Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu TCK 104 Cezası

Türk Ceza Kanunu, bireylerin haklarını koruyucu temel yasalar arasında yer almakta olup, kişilere yönelik işlenen suçlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Özellikle reşit olmayan kişilere karşı işlenen cinsel suçlar, toplumun hassasiyet gösterdiği konuların başında gelir. Bu bağlamda, cinsel dokunulmazlığın ihlali olarak tanımlanan ve yasalarımızda ciddi yaptırımlarla karşılanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı İşlenen Suçlar” kategorisi altında, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” bölümünde 104. madde kapsamında düzenlenmiştir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında, reşit olmayan bir kişiyle rızası olsa bile cinsel ilişki gerçekleştiren kişilerin cezai sorumluluğu ele alınır. Türk Ceza Kanunu’nda reşit olmayanın yaş aralığı ve suçun unsurları belirlenmiş, failin karşılaşabileceği cezai müeyyideler net bir şekilde ifade edilmiştir. Bu suç tipi, Türk Ceza Kanunu’nun düzenleyici ve koruyucu işlevini ortaya koyan, aynı zamanda reşit olmayanların cinsel dokunulmazlığını güvence altına alan önemli bir madde olarak dikkat çeker. Toplumda özellikle çocukların ve gençlerin korunmasına yönelik atılan adımların hukuki altyapısını oluşturur. Ancak, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gibi ciddi bir konuda yasal düzenlemeler dışında, aileler ve eğitimciler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Bilinçlenme ve koruyucu önlemlerle bu tür suçların önüne geçilmesi, her bireyin sağlıklı gelişiminin teminatıdır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenmiş bir suç tipidir. Bu suçun temel özellikleri şunlardır. 15 yaşını tamamlamış ancak reşit olmayan bir çocukla kuvvet, tehdit, kandırma gibi unsurlar bulunmaksızın gerçekleştirilen cinsel ilişki durumunda, şikayet üzerine fail için 2 ile 5 yıl arası hapis cezası öngörülmektedir. Mağdur ile arasında hukuken evlenme engeli bulunan kişinin işlediği reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, şikayete gerek olmadan 10 ile 15 yıl arası hapis cezası verilmesi gerekmektedir.

Suç, evlatlık alınacak çocuğun geçici bakımını üstlenen, ya da koruyucu aile ilişkisi altında koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlendiğinde, şikayete bakılmaksızın, ikinci fıkrada belirtilen cezai yaptırım uygulanır. Bu hükümler, reşit olmayan bireylere karşı cinsel suçlar bağlamında yasal korumayı temin etmektedir. Şikayetin varlık veya yokluğuna göre ceza uygulanışı değişebilmektedir. Yasa, bu gruptaki çocukların cinsel istismardan korunması amacıyla caydırıcı cezai yaptırımları esas almıştır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Özellikleri

Soruşturma Usulü

Türk Ceza Kanunu kapsamında yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, çocukların cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen ciddi suçlardan bir tanesidir. Bu suç, kanunun ilgili maddelerinde detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Kanunun ilgili ilk maddesinde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu düzenleyen basit şekil bulunmaktadır. Bu maddeye göre, on beş yaşını doldurmuş bir çocukla herhangi bir cebir, tehdit veya hile kullanılmadan gerçekleştirilen cinsel ilişki durumunda, suçun işlenmesi şikayet şartına bağlanmıştır. Yani, savcılığın soruşturma başlatması için mağdur veya yasal temsilcisinin şikayette bulunması zorunludur.

Türk Ceza Kanunun ilgili 2. ve 3. fıkrasında ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçu içerisinde daha ağır kabul edilen nitelikli haller düzenlenmiştir. Eğer failler cebir, tehdit veya hile gibi unsurları kullanarak suç işlemişlerse veya suç belirli ağırlaştırıcı koşullar altında işlenmişse, bu durumlar nitelikli haller olarak kabul edilir. Nitelikli hallerde savcılık, mağdurun veya yasal temsilcisinin şikayeti olmasa bile suçu öğrendiği andan itibaren kendiliğinden soruşturma başlatma yetkisine sahiptir. Ayrıca bu ağır suçlar için şikayet şartı aranmaz, suçun faillerine karşı kamu davası açılabilir.

Reşit olmayan kişilerin cinsel dokunulmazlığına yönelik suçlar, Türk Ceza Kanununda ciddi bir şekilde ele alınmakta ve failler hakkında gerekli cezai müeyyideler getirilmektedir. Mağdurun on beş yaşını doldurduğu basit hallerde şikayet şartı aranırken, nitelikli hallerde savcılıkların bu suçlar üzerinde re’sen harekete geçme yetkisi bulunmaktadır. Bu düzenlemelerle çocukların korunması ve cinsel dokunulmazlıklarının ihlaline sıfır tolerans gösterilmesi amaçlanmaktadır.

