Resmi Belgede Sahtecilik

Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi çerçevesinde, resmi evrakta sahtecilik suçu, toplumun güvenliğini zedeleyen ciddi bir suç olarak kabul edilmektedir. Kamu güvenine karşı işlenen suçlar arasında yer almaktadır. Bu suç, özellikle devletin resmi işleyişine ve belgelere olan güveni sarsmakta, dolayısıyla hukuk düzeninin temelini oluşturan güven unsuruna zarar vermektedir.

Resmi evrakta sahtecilik suçu, kanun koyucu tarafından üç şekilde tanımlanmıştır ve bu suçun oluşabilmesi için aşağıdaki hareketlerden birinin kasten gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Yeni bir sahte resmi belge üretmek veya mevcut bir resmi belgeyi gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlemek. Mevcut bir gerçek resmi belgeyi, başkalarını aldatmak amacıyla değiştirmek. Oluşturulan sahte bir resmi belgeyi kullanmak.

Bu suç tiplerinden herhangi biri, fail tarafından işlendiğinde resmi evrakta sahtecilik suçu meydana gelmiş olur. Resmi belgeler, resmi işlemlerin yapıldığı ve belgeye yetkili makamlarca hukuki bir değer atfedildiği durumları kapsar. Örneğin, nüfus cüzdanları veya resmi daireler tarafından düzenlenen belgeler bu kategoride değerlendirilir.

Resmi evrakta sahtecilik suçunda, sahteciliği yapılan belge yetkili resmi memur tarafından düzenlenme yetkisine sahip belgelerdir.

Suçun mağdurları genellikle bireyler değil, kamu düzeni ve toplumdur. Bu nedenle ceza hukukunda resmi evrakta sahtecilik, ağır yaptırımlar içeren ve caydırıcılığı yüksek bir suç olarak ele alınır.

Resmi Belge Nedir?

Belge, evrak ve vesika, hukuki iş ve işlemlerde kanıt görevi gören, bir hakkın varlığını veya bir iddianın doğruluğunu ispatlayan yazılı ya da basılı materyallere verilen isimlerdir. Hukuki sonuç doğuran, bir hak iddiasının doğmasına, bir olayın ispat edilmesine veya bir değerin tespitine yarayan yazılar olarak tanımlanabilir. 

Resmi belge, devlet ve kamu kurumlarının işlemlerinde oluşturduğu, üzerinde resmi yetkilinin imzası veya kurumun mührünün bulunduğu ve belirli bir şekil ile içeriğe sahip yazı ve belgelerdir. Kamu kurum ve kuruluşlarının kendi iç işleyişleri ya da gerçek ve tüzel kişilerle resmi iletişimlerinde kullandığı bu evraklar, hukuki geçerlilik taşıyarak resmiyet kazanır.

Resmi belgelerde belgeyi düzenleyen yetkili kişinin imzası bulunmak zorundadır.Çoğu resmi evrakın üzerinde, belgenin aidiyetini ve resmiyetini belirten mühür bulunmalıdır. Resmi belgelerin belirli şekil ve içerik standartlarına uygun olması gerekmektedir.

Evrakta Sahtecilik

Bu fiil, esas itibarıyla iki temel kategori altında incelenmektedir: resmi evrakta sahtecilik ve özel evrakta sahtecilik. 

 Resmi Evrakta Sahtecilik

Resmi evrakta sahtecilik, kamu güvenliğini korumak amacıyla Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” kısmında ele alınmış bir suçtur. Bu, resmi evrakta yapılan değişikliklerin veya sahte evrakların kullanımının, toplumda kamu görevlerinin doğruluğuna ve belgelerin geçerliliğine duyulan güveni sarsabileceği anlayışına dayanır. Türk hukuk sisteminde bu suçun işlenmesi sadece bireysel mağduriyetlere yol açmaz, aynı zamanda kamunun inancına ve güvenilirliğine de zarar verir. Bu nedenle resmi belgelerin güvenilirliği ve inanılırlığı hukuki bir değer olarak korunur.

Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştiren, bunların yanı sıra sahte resmi belgeyi kullanan kişiye, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. 

Resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştiren, gerçek dışı resmi belge düzenleyen veya sahte resmi belge kullanan kamu görevlisi ise, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası alır.

Eğer resmi belgenin sahteliği kanun hükmü gereğince sabit oluncaya kadar geçerli sayılacak bir nitelik taşıyor ise, verilecek ceza yarısı oranda artırılabilir.

Bu suç türünde, belgenin düzenlendikten sonra kullanılmasına gerek yoktur. Tek bir eylem, suç işlendiğinin kabul edilmesi için yeterlidir. Resmi evrakın, yalnızca yetkili bir resmi memur tarafından düzenlenebilecek türde bir belge olması şarttır.

Özel Evrakta Sahtecilik

Türk Ceza Kanunu ile belirlenen kriterlere göre, özel evrakta sahtecilik suçunun meydana gelmesi için birden fazla eylemin gerçekleşmiş olması gereklidir. Bir evrağın sahtecilik suçu bağlamında değerlendirilebilmesi için hem sahte olarak hazırlanması hem de kullanılması gerekmektedir.

Belgede Sahtecilik

Belgede sahtecilik, ciddi bir hukuki suçtur ve yasalarımızca ağır cezalarla yaptırımlara tabidir. Bu suç, kişisel veya resmi bir belgenin gerçeğe aykırı olarak tahrif edilmesi veya gerçek olmayan belgenin düzenlenip kullanılmasıyla meydana gelir. Belgede sahtecilik; kişilerin gerçekte olmayan bir bilgiyi, gerçekmiş gibi gösterebilmek için düzenledikleri sahte belge kullanmaları veya mevcut bir belgeyi gerçeğe aykırı biçimde değiştirerek kullanmaları eylemidir.

Belgede sahtecilik suçu, şu durumlarda meydana gelebilir:

  • Bir kimse, var olmayan bir belgeyi gerçek gibi hazırlayarak kullanırsa,
  • Gerçek bir belgeyi başkalarını yanıltıcı şekilde değiştirirse ve bu belgeyi kullanırsa.

Örneğin, bir diploma, kimlik veya sertifika gibi resmi belgelerin sahtesi oluşturulabilir veya var olan gerçek bir belgede bilgiler değiştirilebilir.

Bu suçun işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince kişilere hapis cezası gibi cezai yaptırımlar uygulanabilir. Belgede sahtecilik suçu, yalnızca sahtecilikle sınırlı kalmayıp, dolandırıcılık gibi başka suçların işlenmesinin de zemini olabilir.

Evrakta sahtecilik suçunun oluşabilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı temel ilkeler vardır. İşte bu koşullar:

  • Sahtecilik suçu, yazılı ve okunabilir bir belge üzerinde işlenebilir. Okunamayan veya anlaşılmayan belgeler bu suçun konusu olamazlar.
  • Evrakın delil değeri olması gerekir.  
  • Belgenin gerçek bir kişi veya kurum tarafından düzenlendiği açıkça anlaşılmalıdır. Düzenleyenin kim olduğu imzası, amblem veya işareti ile belirlenir.
  • Resmi belge, ilgili kamu görevlisinin düzenleme yetkisi dahilinde oluşturulmalıdır. Görevlisi olmayan kişiler tarafından yapılan düzenlemeler suçun konusunu oluşturur.
  • Sahtecilik suçunda somut zararın mevcut olması şart değildir; zarar olasılığı yeterlidir.
  • Zarar verme kastının bulunması, suçun manevi unsurunun bir parçasıdır.
  • Belgenin aldatıcı nitelikte olması ve bu aldatıcılığın objektif olması gerekmektedir. Mağdurun kişisel hataları aldatıcılık olarak değerlendirilmez.
  • Belge ibraz edildiğinde, özel kanun gereği araştırma yapılması gerekiyorsa ve yapılmadıysa, sahtecilik suçu oluşmaz.

Bu ilkelere dayanarak, evrakta sahtecilik suçu belirli şartlar altında ve belirli unsurlarla gerçekleşebilir. 

Belgede sahtecilik, sadece yasalara aykırı bir hareket değildir; aynı zamanda bireylerin ve kurumların güvenliğini tehdit eden ciddi bir suçtur.  

