Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu


Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK madde 220), en azından üç bireyin suç işlemek niyetiyle, uygun araç-gereçlerle donanarak, bir hiyerarşi ve görev paylaşımı altında düzenli olarak toplanmasıyla oluşan bir eylemdir.

Örgüt yöneticiliği suçu ise hiyerarşik yapı içerisinde üst düzeyde yer alarak, örgütün tümünün veya bir kısmının koordinasyonunu veya yönetimini üstlenme durumunu ifade eder.

Örgüt üyeliği suçu; bireyin örgütün amaçlarını kabul etmesi, örgütün hiyerarşik yapılanmasına uyum sağlaması ve verilecek görevleri üstlenmeye hazır olması durumunu belirtir. Örgüt üyesi, etkin ve canlı bir organik bağa sahip olmalı, örgütün emir ve talimatlarına itaat etmelidir. 

Örgüt adına suç işleme; örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüte sempati duyarak ya da çıkar sağlama amacıyla eylem gerçekleştirilmesi durumudur. Failin örgütle organik bir bağı olmasa bile, suçun örgüt tarafından kabul edilmiş veya onaylanmış olması gerekmektedir.

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu; bireyin, örgüte dışarıdan ve kendi iradesiyle lojistik destek sunarak (barınak sağlama, yiyecek veya silah temini gibi) örgüt faaliyetlerine desteğidir.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu Unsurları

Suç örgütü kurma eylemi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde düzenlenmiş olup, belli nitelikleri taşıyan yasadışı bir topluluğu ifade eder. Bu bağlamda, suç örgütü oluşturulması için gerekli unsurlar aşağıdaki gibidir.

  1. Üye Sayısı: Suç örgütünün en azından üç ya da daha fazla kişiden oluşması gerekir.
  2. Hiyerarşik İlişki: Üyeler arasında, gevşek ya da sıkı bir hiyerarşik ilişki bulunmalıdır ve örgüt, üyeleri üzerinde bir tür egemenlik kurabilmelidir. Bu hiyerarşik yapının içerisinde yönetici ya da yöneticiler de bulunmalıdır.
  3. Suç İşleme Amacı: Örgütün kuruluş gayesi suç işlemektir. Fiiliyatta suç işlenmese bile, üyelerin suç işleme maksadıyla toplandıkları tespit edilmelidir. Bu amacın belirlenmesinde örgütün suça hazırlık niteliğinde faaliyetlerde bulunmuş olması emare sayılabilir.
  4. Örgütsel Faaliyetin Sürekliliği: Suç örgütünün faaliyetleri, suç işleme niyetiyle süreklilik göstermelidir. Belirli bir suç ya da suçları işlemek için oluşturulan ve bu çerçevedeki eylemleri devamlılık kazanacak şekilde sürdüren bir yapılanma söz konusudur.
  5. Elverişlilik: Örgüt, kapsadığı üye, araç ve gereç açısından amaçlanan suçları işlemeye uygun olmalıdır. Örgüt silahlı veya silahsız da olabilir, ama asıl önemli olan kamu düzeni için somut bir tehlike yaratabilecek kadar mevcut yapılanmanın elverişli olmasıdır.

Bu faktörler ışığında, suç örgütü kurmak; somut bir tehlike suçudur ve en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla devamlı bir yapı içinde birleşmesini gerektirir. Amacı olmayan ya da yeterince teçhizata sahip olmayan basit birleşmelere ise suç örgütü denemez. Örgütlenmenin suç teşkil etmesi için, belirlenen unsurların bütünüyle varlığı aranıp, somut tehlike yaratacak düzeyde olduğu saptanmalıdır.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu Cezası

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Yönetme Ceza Durumu: Suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerin kurucuları veya yöneticileri, yapılanmanın ve ele geçirilmiş araç-gereçlerin niteliği ve üye sayısının yeterli olması koşuluyla suçlarını gerçekleştirmek için gerekli bir yapıya sahip olmaları durumunda, dört ile sekiz yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılır. Bu tür bir örgüt için minimum üye sayısının üç olduğu belirtilmiştir.