Kovuşturma Usulü

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ciddi suçlar arasında yer alır ve genellikle şikayet üzerine başlatılan soruşturmalara dayanır. Bu suç bağlamında, 15 yaşını tamamlamış çocuklarla cinsel ilişki kurulması durumu şeklinde tanımlanır. Ancak bazı önemli ayrıntılar vardır ki, suçun işleniş biçimi ve şikayetin çekilmesi gibi faktörler bu davalarda farklı sonuçlara yol açabilir.

Cinsel ilişki suçu, zorlama, tehdit veya hile olmadan gerçekleşmiş ise ve mağdur 15 yaşını doldurmuş ancak henüz 18 yaşına gelmemişse, dava genellikle mağdur veya yasal temsilcisinin şikayeti ile başlatılır. Suçun, mağdur ile aralarında kanunen evlenme yasağı (örneğin yakın akrabalar) bulunan bir kişi tarafından işlenmiş olması durumunda, şikayet aranmaksızın kovuşturma süreci ilerler. Eğer suç, evlat edinmeyi düşünen ve evlatlığın bakımını üstlenmiş ya da koruyucu aile ilişkisi içinde olan biri tarafından işlenmişse, yine şikayet şartı olmaksızın yargılama devam eder.

Bu iki durumda, suçun mağdura olan yakınlığı veya sorumlusu olması sebebiyle, şikayetin geri çekilmesi durumunda dahi davanın düşürülmesi söz konusu olmaz ve adaletin karşısında sorumluluk devam eder. Her ne kadar reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikayet esaslı bir takip gerektiriyorsa da, yukarıda belirtilen özel durumlar bu kuralın istisnalarını oluşturur. Suçun aile içinde ya da koruyucu ve bakım ilişkisi çerçevesinde işlenmesi, şikayetin geri çekilmesinin yargılamanın devamına engel teşkil etmeyeceğini net olarak ortaya koyar. Bu durum, mağdur çocukların korunması ve suç işleyenlerin cezai sorumluluktan kaçmalarının önüne geçilmesi amacını taşır.

Uzlaşma Kurumu

Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253. maddesine göre, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gibi cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar açısından kovuşturma sürecinde uzlaşma imkanı bulunmamaktadır. Bu durum, özellikle çocukları ve genç bireyleri koruma altına almak için önem taşır. Bu suç türü, toplumun temel değer yargılarına ve bireylerin cinsel bütünlüğüne karşı yapılan saldırılar olarak değerlendirilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez.

Mağdurun reşit olmama durumu, suçun hassasiyet derecesini artırırken, yasal süreç içerisinde mağdurların haklarının korunması ve faillerin daha ağır cezai sorumluluklarla yüzleşmesi zorunlu kılınmıştır. Bu nedenle reşit olmayanla cinsel ilişki suçu söz konusu olduğunda uzlaşmanın bir seçenek olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu tür cinsel suçlar, toplumsal düzen ve bireylerin güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğundan, yasalar tarafından uzlaşı yolu kesinlikle kapatılmıştır. Cezai yaptırımların önemi ve caydırıcılığı, bu tür vakalarda adaletin tecellisine katkıda bulunmak amacı taşımaktadır.

Korunan Hukuki Değer

Cinsel dokunulmazlık ve cinsel özerklik, bireylerin temel hakları arasında yer almakta ve bu hakların ihlali olarak tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu toplumumuzda özel bir öneme sahiptir. Suç, bireylerin cinsel gelişim sürecine zarar verecek eylemleri kapsar ve özellikle mağdurun çocuk olduğu durumlar, toplumumuzun hassasiyet teşkil eden konularındandır.

Korunması hedeflenen hukuki yarar; çocukların cinsel dokunulmazlığının yanı sıra, onların cinsel gelişimlerini özerk bir şekilde sürdürebilmeleri ve cinsel bütünlüklerini muhafaza edebilmeleridir. Ayrıca, çocuğun üstün yararı, buna bağlı olarak çocukların cinsel suçlar karşısında özellikle korunması gereken bir diğer unsurdur. Bu tür suçlar karşısında yasalarımız, reşit olmayan çocuklar ve gençlerin korunması adına ciddi yaptırımlar öngörmektedir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında yapılan fiiller, ciddi cezai sonuçlar doğurabilir ve bu suçların önlenmesine yönelik tedbirler de sıkı bir şekilde uygulanmaktadır. Toplumu bu konuda bilinçlendirmek ve çocukları bu tür suçlara karşı koruyabilmek adına yapılan eğitim çalışmaları, öğretim programları ve medyanın kullanımı, cinsel suçlarla mücadelede önemli bir rol oynamaktadır. Çocukların korunması, onların fiziksel ve zihinsel sağlıkları açısından elzemdir ve bu yüzden reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna karşı toplumsal duyarlılık sürekli güçlendirilmelidir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, hem yasal düzlemde hem de toplumsal algıda ciddi bir suç teşkil etmektedir ve bu suçun mağdurları olan çocukların cinsel dokunulmazlığı, en katı şekilde korunmak zorundadır. Toplumun bu konudaki sorumluluğu, yalnızca suç işleyenleri cezalandırmakla sınırlı kalmamalı, aynı zamanda çocukların güvenli ve sağlıklı bir gelişim ortamına sahip olmalarını güvence altına alacak önleyici stratejileri de içermelidir.

