojik ve fiziksel bütünlüklerinin zarar görmesi söz konusudur. Suçun temelinde yatan koruma ihtiyacı, özellikle savunmasız gruplar olan çocuklar için hayati önem taşımaktadır.

Çocuklar, cinsel saldırı suçundan özellikle korunması gereken bir grup olarak kabul edilir. Çünkü onların bedensel ve cinsel dokunulmazlıkları, bütünleyici bir yaşamın temel unsurlarıdır. Cinsel saldırı suçunun konusunu oluşturan çocuğun bedeni ve cinsel bütünlüğü, bu nedenle özel bir koruma alanı teşkil etmektedir. Makalenin odaklandığı suçun konusunu çocukların bedeni ve cinsel bütünlüğü oluştururken, işlenen her cinsel saldırı, onların bu en temel menfaatlerini tehdit etmektedir. Suçta korunmak istenen bu hassas menfaatlerin zarar görmesi, tüm toplumun vicdanını ve hukuk sistemini derinden etkileyen bir durum yaratır.

 Fail ve Mağdur 

Kanun hükmünde fail ile ilgili özel bir tanımlama yapılmadığından bahisle, failin herhangi bir yaş veya cinsten olabileceği belirtilmiştir. Ancak belirli durumlarda, suç daha ağır cezalandırılarak nitelikli hale gelir. Bu özel durumlar belirlenirken failin, kurbanla üç dereceye kadar kan veya sıhri hısımlık ilişkisinde olması, kişinin üvey aile üyeleri veya evlat edinen kişi olması, veya eğitici, bakıcı, koruyucu gibi yetki veya nüfuzunu kötüye kullanarak suç işlemesi gibi faktörler dikkate alınmıştır. 18 yaş altı kız veya erkek çocuklar bu suçun mağduru olabilir. Kanun koyucu çocukların 15 yaşını dikkate alarak çeşitli ayrımlar yapmıştır. İlk grupta on beş yaşını tamamlamamış çocuklar yer alır. İkinci grupta ise on beş yaşını tamamlamış ancak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar yer alır.

Son olarak on beş yaşını tamamlamış ve cinsel fiillerin hukuki sonuçlarını algılayabilen çocuklar, ancak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka sebepler nedeniyle iradesi sakatlanmış durumda olanlar mağdur olarak yer alırlar. Kanun koyucu, on beş yaşını tamamlamamış çocukların cinsel fiillerin hukuki sonuçlarını anlayamayacağını varsaymış, on beş yaşını tamamlamış çocuklar için ise bu durumun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Cebir, tehdit veya hile durumlarında, çocuğun fiilleri kabul etmiş olsa dahi, iradesi sakatlandığı için fail suçlu kabul edilir. Bu durumda, 15 yaşını tamamlamış çocukla tehdit, cebir, veya hile olmadan kurulan cinsel ilişki “Çocukların Cinsel İstismarı Suçu”nu oluşturmazken, “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki” suçu oluşturur. Diğer yandan, 15 yaşını tamamlamış ve cinsel eylemlerin sonuçlarını algılayabilen çocukların rızalarıyla yapılan cinsel içerikli eylemler, eğer birleşmeye varmamışsa suç teşkil etmez.

Çocukların Cinsel İstismarı

Kanuna göre, suçlar iki farklı eylem türüne göre sınıflandırılmıştır:

  • ilk olarak, basit cinsel istismar suçu ele alınmış; ikincil olarak, sarkıntılık seviyesindeki cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. Sarkıntılık düzeyindeki eylemler, basit cinsel istismardan farklı yoğunluklarda olup, örneğin sarılma, dokunma, öpme veya basit dokunmaya dahil olmayacak düzeyde okşama gibi ani, kısa, süreksiz ve kesintili fiilleri kapsar.