Örgüte Üye Olmanın Cezaî Sonucu: Suç işlemek amacıyla oluşturulan bir örgüte dahil olmak, iki ila dört yıl arası hapis ile cezalandırılır. 

Silahlı Örgüt Üyeliği ve Ceza Artırımı: Eğer kurulan örgüt silahlı bir yapıya sahipse, yukarıdaki maddelerde belirtilen cezaların dörtte bir ila yarısına kadar artırılması söz konusudur.

Örgüt Faaliyetleri Kapsamında İşlenen Suçlar: Örgütün eylemleri sonucu işlenen suçlar için, bu suçlar ayrıca değerlendirilir ve ilgili kişiler bu suçlardan dolayı da cezalandırılır. 

Örgüt Yöneticilerinin Sorumluluğu: Herhangi bir örgütsel faaliyet kapsamında işlenen suçlardan, örgüt yöneticileri suça iştirak eden olarak ayrıca cezalandırılırlar.

Örgüt Adına Suç İşleyenler: Örgüte üye olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişiler, iki yıl altı ay ila altı yıl arasında hapis cezasına mahkûm edilir. Ceza, işlenen suçun niteliğine göre yarıya kadar indirilebilir. Bu madde sadece silahlı örgütler için geçerlidir.

Örgüte Yardım Eden Kişiler: Hiyerarşik yapının dışında olmakla birlikte örgüte bilinçli ve isteyerek destek olan kişiler, örgüt üyeleriyle aynı şekilde cezalandırılır. Ancak yapılan yardımın niteliği göz önünde bulundurularak verilen ceza üçte bir oranında azaltılabilir.

Örgüt Propagandası ve Ceza Durumu: Cebir, şiddet veya tehdit kullanarak örgüt faaliyetlerini  meşrulaştırmaya, övmeye veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden propaganda yapan kişiler, bir ila üç yıl arası hapis cezasına çarptırılır. Basın ve yayın yoluyla işlenen bu suç için ceza yarı oranında artırılır.

Suç Örgütü Kurma veya Yönetme Suçu Cezası

Suç örgütü kurmak, örgütün temel yapısını oluşturup ona somut bir şekil kazandırmakla ilgili eylemler bütünüdür. Bu suç, tek bir birey tarafından da işlenebilir, çok sayıda kişinin katılımıyla da gerçekleşebilir. Kurucu, suça yönelik hedefler doğrultusunda insanları birleştirerek liderlik rolünü üstlenir.

Örgüt Yöneticiliği Suçu ise, bir suç örgütünün iç hiyerarşisinde üst düzey bir konumda bulunan ve örgüt üyelerine emirler veren, onları koordine eden ve yönlendiren kişinin işlediği bir suçtur. Bu kişi, örgütte iş bölümünü düzenleyip, merkezi bir role sahip olarak örgütün işlevselliği açısından kilit bir noktadadır. Örgüt yöneticisi olan kişi, bazı durumlarda kurucu rolünü de üstlenebilir. Bu durumda, kişi hem örgüt kurma hem de yönetme suçlarını işlese de, bu seçimlik eylemler tek bir suç maddesi altında birleştiğinden tek ceza alır.

Türk Ceza Kanununa  göre belirlenen suç örgütü kurma veya yönetme cezaları şu şekildedir.

  • Temel Cezalandırma (TCK madde 220/1): Suç örgütü kurma veya yönetme eylemi için 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilebilir.
  • Silahlı Örgütler (TCK madde 220/3): Eğer örgüt silahlı ise, belirlenen ceza yarıya kadar artırılır.
  • Örgüt Faaliyeti Kapsamında Suç İşlenmesi (TCK madde 220/4): Örgütün faaliyetleri doğrultusunda işlenen suçlar için, ilgili suçun cezasına ek olarak cezalandırma yapılır.
  • Örgüt Yöneticilerine Ek Cezalar (TCK madde 220/5): Örgüt yöneticileri, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen bütün suçlardan sorumlu tutulur ve failler olarak cezalandırılabilir, suça katılmamış olsalar bile.