Suçun Unsurları

Türk hukuk sistemimizde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu başta olmak üzere, herhangi bir suçun varlığından bahsedebilmek için suçun kanunilik ilkesi çerçevesinde belirli şartların karşılanmış olması gerekmektedir. Bu ilke, bir eylemin yasalarla önceden belirlenmemişse cezalandırılamayacağını ifade eder. Suçun kanunilik ilkesi gereği, bir eylemin suç teşkil etmesi için kanunlarda açıkça tanımlanmış olması ve buna uygun olarak işlenmiş olması şarttır.

Maddi Unsurlar:

  • Fiil: Suçun gerçekleştiği eylemdir.
  • Fail: Eylemi gerçekleştiren kişidir.
  • Konu: Suçun işlendiği kişi veya mal.
  • Netice: Fiilin yol açtığı sonuçtur.
  • Nedensellik Bağı: Fiil ile netice arasındaki sebep-sonuç ilişkisi olmazsa suçun oluşumu söz konusu olamaz.

Manevi Unsurlar:

  • Kast: Failin bilinçli ve isteyerek hareket etmesi, yani bir eylemi kasten yapmasıdır.
  • Taksir: Failin dikkatsizlik, özensizlik veya bilgisizlik sonucu bir eylemi gerçekleştirmesidir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu söz konusu olduğunda bu unsurların oluşumu büyük önem taşır. Yetişkin bir bireyin, reşit olmayan bir şahısla cinsel ilişkide bulunması, yasa koyucunun açıkça yasakladığı ve cezalandırdığı bir eylemdir. Bu suç tipinde, özellikle suçun maddi unsurlarının ve reşit olmayan mağdurun yaşı gibi özelliklerinin titizlikle incelenmesi gerekmektedir. Her suçun gerçekleşebilmesi için kanunda belirtilen bu unsurların somut olayda var olması şarttır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu da, aynı prensipler doğrultusunda değerlendirilmelidir. Hukukumuz, bireyleri ve toplumun genel ahlakını koruma altına alan bu kurallarla adaletin sağlanmasını amaçlar.

Maddi Unsurlar 

Fail

Reşit olmayan bir kişiyle cinsel ilişkide bulunma suçu, ilgili kanun maddesinin ilk bendinde herhangi bir fail niteliği belirtilmeksizin düzenlenmiştir. Bu sebeple teorik olarak failin kim olacağı konusunda bir kısıtlama yoktur; herhangi bir kişi bu suçun faili olabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, failin 18 yaşın altında olması durumunda suçun nasıl değerlendirileceği başka bir tartışma konusudur. Kanun metni, fail için özel bir yaş sınırı belirlememiştir. Bu durumda, suçun hem faili hem de mağdurunun çocuk olabileceği bir durum söz konusu olabilmekte ve bu, hukuki anlamda zorlayıcı bir durum yaratmaktadır. Yorumlayıcılar genellikle failin reşit olması gerektiği yönünde görüş bildirmekte, bu hukuki çelişkinin giderilmesi için kanuni düzenlemeler önermektedirler.

Mağdur

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 18 yaşın altındaki fakat 15 yaşından büyük çocuklarla yapılan cinsel eylemlere odaklanır. Bu durumda, kız olsun erkek olsun mağdurun yaşı, suçun tanımında önemlidir. Bu yaş aralığındaki bir birey ile cinsel ilişki, rızanın yasal bir geçerliliği olmadığı için suç olarak kabul edilir. Yasal düzenlemeler uyarınca, mağdurun 15-18 yaş arasında olması, hukuki anlam ve sonuçları anlayabilecek durumda olması beklenir. Ancak bu nitelikte olmayan çocuklarla gerçekleştirilen cinsel içerikli eylemler, farklı bir suç oluşturur.