Evrakta Sahtecilik Suçu

Madde 204’ün gerekçesinde, resmi evrakta sahtecilik suçu incelenmiştir. Bu suç, yazılı bir kağıdın yani evrakın hileli olarak üretilmesi, değiştirilmesi veya kullanılması eylemlerini kapsar. Evrak, resmi bir işlemin, beyanın veya olayın yazılı olarak kanıtıdır. İçeriğin hukuki öneme sahip olması ve belli bir kimseye atfedilebilir olması gereklidir. Belge yanıltıcı olduğu düşünülecek şekilde gerçeğe aykırı oluşturulmuşsa sahte evrak kategorisinde değerlendirilir.

Maddenin üçüncü fıkrası ise sahtecilik suçunun nitelikli hallerini açıklar ve kanun gereği sahteliği sabitlenene kadar geçerli kabul edilen belgelerle alakalı olup, bu tür belgelerin sahte olarak düzenlenmesi halinde cezanın artırılması öngörülür.

Her ne kadar resmi evrakta sahtecilik suçu genellikle bir kişiye karşı işlenmiş gibi görünse de asıl zarar gören taraf devlettir. Çünkü bu suçla kamu güveni temelinden sarsılmaktadır. Maddi ya da manevi zarar gören kişiler doğrudan mağdur olmasalar da “suçtan zarar gören” sıfatıyla şikayetçi olabilir ve yargılamada yer alabilirler. 

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Resmi bir belgeyi sahte olarak hazırlayan, gerçeğe aykırı şekilde değiştiren ya da sahtesini kullanan kişilere verilen cezalar oldukça ağırdır.

Resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen veya sahtesini kullanarak başkalarını aldatmaya çalışan şahıslar cezai sorumluluk altına girer. Bu suçu işleyen bireyler, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. 

Eğer bir kamu görevlisi kendi sorumluluğu altında bulunan bir belgeyi sahte olarak düzenleyerek veya değiştirerek kullanırsa, bu durum kamu görevlisi olmayan şahısların işlediği suça göre daha ağır cezayı gerektirir. Kamu görevlisine üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.

Kanun hükmü uyarınca bazı resmi belgeler, sahteliği ispat oluncaya kadar geçerli sayılırlar. Bu tür belgelerde sahtecilik tespit edildiğinde, uygulanacak ceza yarısı kadar artırılır.

Resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle verilen hüküm, HAGB kararı ile geri bırakılabilir. Aynı zamanda, mahkeme tarafından verilen hapis cezası da ertelenebilir seçenekler arasındadır.

Evrakta Sahtecilik Cezası

Evrakta sahtecilik ciddi bir suç olup, Türk Ceza Kanunu’nda belirli cezalarla düzenlenmiştir. Evrakta sahtecilik suçu, hem basit haliyle hem de nitelikli haliyle işlenebilmekte ve her bir durum için farklı ceza süreleri belirlenmiştir.

Resmi belgelerin sahteciliği, basit şekilde işlendiğinde yani birey tarafından sahte resmi bir belge düzenlenmesi, değiştirilmesi veya bu belgenin kullanılmasında bulunulduğunda, kişinin karşı karşıya kalacağı ceza süresi 2 yıldan başlar ve 5 yıla kadar hapis cezası ile sınırlıdır. Verilecek cezanın süresine, suçun işlenme şekline ve sonuçlarına göre hakim karar verecektir.

Evrakta sahtecilik suçu kamu görevlisi tarafından işlendiğinde ise, suçun niteliği değişir. Kamu görevlisi kendi görevini kötüye kullanarak eğer resmi bir belgeyi sahte olarak düzenler, değiştirir veya kullanırsa, bu nitelikli sahtecilik olarak kabul edilir ve bu durumda uygulanacak ceza daha ağırdır. Kişi, nitelikli evrakta sahtecilik suçundan ötürü 3 yıldan başlayıp 8 yıla kadar hapis ile cezalandırılabilir. Yine burada da suçun ağırlığı ve etkilediği faktörlere göre cezanın süresi belirlenir.