Basit cinsel istismar suçu ise, sarkıntılık düzeyini aşan yoğunlukta, fakat cinsel birlikteliğin gerçekleşmediği eylemleri kapsar. Bu suç için örnekler arasında failin cinsel organını çocuğa sürtmesi, çocuğun vücudunun değişik yerlerinden öperken aynı zamanda okşaması ya da failin çıplak vücudunu çocuğa uzun süre temas ettirmesi yer alabilir. Türk Ceza Kanunu madde 103/1 kapsamında gerçekleşen ve cinsel birlikteliğe ulaşmayan bu tür yakın temaslara dayanan eylemler basit cinsel istismar suçunu oluşturur.

  • Sarkıntılık, istenmeyen ve uygunsuz fiziksel temaslarla karakterize edilen bir davranıştır. Bu bağlamda, bireyin başka bir kişinin yanağından öpmesi ve özellikle dudak temassız olarak mağdurenin dudağına dokunmaya çalışması gibi eylemler, sarkıntılık olarak değerlendirilir.  Sarkıntılığın tanımlayıcı özelliklerinden biri, gerçekleşme süresidir.

Eğer fiziksel temas; kısa süreli, ani ve kesintili olarak gerçekleşmişse bu durum sarkıntılık düzeyinde bir eylem olarak tanımlanır. Ofiste çalışan 17 yaşındaki bir kişinin göğüslerine dokunma, yanağından öpme ve kalçasını okşama gibi kısa süreli ve kesintili eylemler Yargıtay kararlarında sarkıntılık olarak kabul edilmektedir. Yine 15 yaşından küçük mağdurun beline sarılarak ve yanaklarından öpmek suretiyle meydana gelen, kısa sürede ve ani bir biçimde gerçekleşen davranış sarkıntılık olarak kabul edilir. 

Çocukların Cinsel İstismarının Nitelikli Halleri 

Türk Ceza Kanunu madde 103/2, cinsel saldırı suçlarına dair önemli düzenlemeler içermektedir. Cinsel istismar vakalarında, fail tarafından mağdurun vücuduna bir organ ya da başka bir cisim sokulması durumu bu madde kapsamında ayrıca ele alınmaktadır. Cinsel saldırı suçu, bu gibi eylemlerle işlendiğinde, yasal düzenleme daha ağır cezai yaptırımlar öngörmektedir. Yasada belirtilen ağır cinsel istismar hallerinde, failin en az on altı yıl hapis cezası ile cezalandırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Özellikle vurgulanması gereken kritik bir nokta, mağdurun on iki yaşını doldurmamış olması halidir. Eğer cinsel saldırı suçu, on iki yaşından küçük bir çocuğa karşı işlenmiş ise, yasanın koymuş olduğu ceza hiçbir şekilde on sekiz yıldan az olamamaktadır. Bu detay, cinsel istismarın nitelikli hallerini kapsayan TCK madde 103’ün, toplumun hassas kesimi olan çocuklara karşı işlenen cinsel saldırı suçlarında adaletin sağlanması ve caydırıcılığın artırılmasında merkezi bir rol oynadığının altını çizmektedir.

Yasa koyucu bu düzenlemeyle, çocuklara karşı işlenen cinsel saldırı suçlarında mağduriyeti artıran durumların farkında olduğunu ve bu suçlara karşı mücadelede sert bir tavır sergilediğini göstermektedir. Bu madde, suçun vasıf ve niteliğine göre cezanın artırılmasını temel almaktadır ve cinsel saldırı suçları konusunda toplumun korunmasına yönelik caydırıcı bir yaptırım olarak görev yapmaktadır.

Cinsel İstismarın Nitelikli Halleri

Türk Ceza Kanunu’nda cinsel saldırı suçunu ağırlaştıran durumlar, özellikle çocukların korunmasına yönelik olarak madde 103’ün üçüncü ve dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. İlgili maddelerde belirtilen ağırlaştırıcı şartlar şunlardır: Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi. İnsanların toplu olarak yaşama zorunluluğu bulunan yerlerde, bu ortamların kolaylıklarından yararlanılarak işlenmesi.