Bu düzenlemeler, suç örgütü faaliyetlerinin caydırıcılığını artırmayı ve özellikle sorumlu kişilere yönelik daha ağır yaptırımlar getirmeyi amaçlamaktadır.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Üyeliği Suçu Cezası

Suç işlemek amacıyla örgüt üyeliği suçu, bir örgüte sonradan katılan ve belirlenen iş bölümüne göre görev alan kişiler için geçerlidir. Üyelik kapsamında, suçun işlenmesine doğrudan katılımın yanı sıra, suçun işlenmesine destek olan davranışlar da söz konusu olabilir. Örgüt üyesinin, emirle ya da kendi inisiyatifiyle örgüt amaçları doğrultusunda hareket etmesi mümkündür. Bu suçun unsurlarının gerçekleşebilmesi için şahsın örgütün yapısını ve amacını bilerek sürekli katılım göstermeye yönelik bir niyeti olmalıdır. Suçun tespitinde değerlendirilmesi gereken belirli kriterler vardır.

  • Hiyerarşik ilişkinin olup olmaması,
  • Eylemlerin devamlılık ve çeşitlilik gösterip göstermemesi,
  • Örgüt içinde özel ya da kod isim kullanımı,
  • Örgüt üyeleri arasındaki sosyal, ekonomik ve aile içi ilişkilerin bulunması.

Türk Ceza Kanunu’na  göre örgüt üyeliği suçunun cezaları şu şekildedir:

  • Asli suç olarak, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür (TCK madde 220/2).
  • Örgüt silahlı ise, verilecek cezanın dörtte biri ile yarısı arasında artırılır (TCK madde 220/3).
  • Örgütsel faaliyetler içerisinde başka suçlar işlenirse, bu suçlar için de ayrıca hüküm verilir (TCK madde 220/4). Örneğin, örgüt üyesinin resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçları işlemesi bu kapsamda ele alınır.

Örgüte Yardım Etme Suçu Cezası

Örgüte yardım etme suçu ve cezası konusunda, bir şahsın örgütün yapısal hiyerarşisinde yer almadan, örgütün işlerine ya da suç işlemesine bilinçli ve istekli olarak destek olmasıdır. Bu, örgütün yönetici veya üyelerinin hareketleri bakımından doğal bir netice olarak değerlendirilmez. Söz konusu suç; bir kişinin, örgüt yapısının dışında olup, düzenli olmayan ve geçici bir eylemle örgüte ya da suç işlemesine katkıda bulunduğu zaman gerçekleşir.

Örgüte yardım suçu, genel bir suç olup çeşitli eylemlerle işlenebilir. 

  • Yiyecek ve içecek sunma,
  • Sığınak veya yer temini,
  • Örgütün eylem yapacağı bölgeyi gösterme,
  • İşlenen suçtan sonra delil taşıma ya da saklama,
  • Örgüte silah sağlama,
  • Suçun işlenmesine yardımcı olacak araç gereç temini,
  • Ekonomik destek,
  • Örgüte gerekli belge ve bilgileri sağlama.

Türk Ceza Kanunu  220 maddesi altında örgüte bilinçli ve istekli yardım suçunun cezası şöyle belirlenir:

Örgütün hiyerarşisine dahil olmasa dahi yardım sağlayan kişi, örgüt üyesi gibi cezalandırılır (TCK 220/7). Yani cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olabilir. Ancak, yardımın mahiyetine göre verilecek ceza üçte bir oranında azaltılır (TCK 220/7).

Eğer yardım edilen örgüt silahlı ise, cezalar belirtilen oranlar çerçevesinde artırılır (TCK madde 220/3).