Özellikle, mağdur 15 yaşın altında ise ya da 15-18 yaş aralığında olup hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamayacak düzeydeyse, bu durum daha ağır bir suç olan TCK madde 103’te düzenlenen “Çocukların Cinsel İstismarı” kapsamına girer. Bunun yanı sıra, 18 yaşın altında bireylerin mahkeme tarafından ergin kılınmış olması bu suçun mağduru olarak değerlendirilmesini değiştirir. Ergin kılınmış bireyler, reşit sayıldıklarından, “reşit olmayanla cinsel ilişki suçu” kapsamında olmazlar ve bu durum suçun tanımı açısından önem teşkil eder. Hukuk, her koşulda çocukları korumak için sert çizgiler çizmiş ve cinsel dokunulmazlığa büyük bir önem vermiştir.

Fiil

Reşit olmayan kişilerle cinsel ilişkinin yasalarda suç olarak tanımlanmasının temel sebebi, henüz ergenliğe ulaşmamış bireylerin fiziksel ve zihinsel olgunluğa erişmeden cinsel eylemlere maruz kalmalarını önlemek ve bu bireyleri korumaktır. Bu suç çerçevesinde yasal düzenlemeler, “reşit olmayanla cinsel ilişki” başlığı altında toplanmış ve belirli ceza hükümleri getirilmiştir. Kanun koyucu, reşit olmayan kişi ile gerçekleştirilen fiili cinsel ilişki eylemini suç olarak belirlemiştir. Bu suç kapsamına yalnızca genital organların birleşmesiyle gerçekleşen cinsel ilişki eylemleri dahildir. Öpme, sarılma ve sürtünmek gibi, cinsel ilişkiye ulaşmayan eylemler tümden bu suç kapsamında değerlendirilmemektedir.

Cinsel ilişkinin dışında kalan, vücuda cismi sokma gibi başka cinsel saldırı hareketleri ise Türk Ceza Kanunu kapsamında TCK 102 ve 103 maddeleri ile düzenlenmektedir. Bu maddeler, reşit olmayanların cinsel dokunulmazlığını ihlal eden durumlar için özel cezai yaptırımları içermektedir. Reşit olmayanla gerçekleşen cinsel ilişki durumunda, failin cezai sorumlu tutulabilmesi için, mağdurun yaşının belirlenmiş olan reşit olma yaşının altında olması ve aralarında fiili bir cinsel birleşmenin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İlişki yaşının altındaki kişilerle rıza dahi olsa cinsel birleşme gerçekleştiğinde, bu durum suç teşkil etmekte ve kanunlar tarafından ciddi şekilde cezalandırılmaktadır.

Kısacası, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, çocukların ve ergenlerin cinsel istismardan korunması amacıyla oldukça ciddi bir suç kategorisinde yer almakta ve yalnızca cinsel birleşmeyi kapsayan bir suç tanımı bulunmaktadır. Diğer cinsel dokunulmazlık ihlalleri ise Türk Ceza Kanunu’nun ilgili diğer maddeleri çerçevesinde değerlendirilmekte ve suç sayılarak cezalandırılmaktadır. Her durumda, reşit olmayan kişilerle cinsel içerikli eylemler ciddi yasal sonuçlar doğuracak ve mağdurların korunması öncelikli bir husus olarak kabul edilecektir.

Manevi Unsurları

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nda açıkça tanımlanmış ve ciddi yaptırımları olan bir suçtur. Bu bağlamda, kasten hareket etmenin bu tür bir suçun işlenmesi açısından merkezi bir rolü vardır. Kasten işlenen suçlar, failin fiilinin doğasının ve sonuçlarının farkında olmasını ve bunu isteyerek gerçekleştirmesini gerektirir. Bir fail, eğer 15-18 yaş aralığındaki bir çocuk ile cinsel ilişkiye girmeyi bilerek ve isteyerek gerçekleştirirse bu, kanunen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturur. Failin bu eylemi gerçekleştirme amaçları, suçun tanımı açısından önem arz etmez.

Esas olan, failin eyleminin bilinçli ve istekli olmasıdır. Mağdurun, Türk Ceza Kanunu’na göre reşit sayılmayan bir yaş aralığında (15-18 yaş) olması gereklidir.  Failin mağdurun yaşını bilmesi ve cinsel ilişkiye girmeyi kasten istemesi şarttır. Failin, suça konu olan eylemleri kasten işlemiş olması gerekmektedir. Bu tür bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması sırasında, faile yüklenen fiilin kasten işlenip işlenmediği ve mağdurun yaşının fail tarafından bilinip bilinmediği son derece önem taşır. Adalet sistemi, mağdurları korumak ve caydırıcı yaptırımları uygulamak üzere bu ve benzeri ayrıntıları titizlikle incelemektedir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işleyen kişiler, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ciddi cezalara çarptırılabilir. Bu nedenle, reşit olmayan bireylerle cinsel ilişkiye girmekten kaçınmak sadece ahlaki bir zorunluluk değil, aynı zamanda kanuni bir gerekliliktir.