Suçu işleyenin, mağdura karşı üçüncü dereceye kadar olan kan veya kayın hısımlığı ilişkisine sahip olması ya da üvey ebeveyn, üvey kardeş veya evlat edinen kişi olması. Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti verenler gibi koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü taşıyan kişiler tarafından cinsel saldırının işlenmesi. Suçun kamu görevi ya da hizmet ilişkisi nedeniyle oluşan nüfuzun kötüye kullanılması ile gerçekleştirilmesi. Bu durumların varlığında, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suçun çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılarak. Çocuklara karşı silahla işlenmesi durumunda. Cebir veya tehdit ve silah kullanımı ile işlenen cinsel saldırı suçu yine yarı oranında ceza artırımına tabi tutulur.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Haller

Failin amacı dışında, hareketlerinin bir sonucu olarak daha ciddi bir durumun meydana gelmesi bu suç tipine örnektir. Bu bağlamda Türk Ceza Kanunu gereğince cezai yaptırımların artırılması öngörülmüştür. Cinsel Saldırı Suçu bakımından, eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini ele alacak olursak, Türk Ceza Kanununun 103/6. maddesinde bu durum açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, Türk Ceza Kanununun 23. maddesine göre failin ağırlaştırılmış neticeye yol açan durumlardan sorumlu tutulabilmesi için, bu sonuçlara en azından taksirle neden olmuş olması gerekmektedir. Bu doğrultuda, failin cinsel içerikli eylemleri sonucu çocuğun ölümüne veya bitkisel hayata girmesine sebep olan durumlarda, bu sonuçların en azından taksir sonucu gerçekleşmiş olması gerektiği anlaşılır. 

Suçun Manevi Unsurları 

Bir suçun faile atfedilebilmesi için maddi unsurların yanı sıra suçun manevi unsurunu da taşıması gerekmektedir. Bu manevi unsur, suçun kasten ya da taksirle işlenmiş olmasını ifade eder. Çocukların cinsel istismarı suçu, bu bağlamda değerlendirildiğinde, yalnızca maddi unsurları gerçekleştirmek yetmemekte, aynı zamanda faaliyetin manevi unsurunu da içermesi gerekmektedir. Kast, suçun bilerek ve isteyerek işlenmesi durumudur. Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ciddi şekilde cezalandırılan, çocukları cinsel eylemlere maruz bırakan eylemleri ifade eder. Bu suç, failin çocuğun bedensel ya da ruhsal gelişimini olumsuz etkileyebilecek cinsel hareketleri kasten yapması halinde oluşur. Failin eylemi, çocuğun rızası olmadan ya da rızası yaş itibarıyla geçerli olmadığı bir durumda gerçekleştirilmiş ise, bu durum kasten işlenmiş bir suç olarak kabul edilir.

Teşebbüs 

Türk Ceza Kanunu’nun 35/1 maddesi, suça teşebbüs durumlarını açıkça ele alır ve bu kapsamda “Bir kişinin, işlemeyi amaçladığı suçu gerçekleştirmek üzere harekete geçmesi ancak kontrolü dışındaki sebeplerle suçun tamamlanamaması” hallerinde teşebbüsten sorumlu tutulacağını belirtir. Bu bağlamda çocukların cinsel istismarı suçu da teşebbüse konu olabilir ve failin sorumluluğu gündeme gelebilir. Çocukların cinsel istismarı suçu, fail tarafından çocuğa yönelik cinsel eylemlerin kasten başlatılması ve devam ettirilememesi durumunda, teşebbüs söz konusu olabilir.

