Tanık Nedir

Tanık, belirli bir olayın veya durumun gözlemcisi olarak tanımlanabilir. Tanık kişisel gözlemleri hakkında bilgi verebilecek özel durumda olan kişiyi ifade eder. Örneğin, bir suç işlendiği anda orada bulunan veya bir kaza anını görenler tanıktır.

Tanıklar mahkeme salonunda ve hakim karşısında dinlenir. Gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini doğru şekilde eksiksiz olarak anlatması gerekir. Tanıkların ifadeleri, dava sonucunun belirlenmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Suç mahallindeki fiziksel kanıtların yanı sıra, tanıkların ifadeleri de bir bütünün parçası olarak değerlendirilerek hukukun üstünlüğünün sağlanması ve adaletin tecelli etmesi için önemli bir yere sahiptir. Adli süreçlerde tanık, mahkemeler için değerli ve etkili kanıtların sunulması olarak da görülebilir.

Tanık Göstermek

Hukuki anlamıyla tanık, bir davada veya soruşturmada yaşanan olaylar hakkında bilgi sahibi olan ve bunları mahkemede ifade eden kişidir. Mahkeme süreçleri sırasında, tanıklık yapma eylemi, davanın sonucu üzerinde büyük etkiye sahip olabilir. Tanık gösterilmesi, adil bir yargılama için kilit bir süreçtir. 

Her iki taraf da, davayla ilgili kendi durumunu destekleyebilecek tanıkları belirler. Davalı ve davacı, mahkemeye veya karşı tarafa, ifade verecek olan tanıkların adlarını ve iletişim bilgilerini içeren bir liste sunar. Listede yer alan tanıklar, mahkemeye gelip, yaşanılan olaylar hakkındaki bilgilerini ve gözlemlerini anlatmak üzere çağrılır. Sözlü ifade, tanıkların, olay hakkındaki bilgilerini doğrudan mahkeme heyetine sunmaları anlamına gelir. Karşı tarafın avukatları, tanığın ifadesini sorgulayabilir ve çapraz sorgulama yoluyla ifadenin güvenilirliğini test edebilir.

Tanıkların Çağrılması 

Tanıklar genellikle resmi bir çağrı kağıdı ile duruşmaya davet edilirler. Bu çağrı kağıdında, çağrıya uymamanın olası sonuçları belirtilir. Ancak tanıklık daveti, telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi modern iletişim araçları kullanılarak da yapılabilir. 

Tutuklu davalarında ise tanıklar, çağrı kağıdı gönderilmeden doğrudan mahkeme ya da Cumhuriyet savcısı tarafından alınan zorla getirme kararıyla duruşmaya getirilebilir. Ancak tutuklu olmayan davalar için, mahkeme ya da savcılığın çağrı kağıdı olmaksızın zorla getirme kararı verme yetkisi bulunmamaktadır.

Eğer tanık önceden çağrı kağıdı ile davet edilmişse, bu davetiyenin iptal edilmesi ve tanığın zorla getirilmesi söz konusu olamaz.

Tanıklıktan Çekinme

Aşağıda belirtilen kişiler, tanıklık yapmaktan çekilebilirler:

  • Şüpheli veya sanığın nişanlısı
  • Şüpheli veya sanığın eski eşi dahil olmak üzere eşi
  • Şüpheli veya sanığın doğrudan akrabaları (üstsoy veya altsoy)
  • Şüpheli veya sanığın üçüncü dereceye kadar kan hısımları veya ikinci dereceye kadar kayın hısımları
  • Şüpheli veya sanıkla evlatlık ilişkisi olanlar

Tanığın hakları vardır ve bunlar arasında tanıklıktan çekinme ve ifade vermeme hakkı, hakları öğrenme, korunma ve masrafları talep etme hakkı bulunur. Bu hakların tanığa anlatılması ve hatırlatılması gerekmektedir. Tanıklıktan çekinme hakkı, Ceza Muhakemesi Kanununun 45. maddesine göre bellidir ve tanık, dinlemeden önce bu hak hakkında bilgilendirilmelidir.

Usul kurallarına uygun hareket edilmediği tespit edildiğinde, karar bozulması gerekebilir. Bu kapsamda, bir tanığın özellikle kanuni bir çekinme hakkı varken ve bu hak hatırlatılmadan doğrudan ifadesine dayanılarak hüküm kurulduysa, bu durum usule aykırılığa neden olabilir ve mahkeme kararının yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilir.