Kastı Kaldıran Hata Hükümleri

Bir suçun kasten işlenmesi, failin suçun tüm maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek hareket etmesi anlamına gelir. Türk Ceza Kanununun 30. maddesinde “Hata” konusu işlenmiş olup, bu maddede belirtilen durumlarda ceza sorumluluğu ortadan kalkabilir veya hafifleyebilir.

TCK Madde 30 uyarınca hata durumları şunlardır.  Eğer fail, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyerek hareket ederse, kasıtlı davranmış sayılmaz. Burada ancak taksirli suçtan sorumlu tutulabilir. Failler, bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren özgül halleri hakkında yanılgıya düşerlerse, bu yanılma lehlerine sonuç doğurabilir.  Cezai sorumluluğu kaldıran veya azaltan koşulların var olduğu yanılgısına kaçınılmaz olarak düşen fail, bu yanılgıdan dolayı yararlanır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ve Hata Kavramı

Reşit olmayanla cinsel ilişki, Türk Ceza Kanununda suç olarak tanımlanmıştır ve belirli yaştaki çocuklarla cinsel ilişkiye girenler cezalandırılır. Ancak, fail eğer 15-18 yaş arasındaki bir bireyin yaşı hakkında yanıltılmış ve bu yanılgıyı kanıtlayabilecek ise, ceza sorumluluğundan muaf tutulabilir. Önemli olan, bu hatanın kaçınılmaz olması ve failin gerçekten de yaş konusunda bir hataya düşmüş olması gerekmektedir. Bu durumun, failin subjektif gerçekliği ve kanıtlarla objektif olarak desteklenmesi gereklidir.

Rıza

Cinsel suçlar bağlamında, reşit olmayanla cinsel ilişki önemli bir yer tutar ve çoğu hukuk sistemi tarafından ciddi bir suç olarak kabul edilir. Türk Ceza Kanunu madde 103, reşit olamayan çocuklarla cinsel ilişki durumunda olan kişilere yaptırımlar öngörmektedir. Rızanın hukuki anlamda geçerli sayılabilmesi için belirli koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu koşullar şöyledir.

  • Rızanın Özgür İrade İle Verilmesi: Rıza, hile, cebir ya da tehdit unsurları olmaksızın özgür irade ile verilmelidir.
  • Bilgilendirme: Reşit olmayan kişi, ilişkinin sonuçları ve doğası hakkında yeterince bilgilendirilmeli ve bu bilginin ışığında rızasını belirtmelidir.

Eğer rıza, yukarıda belirtilen koşullar dâhilinde verilmediyse, hukuki açıdan geçerli kabul edilmez ve reşit olmayan kişiyle cinsel ilişki fiili çocuğun cinsel istismarı suçu olarak değerlendirilir. TCK’nın 103. maddesi, reşit olmayanla ilişkiye giren yetişkinlerin karşılaşabileceği cezaları düzenler.

Rızanın varlığına rağmen, bu rızanın hile, cebir veya tehdit yöntemleri ile alınmış olması veya psikolojik açıdan geçerliliğinin olmaması durumunda, yetişkin bireyler ağır cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirler. Bu hükümler çocukları koruma amacı taşır ve reşit olmayan bireylerin cinsel istismarını önleme konusunda önemli bir görev üstlenir. Bu yüzden, reşit olmayan biriyle cinsel ilişkiyi düzenleyen yasal düzenlemeler, rızanın özgürce verildiğinden emin olmak için dikkatlice uygulanmalıdır.

Sonuç olarak, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda hukuki rızanın varlığı ve şartı ile yakından ilgilidir. Her durumda özgür iradenin ve rıza koşullarının sağlandığından emin olmak, bu alandaki hukuk pratiklerinin temelini oluşturmaktadır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Nitelikli Halleri

Türk Ceza Kanunu’nun 43/1 maddesine göre, bir suçun işlenmesinde faillerin karşılaşacağı ceza miktarı, o suçun işlenme koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Belirli ağırlaştırıcı faktörlerin varlığında suç, nitelikli hal alarak daha yüksek ceza gerektirebilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için bu nitelikli haller, Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerinde özel olarak tanımlanmıştır.

Bunlardan biri, mağdur ile failler arasında kanuni bir evlenme yasağının bulunması halidir. Bu durum, Türk Medeni Kanunu’nun 129. maddesinde detaylandırılan evlenme yasağı ile ilişkilendirilmiştir. TMK’nın belirttiği evlenme yasağının bulunduğu kişiler arasındaki cinsel ilişki, Türk Ceza Kanununun 104 maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, burada 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Buna ek olarak, evlat edinme öncesinde çocuğun bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde çocuğa koruma, bakım ve gözetim sorumluluğu taşıyan kişilerin işledikleri cinsel ilişki suçları da maddenin üçüncü fıkrasında nitelikli haller arasında sayılmaktadır.