Failin çocuğa cinsel yönden zarar verici bir fiili gerçekleştirme girişiminde bulunması, ancak bir engelle karşılaşması sonucu eylemin tamamlanamaması bu kapsamdadır. Eğer bir kişi, çocuklara karşı cinsel istismarı kapsayan bir fiili gerçekleştirmeye karar verir ve bu eylemi uygulamaya başlar; fakat dışarıdan bir müdahale ile (örneğin üçüncü bir kişinin olaya engel olması gibi) eylemi tamamlayamazsa, bu kişi suça teşebbüs etmiş sayılır. Türk Ceza Kanunu kapsamında, çocuklara yönelik cinsel istismar eylemlerine teşebbüs eden kişiler, eylemlerini tamamlamalarına mani olan dış müdahaleler olsa da sorumlu tutulurlar. Bu durum, çocukların korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin ve caydırıcı ceza politikalarının önemini vurgular ve suçun her aşamasında toplumu ve bireyleri koruma amacını gözetir.

İçtima 

Türk Ceza Kanununun  103. maddesinin 5. fıkrasında yer alan düzenleme, çocukların cinsel istismarı suçunun işlenmesi esnasında uygulanan cebir ve şiddetin, kasten yaralama suçunun ağırlaştırılmış sonuçlarına yol açması durumunda, failin hem cinsel istismar hem de kasten yaralama suçundan sorumlu tutulacağını belirtir. Böyle bir durumda, faile yönelik yargılama sürecinde hem cinsel istismar suçuna hem de kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı vurgulanır.

Çocukların Cinsel İstismarı konusunu ele alırken, Türk Ceza Kanunun ilgili maddesinin içeriği ve etkileri açıkça anlaşılmalıdır. Bu çerçevede, failin cinsel istismar suçunu işlerken kullandığı cebir ve şiddet eylemlerinin ciddi yaralanmalara yol açması durumu, failin ceza sorumluluğunu artıracak ve bu iki suçun cezai sonuçları birlikte değerlendirilecektir. Bu, özellikle çocukların korunması ve cinsel suistimal suçlarına karşı mücadelenin etkinliği açısından önemli bir yasal düzenlemedir.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu 103/1 maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç tipinde soruşturma ve kovuşturma şu şartlara göre yürütülmektedir. Eğer mağdur çocuk ise, suçun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yani devletin ihbarı olmaksızın resmi makamlarca başlatılır. Ancak çocuğun yasal temsilcisi (vasi veya veli) tarafından şikayet edilmesi halinde ilerleyiş daha hızlanabilir. Türk Ceza Kanunu 103/1, Bu maddede yer alan çocukların cinsel istismarı suçunun temel şekline ilişkin yaptırım 15 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bu nedenle görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olmaktadır.

Türk Ceza Kanunu madde 103’ün devamı, burada düzenlenen sarkıntılık suçuna ilişkin yaptırım ise 8 yıl hapis cezasıdır. Bu durumda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi olur. Cinsel istismar suçunun cinsel organ veya sair (diğer) cisimlerin zorla sokulmasıyla ya da suçun ağır sonuçlar doğuracak şekilde işlenmesi gibi ağırlaştırıcı hallerinde de yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde yapılır. Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.  Eğer suç teşebbüs aşamasında kaldıysa, teşebbüsün yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Suçun devam ediyor olması (temadi) halinde ise suçun son bulduğu yer mahkemesi yetkili kılınır. Zincirleme biçimde işlenmiş bir suçta ise zincirin son halkası olan son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili olur.

Bu çerçevede, çocukların cinsel istismarı suçu ile ilgili davaların hangi mahkemede görüleceği, suçun mahiyetine ve işleniş şekline göre belirlenir. Ağır cezai yaptırımların söz konusu olduğu suçlarda Ağır Ceza Mahkemeleri, diğer durumlarda ise Asliye Ceza Mahkemeleri yetkili mahkemelerdir.