Örgüte yardım eden kişinin eylemi başka bir suç oluşturuyorsa, bu suç nedeni ile ayrıca ceza alır (TCK madde 220/4).

TCK 314 maddesine göre silahlı örgüte yapılan yardım suçunun cezası ise şu şekilde düzenlenir: Silahlı örgüte yardım eden kişi, silahlı örgüt üyesi gibi 5 yıldan 10 yıla kadar hapis ile cezalandırılır (TCK 314/3 ile TCK 220/7).

Bu indirimler uygulandıktan sonra, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca sonuç ceza yarı oranında artırılır. Ancak, bu hükümler çocuklar hakkında uygulanmaz.

Örgüte yardım suçu işleyen kişinin örgüt yapısına katılmamış olması, yardım ettiği örgütün TCK 314 altında tanımlanan silahlı terör örgütü olduğunun farkında olması, yardımın örgüt amacına hizmet etmesi ve kişinin örgüt içindeki bir yönetici ya da üye olması gereklidir. Suçun faillerinin örgüte yaptığı yardımın örgüt tarafından fiilen kullanılması zorunlu değildir. Örgütün yararlanmasına sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf etme imkanı bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Silahlı Örgüt Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçun Cezası

Silahlı örgüt adına suç işleme ve bu suçun cezası, silahlı örgütlerle ilgili somut hükümleri içeren Türk Ceza Kanunu’nun belirli maddelerinde detaylıca düzenlenmiştir. TCK’nın 314. maddesinde, bir silahlı örgütün varlığı ve bu örgüte mensup olmaksızın örgüt adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına ilişkin kriterler tanımlanmıştır.

Öncelikle, örgüt adına suç işleyebilmek için kişinin örgütün hiyerarşik yapısının bir parçası olmasına gerek yoktur. Bu eylemi gerçekleştiren kişi, örgüt talimatı altında doğrudan bir emir almamış olsa da, işlediği suçun örgüt tarafından istendiğinin bilincinde olmalıdır. 

TCK madde 314 kapsamında, kişinin suç işlemesinde örgütün açık bir çağrısı ve bilgisi olması gerekmektedir. Kişinin suç işlemesinin belirli bir yönlendirmeye dayanması önem taşır.

Silahlı Örgüt Adına Suç İşleme Suçunun Cezası:

  • Örgüt adına suç işleyen ancak örgüt üyesi olmayan kişiler, TCK’nın 220/6. maddesi gereğince silahlı örgüt üyeleri gibi cezalandırılır. 
  • TCK 220/6 uyarınca örgüt adına işlenen suçlar için öngörülen ceza, örgüt üyeliğindeki gibi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Silahlı suç örgütü adına suç işleyen kişinin cezası, yarı oranına kadar artırılır. 
  • Kişi, örgüt adına işlenen suçtan ötürü TCK 220/4 uyarınca ayrıca ceza alır.

TCK 314 deki Silahlı Örgüt Adına Suç İşleme Suçunun Cezası:

  • Silahlı örgüt adına suç işleyen kişi, 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası alabilir (TCK 314/3 atfıyla TCK 220/6).
  • Verilecek ceza, çeşitli koşullara göre yarı oranına kadar düşürülebilir.

TCK ve diğer yasal düzenlemeler çerçevesinde verilen cezalar, kanuni hükümlerde açıkça belirtildiği şekilde, somut olayın koşullarına, failin durumuna ve işlenen suçun niteliğine göre belirlenir. 