Bu durumda failler, suçun basit hali ile karşılaştırıldığında daha ciddi cezai yaptırımlarla karşılaşırlar. Özetle, TCK kapsamında, reşit olmayanla cinsel ilişkiye giren ve belirli yakınlıkta aile ilişkilerine sahip olan veya koruyucu aile statüsündeki kişiler, bu suçun nitelikli hallerini oluşturmaktadırlar ve söz konusu suçun basit haline göre daha ağır cezalarla yargılanırlar. 

Suça Teşebbüs 

Reşit olmayan bir bireyle cinsel ilişki, Türk Ceza Kanunu’nda belirli şartlar altında suç olarak tanımlanır. TCK’nın 35. maddesi uyarınca, bir kişi eğer işlemeyi planladığı bir suçu, bu eylemi gerçekleştirecek uygun hareketlerle başlamış ve ancak iradesi dışında gelişen nedenlerle tamamlayamamış ise bu durumda kişi suç teşebbüsü nedeniyle sorumlu tutulabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bir hareket suçu olarak kabul edilir ve bu eylemin gerçekleşmesi suçun tamamlanması anlamına gelir.

Bir fail, eğer 15-18 yaş arası bir bireyle cinsel ilişkiye girişmek amacıyla harekete geçmiş fakat iradesi dışında nedenlerle bu eylemi tamamlayamamış ise yani cinsel ilişkiye girilememişse, o zaman suç teşebbüs aşamasında kalmıştır ve bu durumda fail, tamamlanmış bir suçtan sorumlu tutulmaz. Özetle, reşit olmayanla cinsel ilişki teşebbüsü, failin harekete geçip eylemi tamamlayamadığı durumları kapsar ve bu durumlarda fail, tamamlanmış bir suçtan değil, suçun teşebbüs aşamasından sorumlu tutulabilir. Bu bağlamda yaşanan her olay, somut deliller ve ifadeler ışığında özenle değerlendirilmeli ve hukuka uygun bir yargı süreci izlenmelidir.

Suça İştirak 

Reşit olmayan bir kişiyle cinsel ilişkiye girilmesi durumunda, bu eyleme doğrudan katılmayan ancak suçun işlenmesine olanak sağlayan ya da teşvik eden kişiler de yargı önünde sorumlu tutulabilirler. Bu tür bir yardım veya azmettirme durumu, asıl suç kadar ağır sonuçlara neden olabilir. Hukuki sorumluluk, suçun işlenmesine zemin hazırlayan tüm unsurları içerebilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda yardım etme, suçun işlenmesine katkı sağlayan her türlü eylem anlamına gelir. Failin bu suçu işlemesine yardımcı olan herhangi bir davranış (örneğin, reşit olmayan kişiyi faille buluşturmak veya onları korumak için gözetlemek), yardım etme kapsamına girer.

Azmettirme ise bir başkasını reşit olmayanla cinsel ilişki suçu işlemeye iten eylemlerdir. Bu, kişilerin bu suçu işlemeleri için kışkırtma veya ikna etme yoluyla gerçekleşebilir. Suça açıkça teşvik etmek veya bu tür bir suç için gerekli koşulları yaratmak azmettirme olarak değerlendirilebilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ciddi yaptırımlar içerir ve bu suçu işleyen ya da bu suça yardım eden/azmettiren kişiler hakkında hukuki işlemler başlatılır. Türk Ceza Kanunu, failin yanı sıra suça iştirak eden kişilere de cezai sorumluluk yükler. Hukuk, suçların hem mağdurunu hem de toplumu korumak için var olan bir sistemdir ve reşit olmayanlarla cinsel ilişki suçuna iştirak edenlerin caydırıcılık amacıyla cezalandırıldığını unutmamak önemlidir. Bu tür suçlar, sadece bireysel zararlar oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun temel değerlerine de zarar verir.

 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Görevli Mahkeme

Türkiye yargı sistemine göre, farklı suçlarla ilgili davalara bakmak üzere çeşitli mahkemeler görevlendirilmiştir. Bu bağlamda, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile ilgili davalarda görevli mahkemeler, suçun niteliğine ve ceza süresine göre değişiklik gösterebilir. 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemeleri Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 12. Maddesi uyarınca, üst sınırı 10 yıldan fazla olan suçlarla ilgili davalar ağır ceza mahkemeleri tarafından görülür.