Tanıklıktan çekinme hakkı hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında geçerlidir. Tanığa, tanıklıktan çekinme hakkı, dinlenmeden önce hatırlatılmalıdır. Küçüklük, akıl hastalığı veya zayıflığı durumunda, tanıklık yapacak kişinin bu hakkın önemini anlaması mümkün olmayabilir ve bu durumda kanuni temsilcinin izni gerekebilir. Eğer kanuni temsilci şüpheli veya sanık ise karar verme yetkisi yoktur.

Tanığın kimliği ilk olarak belirlenmelidir. Herkes tanık olabileceğinden çocuklar ve akıl hastalarını dinlemek mümkündür ancak tanığın anlatımlarına itibar etmek hakimin takdirine kalmıştır. Tanıklık, toplumsal bir görevdir ve tanık, hukuka uygun çağrıldığında adli makamlar karşısında bildiklerini doğru söylemekle yükümlüdür.

Yalancı Tanıklık

Tanık, hukuk davalarında veya yargısal süreçlerde yaşanan bir olay ya da durum hakkındaki bilgilerini paylaşan kişidir. Onun mahkemede verdiği ifade, davanın seyrini doğrudan etkileyebilen önemli bir unsurdur. Ancak, bu önemli rol bazen yalancı tanıklık ile suistimal edilebilir.

Yalancı tanıklık, tanığın kasıtlı olarak gerçeği çarpıtması, yalan ifade vermesi veya bilgi saklaması eylemidir. Bu durum, adaletin yanlış yönlendirilmesine ve hatalı kararların alınmasına yol açabilir. Adil yargılama prensibine zarar verir ve genel olarak hukuk sistemine duyulan güvenin sarsılmasına neden olabilir.

Yalancı tanıklık yapan şahıslar, hukuki süreçleri tahrip eden ve adalet mekanizmasına zarar veren ciddi bir suç işlemiş olurlar. Hukuka aykırı bu davranışın önüne geçmek için yasalar, cezai müeyyideler getirmiştir. Eğer bir tanığın yalan söylediği kanıtlanırsa, mahkemeye yanıltıcı bilgi vermekten ötürü hapis cezası veya adli para cezası ile karşı karşıya kalabilir.

Tanığın doğru bilgiyi paylaşması, adaletin gerçekleşmesi ve toplumsal düzenin korunması için şarttır. Sonuç olarak, tanıklığın sorumluluklarını yerine getirme zorunluluğu, yargı sistemini destekler ve hukukun caydırıcı etkisini güçlendirir.

Yalan Tanıklık Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanununun 272. maddenin birinci fıkrasına göre, hukuka aykırı bir eylemle ilgili soruşturmada yetkili kişi veya kurul karşısında yalan beyanda bulunan kişilere dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilebileceği belirtilir.

Mahkeme önünde veya yemin altında yalan ifade veren kişiler için ise Türk Ceza Kanununun  272/2 maddesi gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür.

Eğer tanık, aleyhine ifade verdiği kişi hakkında gözaltına alma veya tutuklama dışında bir güvenlik tedbiri uygulanmış ise ve bu bireyin suçsuz olduğuna dair karar çıkarsa TCK 272/4 maddesine göre ceza yarısına kadar artırılabilir.

Türk Ceza Kanununun 272/6 maddesine göre, yalan tanıklık sonucunda kişinin müebbet hapis cezası alması durumunda yirmi yıldan otuz yıla kadar, süreli hapis cezası alması durumunda ise cezanın üçte ikisi kadar hapis cezalara hükmedilir.

 Yalan Tanıklık Suçu ve Şahsi Cezasızlık Sebepleri

TCK 272. maddeye göre birey, yakınlarını koruma içgüdüsü nedeniyle gerçeği çarpıtıyor ise Anayasanın 38. maddesi gereği cezada indirime gidilebilir veya cezadan vazgeçilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanununun 45-46 maddeleri uyarınca tanık, tanıklıktan çekinme hakkına sahipse ve bu hak kendisine hatırlatılmaması yine cezasında indirim yapılabilir.

Türk Ceza Kanununun 274. maddesi kapsamında süren dava sırasında etkin pişmanlık gösteren ve doğruyu söylemeye karar veren bir kişinin cezasında indirim yapılabilir veya ceza verilmeyebilir. 

Yorum yapın