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, bir suçluyu suçu nedeniyle içten pişmanlık duyması ve suçtan dolayı ortaya çıkan zararları telafi etmesi karşılığında ceza indirimi elde etme şansı sunan bir hukuki kavramdır. Türk Ceza Kanunu’nun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile ilgili maddeleri bu indirimden nasıl yararlanılacağını açıklar. İşte TCK’nın 221. maddesine göre etkin pişmanlığın uygulama şekilleri:

  1. Soruşturma Başlamadan Önce Etkin Pişmanlık: Eğer kurucu veya yönetici, suç amacıyla kurulan örgütü soruşturma başlamadan ve suç işlenmeden önce dağıtır ya da örgütü dağıtmak için gerekli bilgileri verirse, bu kişi hakkında ceza uygulanmaz. (TCK m.221/1)
  2. Örgütten Gönüllü Ayrılma: Bir örgüt üyesi, örgütün suç işleme faaliyetlerine katılmadan ve örgüt içinde kalırken gönüllü olarak ayrılıp bu durumu yasal makamlara bildirirse, ceza verilmemesi yönünde hüküm verilebilir. (TCK 221/2)
  3. İştirak Etmeden Yakalanan Üyeler: Herhangi bir suça katılmadan yakalanan bir örgüt üyesi, pişmanlık duyarak ve örgütün dağılmasına veya diğer üyelerin yakalanmasına yardımcı olacak bilgileri verirse, bu kişiye ceza verilmez. (TCK 221/3)
  4. Bilgi Verme ve Teslim Olma: Örgüt kurmuş, yönetmiş ya da bu suça iştirak etmiş olan bireyler, yapının ve suç faaliyetlerinin açığa çıkmasına yardımcı olacak bilgiler vererek teslim olurlarsa, bu suçlardan dolayı cezalandırılmazlar. Eğer kişi yakalanmasının ardından böyle bilgileri verirse, verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim söz konusu olur. (TCK 221/4)
  5. Denetimli Serbestlik: Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananlar için, bir yıl süresince denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre gerekli görülürse en fazla üç yıla kadar uzatılabilir. (TCK 221/5)
  6. Birden Fazla Uygulanmaz: Etkin pişmanlık hükümlerinden bir şahıs yalnızca bir kez yararlanabilir; birden fazla kez uygulanamaz. (TCK 221/6)

Etkin pişmanlık, suçluların işledikleri suçlardan dolayı gerçek anlamda pişmanlık duyup, bu pişmanlıklarını somut eylemlerle göstermeleri ve adalet sistemine katkı sağlamaları karşılığında ceza indirimi alma imkânı tanır.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Adli Para Cezası

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçları, bir kişinin hapis cezası almasına neden olabilecek ciddi suçlar arasında yer alır. Bu suçun işlenmesiyle, genellikle, toplumun huzurunu ve güvenliğini tehdit eden ve geniş çaplı etkilere sebep olan eylemler gerçekleşir. Bu tür ağır suçlarda genelde hapis cezası uygulanırken adli para cezası bu kapsamdaki bir yaptırım olarak düşünülmez.

Ancak, örgüt kurma suçunu işleyen birinin yaptıkları eylemlerin ağırlığına bağlı olarak, hukuk sistemi tarafından çeşitli durumlarda adli para cezası mümkün olabilir. Özellikle örgüt üyeliği, örgüte yardım etme, örgüt adına suç işleme ve örgüt propagandası gibi suçlarda, mahkeme hapis cezasının yanı sıra adli para cezasını da hükmün bir parçası olarak verebilir.

Bu kapsamda:

  • Örgüt kurma veya yönetme suçu ağır olduğundan, bu eylemlere hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.
  • Örgüt üyeliği, Örgüte yardım etme, Örgüt adına suç işleme, ve Örgüt propagandası suçları ise daha hafif suç olarak değerlendirilerek, yargılama sürecinde daha esnek cezai yaptırım yollarına başvurulabilir.

Mahkemeler bu tür suçlar karşısında verilen kararlarda bir takım kriterleri dikkate alır ve bu kriterler doğrultusunda hapis ve adli para cezasını birlikte ya da ayrı ayrı uygulayabilir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda uygulanan cezai yaptırımlar, toplumun huzur ve adalet duygusunu koruma amacını taşır.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Erteleme

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ciddi bir suç olarak kabul edilir ve suçlulara verilen cezaların infazı konusunda mahkemeler tarafından titiz bir değerlendirme süreci yürütülür. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde düzenlenen bu ve diğer suçlarla ilgili olarak adli makamlar bazen cezanın ertelenmesi kararı verebilir.