Bu kapsamda; Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun basit halinde – yani suçun ilk fıkrasında tanımlanan durumlarda – verilen ceza 2 yıldan 5 yıla kadar olduğu için, bu durumdaki davalara asliye ceza mahkemeleri bakar. Ancak, suçun ikinci ve üçüncü fıkralarında tanımlanan daha ağır halleri için cezası 10 yıldan 15 yıla kadar olan durumlar söz konusudur. Bu ağır hallerle ilgili davalara ağır ceza mahkemeleri bakmaktadır. Bu nedenle, reşit olmayanlarla cinsel ilişki konusunda yargılama yapacak mahkemeyi belirlerken, suçun hangi fıkra çerçevesinde işlendiğine ve kanunlar tarafından belirlenen ceza süresine dikkat edilmelidir. Suçun daha hafif şekli için asliye ceza mahkemesi, daha ciddi haller için ise ağır ceza mahkemesi görevlidir. 

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Yetkili Mahkeme

Ceza hukuku davalarında mahkemenin davaya bakma yetkisi büyük önem arz etmektedir. Özellikle reşit olmayanlar ile cinsel ilişki suçları söz konusu olduğunda, yargılama süreci hassasiyet gerektiren bir konudur. Bu bağlamda 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 12. Maddesi, yargı yetkisinin tayininde esas alınan kriterleri belirlemektedir. Davanın hangi mahkemede görüleceği, genel olarak suçun işlendiği yer ile ilgili olarak belirlenir. Buna göre, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu da dahil olmak üzere tüm ceza davalarında, suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Bu durum, adalete erişimin kolaylaştırılması ve olayın mahallinde daha iyi anlaşılabilmesi için oldukça önemlidir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun işlendiği yer, olayın objektif delillerle belirlenebileceği, tanıkların kolaylıkla ulaşılabilir olduğu ve olayın meydana geldiği çevre koşullarının daha iyi değerlendirilebileceği mahkemedir. Böylelikle, adaletin sağlanabilmesi için olayın tüm yönleriyle detaylı bir şekilde incelenmesi ve gerektiğinde görgü tanıklarının dinlenmesi mümkün olmaktadır. Yargı yetkisini ve görevli mahkemeyi düzenleyen bu madde, davanın adil ve etkin bir biçimde yürütülmesini teminen hukuki sürecin belirleyici unsurlarından biridir. Suçun mahiyeti, mağdurun ve failin durumu gibi unsurlar çeşitli ayrıntıları beraberinde getirse de, reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında maddi gerçekliğin mahkeme tarafından doğru bir biçimde tespit edilmesi büyük önem taşır.

İşte tam da bu noktada, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun yetki kuralları devreye girer ve her davada olduğu gibi, reşit olmayanla cinsel ilişki davalarında da suçun işlendiği yer kuralı geçerliliğini korur. Dolayısıyla, reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında davaların hangi mekânda görüleceği, 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesine göre belirlenir. Bu madde, suçun işlendiği yerin tespitinde ve dava sürecinin yönetiminde önemli bir role sahiptir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Şikayet Süresi ve Şikayetten Vazgeçme

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, takibi şikâyete bağlı suçlar arasında sınıflandırılmaktadır. Bu suç tipinde, yaşça küçük olan mağdurun kendi şikayeti olmaksızın bir soruşturma başlatılmamaktadır. Suç mağdurunun ebeveyni ya da yasal temsilcisi, yani velisi veya vasisi tarafından yapılan şikayet tek başına yeterli olmayıp, yaşça küçük mağdurun şikayetle ilgili kendi ifadesinin de alınması şarttır. Şikayetin yapılması veya bu haktan vazgeçilmesinde her zaman mağdurun iradesine öncelik verilmelidir. Bunun nedeni, yasaların rızaya dayalı cinsel ilişkiyi kesinlikle bireyin kendi kararına bırakıyor olmasıdır.

Mağdur, cinsel ilişki suçu işlendikten itibaren altı ay içinde şikayet hakkını kullanmakla yükümlüdür. Şikayetten vazgeçmek ise, soruşturma başlatıldıktan ya da ceza davası açıldıktan sonra, yani kovuşturma evresinde mümkündür. Mağdur, bu aşamada şikayetten vazgeçerse, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve mağdur, aynı olay hakkında bir daha şikayetçi olma hakkını kaybeder. Eğer şikayet vazgeçme, kovuşturma evresinde, yani ceza davası açıldıktan sonra gerçekleşirse, mahkeme davanın düşürülmesine hükmeder.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Cezası

Reşit olmayan bireylerle cinsel ilişkiye giren kişiler için Türk Ceza Kanunu’nda belirli hükümler yer almaktadır. Bu hükümlere göre suç ve cezalar şöyle sıralanabilir:

  • 15 Yaşını Tamamlamış Çocuklarla İlişki: Onbeş yaşını doldurmuş reşit olmayan bir çocukla onun rızası dahi olsa cinsel ilişkide bulunan kişi, suçun şikayete bağlanması durumunda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.
  • Evlenme Yasağı Olanlar: Suçun, mağdur ile aralarında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde, şikayet şartı aranmaksızın, kişi on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası alabilir.
  • Evlat Edinme Durumları: Suç, evlat edinilecek çocuğa evlat edinme sürecinden önce bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi içinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getiren kişi tarafından işlenirse, yine şikayet aranmaksızın ikinci fıkra uyarınca ceza verilecektir.