Uzlaşma Hükümleri 

Çocukların cinsel istismarı, toplumun en hassas konularından birisidir ve bu tür ciddi suçlar karşısında adalet sistemi son derece katı bir duruş sergilemektedir. Çocukların korunması ve cinsel istismar vakalarıyla mücadele, yasal düzlemde özel önlemler ve düzenlemeler gerektiren bir konudur. Bu nedenle, çocukların cinsel istismarı suçu, uzlaşma hükümleri kapsamında yer almamakta ve uzlaşma yoluyla çözülmesine izin verilmemektedir. Çocukların cinsel istismarı suçu, uzlaşma yöntemiyle halledilemeyecek suçlar arasındadır. Çünkü çocukların cinsel istismarı vakalarının mağdurları, suçun etkilerini tüm yaşamları boyunca taşıyabilmekte ve bu suçun toplum üzerindeki tahribatı göz ardı edilemeyecek derecededir. Bu sebeple, yasalar çocukları koruma altına alırken, bu suç tipi için uzlaşma gibi seçenekleri devre dışı bırakmıştır.

Fail, yargılama sürecinde uzlaşma teklif edemeyeceği gibi, cezanın hafifletilmesi gibi bir durum da söz konusu olamaz. Cezai yaptırımların yanı sıra, toplumun bu suçlara yönelik tepkisi de suçlular için önemli bir yaptırım unsuru olarak görülür. Çocukların cinsel istismarı konusunda yasaların yanı sıra toplumun da bilinçli olması ve duyarlı davranması büyük önem taşımaktadır. Toplumsal farkındalık, bu tür suçların önlenmesi ve mağdurların desteklenmesi açısından kritik bir role sahiptir. Özellikle eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri ve medya aracılığıyla yapılan çalışmalar, çocukların cinsel istismarına karşı mücadelenin güçlenmesine katkıda bulunur. Çocukların cinsel istismarı konusunda uzlaşma yolu kesinlikle mümkün değildir ve bu tür suçlar yargı önünde en ağır şekilde cezalandırılır. 

Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Yatarı

Çocukların cinsel istismarı suçu, gerçekleştiğinde yasal yaptırımların getirildiği ciddi bir suç türüdür. Bu bağlamda, çocuğa cinsel yönden istismarda bulunan bir kişiye, işlenen fiilin ağırlığına göre değişen hapis cezaları uygulanır. İlgili kanun maddesine göre, temelde, bu suçu işleyenler 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilirler. Eğer eylem sarkıntılık boyutunda kaldıysa, ceza miktarı 3 yıldan 8 yıla kadar düşebilir. Cinsel istismarın cisme zorla sokma gibi daha ağır bir yöntemle işlenmesi hâlinde, ceza en az 16 yıl olarak belirlenir. Eğer mağdur on iki yaşından küçükse, verilecek ceza en az 18 yıl olacaktır.

Suç, yasanın belirttiği özel durumlar altında işlenirse (örneğin, belirli kişiler tarafından) cezalar yarı oranında artırılabilir ve eğer mağdur bitkisel hayata girerse veya ölürse fail için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası söz konusu olabilir. Bir mahkeme hükmünün infaz edilebilmesi için, kararın kesinleşmiş olması gerekir. Karar kesinleştikten sonra, infaz süreci başlatılır ve ilgili savcılık, hükümlü hakkında yakalama emri çıkartarak kişinin cezasının infaz edilmesi ile ilgili gerekli işlemleri yürütür. Cinsel istismar suçları için belirlenen koşullu salıverme oranı, dörtte üçtür. Bu, mahkumun tutukluluk ve gözaltında geçirdiği sürelerin mahkumiyet süresinden düşülerek, hükümlünün cezasının dörtte üçünü tamamlamasının ardından geri kalanının denetimli serbestlik koşulları altında dışarıda geçirmesi anlamına gelir. Böylelikle, hükümlüler cezaevinde geçirecekleri sürenin tamamını içeride geçirmezler ve belirli şartlar altında serbest kalabilirler.