TCK 220 ve Cezanın Erteleme Koşulları: TCK 220’de düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu da dahil olmak üzere, bir dizi suçun işlenmesi durumunda, verilen cezaların ertelenmesine karar verilebilir. Erteleme kararı şu şartlarda verilebilir:

  • Hükümlünün yeniden suç işlemeyeceğine dair mahkeme tarafından kanaat getirilirse,
  • Erteleme kararının verildiği suç, belirli suç sınıfları içinde yer alıyorsa ve yasal koşullar uygulanabilir ise
  • Hükümlünün, mahkeme tarafından belirlenen denetim süresi boyunca belirli toplumsal kurallara ve yükümlülüklere uyması gerekmekte ise.

Bu süreçte mahkeme, hükümlünün geçmişini, suçun niteliğini ve toplum içindeki davranışlarını değerlendirecek ve bu bilgilere dayanarak bir erteleme kararı verebilecektir. Erteleme süresi içerisinde hükümlü tekrar suç işlerse, ertelenen cezanın infazına hemen başlanır. Eğer hükümlü, erteleme süresi boyunca suç işlemezse, mahkeme tarafından infaz edilmeyen ceza belli koşullardan sonra tamamen ortadan kalkar.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda, sanığın işlediği iddia edilen fiil sebebiyle mahkemece hüküm verildiğinde, belirli koşullar altında, cezanın infazının geri bırakılması (HAGB) kararının alınması mümkün olabilir. Bu karar, adli kontrollerin uygulanması ve yargılamadaki bazı şartların yerine getirilmesi durumunda, hüküm giyen kişinin cezasının belirli bir denetim süresince yürürlüğe girmemesini öngörür.

Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesine göre, bazı suçlar için belirtilen oran dahilinde bir hüküm verildiğinde ve mahkeme tarafından uygun bulunduğunda, cezanın açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir. Ancak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda HAGB kararı verilebilmesi için, bu suçun TCK kapsamındaki diğer suçlardan ayrılıp ayrılmadığı ve hükümlerin miktarı gibi unsurlar önem kazanmaktadır.

HAGB uygulaması altında, mahkeme şu şartları belirleyebilir:

  • Sanığın denetim süresi içinde başka bir suç işlememesi,
  • Belirli bir meblağda adli para cezasını ödemesi,
  • Kamu hizmetinde belirlenen sürede çalışması ya da
  • Zarar gören kişiye zararının giderilmesini sağlayacak önlemlerin alınması.

Eğer sanık, denetim süresi sonunda bu koşulları yerine getirmişse, hüküm kesinleşmeden dava düşer ve sanık hakkındaki ceza kararı uygulanmaz. Ancak, denetim süreci içerisinde sanığın tekrar suç işlemesi veya belirlenen koşulları yerine getirmemesi durumunda, HAGB kararı iptal edilir ve hüküm giyilen ceza infaz edilir.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda HAGB’nin uygulanabilir olup olmadığı her dava özelinde değerlendirilmelidir ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Yargılama sürecinde, sanığın lehine ve aleyhine olan tüm hususlar titizlikle incelenerek karar verilmektedir.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Şikayet Süresi

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen ve toplumun huzurunu tehdit eden suçlardan biri olan suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalınabilecek suçlar arasında yer alır. 

Bu suç türü, şikayete bağlı suçlar kategorisinde olmadığı için, fail tarafından işlendiğinin öğrenilmesi durumunda savcılık makamları tarafından otomatik olarak soruşturma başlatılır. Halk arasında yaygın bir yanılgı olan şikayet süresi bu suç türü için geçerli değildir. Yani, bireylerin veya kamu otoritelerinin bu tür suçlarla ilgili şikayetlerde bulunması beklenmez ve savcılık, bilgi sahibi olur olmaz harekete geçmekle yükümlüdür.