Kamu Görevlisinin Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu (TCK 204/2)

Bir kamu görevlisinin yetkisi dahilinde resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemesi, değiştirilmesi veya kullanması, evrakta sahtecilik suçuna ağır cezaların uygulanmasını gerektirir. Kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından işlendiğinde TCK’nın 204/1 maddesine göre işlem görürken, kamu görevlileri için TCK’nın 204/2 maddesi uygulanır. TCK 6/1-c maddesi kapsamında kamu hizmeti gören avukatlar, tanıklar veya bilirkişilerin de bu suçu işlemesi ağır ceza gerektirir.

Sahteliği İspatlanana Kadar Geçerli Belgelerde Sahtecilik Suçu (TCK 204/3)

Bu yasal düzenleme iki gruba ayrılır; birinci grup “sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli belgeler”, ikinci grup ise “aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belgeler”dir.

Sahteliği İspatlanana Kadar Geçerli Belgeler: Bu belgeler, tam güvenirlilik taşıyan ve kesin delil niteliğinde olan resmi belgelerdir. Belirli bir delille çürütülemeyen, ancak sahtelikleri ispat edilebilen belgelerdir. Örneğin: mahkeme kararları, noter tasdikli belgeler, duruşma zabıtları

TCK’nın 204/3 maddesine göre, bu belgelerle ilgili olarak işlenen sahtecilik suçları, cezası ağırlaştırılmış suçlar arasına girer.

Aksi İspatlanana Kadar Geçerli Belgeler: Bu belgeler, genel olarak güvenilir olsalar da, içeriklerinin yanlış olduğunun ispatı mümkündür. Örneğin: Kişisel kimlik belgeleri, mesleki kimlik kartları

Hukuki İlişkiye Dayanarak İspat veya Gerçek Durumun Belgelenmesi Amacıyla Sahtecilik (TCK 211)

Bir hukuki ilişkiye dayanan alacak ya da bir gerçek durumu belgelemek amacıyla resmi belgede sahtecilik suçu işlenmişse, ceza yarı oranında indirilir. Bu indirimin uygulanabilmesi için, failin gerçek bir olayın varlığına iyi niyetle inanarak hareket etmesi yeterlidir.

Evrakta sahtecilik suçu ciddi yasal yaptırımlara neden olan bir suçtur ve hem basit hem de nitelikli olmak üzere iki biçimde değerlendirilmektedir. Suçun basit hali için 2-5 yıl, nitelikli hali için ise 3-8 yıl arasında hapis cezası söz konusudur. Şüphesiz, bu cezaların uygulanmasında suçun yarattığı sonuçlar ve işleniş biçimi gibi etkenler de belirleyicidir.

Resmi belgede sahtecilik Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suç tiplerinden bazıları, mağdurun şikayeti üzerine harekete geçilmesini gerektiren “şikayete tabi suçlar” kategorisinde incelenir. Şikayete tabi suçlarda, genellikle fiil işlendikten sonra 6 aylık bir şikayet süresi söz konusudur. Bu süre zarfı içerisinde mağdur, suçla ilgili olarak yetkili makamlara başvurarak şikayette bulunmalıdır.

Ancak, resmi evrakta sahtecilik suçu bu sınıflandırmanın dışında kalır. Şikayete bağlı olmayan suçlarda, mağdurun bir şikayeti olmaksızın savcılık tarafından resen soruşturma başlatılabilir. Resmi evrakta sahtecilik suçu için belirlenen zamanaşımı süresi, suçun en hafif şekli için dahi 8 yıldır. Bu durum, suçun mağduru tarafından tespit edildiğinde, 8 yıllık süre içinde yetkili savcılığa başvurulabileceği anlamına gelir. İlgili birim, başvuru yapıldığında soruşturma işlemini başlatmakla yükümlüdür.

Zamanaşımı süresi içinde yapılacak şikayet, suçun soruşturulması ve kovuşturmasını mümkün kılar. Bu nedenle, etkin bir soruşturmanın yürütülmesi adına, resmi evrakta sahtecilik suçu ile karşılaşan kişilerin, suçu fark ettikleri anda en kısa sürede savcılığa bildirimde bulunmalarının önemi büyüktür. Erken bildirim, delillerin toplanması, şüphelinin tespit edilmesi ve suçun aydınlatılması açısından kritik önem taşır.

Yorum yapın