 Adli Para Cezasına Çevirme

Çocukların cinsel istismarı, toplumumuzun en hassas konularından biri olup, bu tür suçlara karşı yasal yaptırımlar oldukça ciddidir. Söz konusu suçun yaptırımları genellikle 1 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği için, Türk hukuk sistemi içinde adli para cezasına çevrilmesi söz konusu olamamaktadır. Adli para cezası, aslında hukuk sistemimizde alternatif bir yaptırım türü olarak karşımıza çıkar. Özellikle kasten işlenen suçlarda, 1 yıl veya daha az hapis cezasına çarptırılma durumlarında, bu cezanın adli para cezasına dönüştürülmesi mümkündür. Ancak çocukların cinsel istismarı ile ilgili yaptırımlar, 1 yıldan fazla hapis cezasını içerdiği için, bu suç tipi için adli para cezası, tek yaptırım olarak uygulanamaz.

Bu nedenle çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin yargılamalarda, adli para cezası bir yaptırım seçeneği olarak değerlendirilmemekte; hapis cezası ile cezalandırılma yöntemine başvurulmaktadır. Sonuç olarak, çocukların cinsel istismarı suçu için adli para cezası, hukuk sistemimizde mümkün olmayan bir yaptırım yöntemidir. Bu suçun cezalandırılmasında temel amaç, çocukları korumak ve suça karşı caydırıcı bir etki yaratmaktır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Çocukların cinsel istismarı gibi ciddi suçlar söz konusu olduğunda, cezanın belirli şartlar altında iptal edilip davanın düşürülmesine olanak tanıyan hüküm açıklanmasının geri bırakılması uygulaması söz konusu değildir. Bu tür suçlar için, Türk Ceza Kanunu’nun öngördüğü ağır ceza yaptırımları doğrudan uygulanmakta ve fail hakkında hüküm verilerek karar açıklanmaktadır. Çocukların cinsel istismarı suçu, toplumun hassasiyet gösterdiği ve yargı tarafından ciddi şekilde ele alınan, mağdur çocukların korunmasını esas alan bir suç türüdür.

Bu sebeple, failin topluma karışması ve potansiyel bir tehdit oluşturması riskinin önüne geçilmesi adına, hüküm açıklanmasının geriye bırakılması gibi bir uygulama bu suç kategorisinde yer almamaktadır. Bu durum, çocukların korunmasını teminat altına almayı amaçlayan ve toplumun bu tür suçlara tolere etmez bir yaklaşım sergilemesinin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, çocukların cinsel istismarı suçu nedeniyle mahkum edilen fail için hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi bir hafifletici tedbir uygulanmamaktadır. Cezanın infazı, suçun vahameti ve toplumun beklentileri doğrultusunda kesinlikle uygulanır.

Cezanın Ertelenmesi

Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca, işlenen suç sebebiyle iki yıl veya daha az hapis cezasına çarptırılan bir kişinin cezası ertelemeye tabi tutulabilir. Ancak, çocukların cinsel istismarı suçu bakımından bu durum geçerli olmaz çünkü bu suç için verilen hapis cezaları iki yılın üzerindedir. Ceza ertelemesinin uygulandığı üst süre sınırı ise, suç işlendiği sırada on sekiz yaşın altında olanlar veya altmış beş yaşın üzerindeki kişiler için üç yıl olarak belirlenmiştir. Ancak çocukların cinsel istismarı suçu neticesinde verilen cezaların, kanunen belirlenen hapis cezası süreleri nedeniyle genellikle ertelemeye uygun olmadığını vurgulamak önemlidir.

Suçun ciddiyeti ve toplum üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, bu suç türü için verilen cezaların daha caydırıcı olması ve mağdurun haklarını koruma altına alması amaçlanmaktadır. Bu nedenle, çocukların cinsel istismarı suçunda hüküm giyen kişilerin cezalarının ertelenme ihtimali, yasa gereği oldukça sınırlıdır ve belirli şartlara bağlıdır. Suçun mağduru çocuklar olduğunda, yasaların onların korunmasını öncelikli tuttuğu ve suçlulara karşı daha katı tedbirler uyguladığı anlaşılmaktadır.

Yorum yapın