Söz konusu suçun soruşturulması sırasında, şikayetçi olarak davaya müdahil olan bir kişinin dahi bulunması suç soruşturmasının devam etmesini sağlar. Bu kapsamda, şikayetçinin vazgeçme hakkı olsa bile, bu davranış suç soruşturmasının veya ceza davasının düşmesine neden olmaz.

Suçun işlendiği tarihten itibaren belirlenen dava zamanaşımı süresi gözetilerek, soruşturmanın yürütülmesi ve gerektiğinde kamu davasının açılması zorunludur. Bu süre zarfında, örgüt kurma amacıyla suç işleme eylemine karışmış olan şahıslar hakkında yasal işlem başlatılabilir ve gerekli adli süreçler uygulanır.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nda belirlenen suç tiplerinden biri olan suç işlemek amacıyla örgüt kurma, önemli bir yaptırıma sahiptir. Bu suç türü özellikle toplumun huzurunu ve devletin düzenini bozma potansiyeli nedeniyle ağır cezalarla karşılanmaktadır. Ancak, buna rağmen hukuk sistemimizde her suç için olduğu gibi suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu için de bir zamanaşımı süresi bulunmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesine göre, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme suçunda zamanaşımı süresi şu şekildedir:

  • Örgüt Kurma veya Yönetme Suçlarında Zamanaşımı: TCK kapsamında örgüt kurma veya yönetme suçu işleyen kişiler için dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Bu süre, suçun işlendiği tarih itibarıyla başlar ve bu süre zarfında dava açılmaz veya sonuçlandırılmazsa, suç zaman aşımına uğrayarak cezai takibat imkanı ortadan kalkar.
  • Örgüt Üyeliği Suçu ve Zamanaşımı: Örgüt üyeliği suçu söz konusu olduğunda ise zamanaşımı süresi 8 yıldır. Burada da benzer şekilde suçun işleniş tarihinden itibaren başlayan zamanaşımı süresi dolarsa, bu suç için de cezai takip hakkı kaybolur.

Zamanaşımı süreleri suçun işlendiği tarih itibariyle işlemeye başlar. Eğer suçun işleniş tarihinden itibaren belirlenen süre içerisinde dava açılmamış veya sonuçlandırılamamışsa, dava düşer ve fail hakkında cezai bir yaptırım uygulanamaz.

Sonuç olarak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda zamanaşımı süreci, suçun işlendiği tarih itibariyle başlayarak 15 yıl süresince devam eder. Bu süre zarfında adli işlemler tamamlanamazsa, cezai sorumluluk ortadan kalkar ve suçlu kişiye yaptırım uygulanamaz. Bu durum, ceza hukukunun genel prensipleri arasında yer alan bir husustur ve suçluların belirsiz bir süre boyunca ceza tehdidi altında yaşamalarını önlemeyi amaçlar.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüt üyeliği suçu hakkında düzenleme yapar. Bu suçun yargılanması genel olarak asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girer. Ancak, örgütün işlendiği iddia edilen suçlar daha ciddi ve ağır nitelikteyse, bu durumda yargılama işlemleri ağır ceza mahkemesinde gerçekleştirilir.

Örneğin, TCK’nın 314. maddesinde belirtilen ve daha ciddi sonuçlar doğurabilecek silahlı örgüt suçu gibi ağır suçlar söz konusu olduğunda, yargılamayı ağır ceza mahkemesi yürütür. 

Bu farklılık, örgütlü suçların karmaşıklığı ve topluma etkileri gözetilerek oluşturulmuştur. Asliye ve ağır ceza mahkemeleri arasındaki görev ayrımı, suçların niteliğine ve ağırlığına göre belirlenmiş olup, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda yargılama yapacak mahkeme bu kriterlere göre belirlenir.

Yorum yapın

Ara WhatsApp