Bu düzenlemeler, reşit olmayanlarla cinsel ilişki suçlarının ciddiyetini ve korunması gereken çocukların çıkarlarını gözetmektedir. Yasa koyucu, çocukların cinsel istismarı durumlarında cezai yaptırımların sertliği ile bu suç türünün önüne geçmeyi ve caydırıcılık oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu suçların caydırıcı olması ve toplumun bu konudaki hassasiyetinin artırılması, kanun koyucunun reşit olmayan bireylerin korunmasına verdiği önemi yansıtmaktadır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Yatarı

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nda belirli yaş altındaki bir bireyle rıza dışı veya hile kullanarak cinsel ilişkide bulunmanın cezalandırılması ile ilgilidir. Bu suçun infazı, kanunda belirtilen hüküm maddesindeki yıl esasına göre yürütülür. Buna göre, şüpheli eğer 15 yaşını tamamlamış mağdur ile cinsel ilişkiye zor, tehdit veya hile kullanmadan girmişse, konunun özelliklerine bağlı olarak 2 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılabilir. Eğer suç, evlenme yasağı bulunan kişiler arasında işlenmişse, ceza 10 ila 15 yıla kadar hapis cezasını kapsayabilir. Son olarak, koruma veya gözetimi altındaki bir çocukla cinsel ilişkiye girilmesi durumunda da 10 ila 15 yıl arasında hapis cezası verilebilir.

Ceza hukukunda mahkeme kararının infazı için kararın kesinleşmesi gereklidir. Kesinleşme ile birlikte infaz, savcılık tarafından işleme alınır. Üç yıldan fazla hapis cezası alan bir sanık için, infaz savcılığı tarafından yakalama emri çıkarılır ve kişiye cezasının detayları yer alan bir müddetname gönderilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu olan birinci fıkrada 2/3, ikinci ve üçüncü fıkralarda ise 3/4 oranında infaz uygulanır. Böylece hükümlüler, cezalarının belirli bir kısmını cezaevinde geçirdikten sonra, kalan süreyi denetimli serbestlik altında dışarıda tamamlayabilirler.

Adli Para Cezası

Türk hukuk sistemine göre bazı suçlarda, mahkeme yargılamanın sonunda hapis cezası yerine adli para cezasına hükmedebilmektedir. Adli para cezası, belirli durumlarda hapis cezasının alternatifi olarak ya da ek bir ceza türü olarak uygulanabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, yasalarımız çocukların korunmasına büyük önem vermektedir. Bu suç türü için belirlenen cezalar, mağdurun yaşına ve suçun niteliğine göre değişiklik göstermekle birlikte, genellikle 1 yıldan az hapis cezası öngörülmemektedir. Bu da demektir ki, reşit olmayanlarla cinsel ilişki suçunda hükmedilen cezaların adli para cezasına çevrilmesi söz konusu olamaz.

Bu suç türü söz konusu olduğunda, adli ceza sistemi ilk olarak hapis cezası üzerinden yaptırımını belirlemekte ve bu durum, cezai tedbirlerin caydırıcılığını artırmayı hedeflemektedir. Aslında bu yaklaşım, suçun mağdurun üzerinde bırakabileceği kalıcı ve ciddi etkileri göz önünde bulundurduğumuzda, toplumun korunması açısından son derece önemlidir. Sonuç olarak, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gibi ciddi ve toplumsal tepki çeken suçlarda, adli para cezası gibi daha hafif bir yaptırıma gidilmemekte ve böylece suçun ciddiyetine uygun bir cezalandırma yöntemi tercih edilmektedir. Adli para cezası, daha hafif suçlar için bir seçenek olabilirken, çocukları cinsel suçlardan koruma amacını gözeterek, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda bu uygulamaya yer verilmemektedir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması 

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, sanığın belirli bir denetim süresinde denetimli olarak serbest bırakılması ve bu süre zarfında belirli koşullara uyduğu takdirde, hüküm kararının iptal edilerek davanın düşürülmesini içeren bir hukuki süreçtir. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 231 uyarınca, bu süreçte sanık kasıtlı bir suç işlemediği ve yükümlülüklere uyduğu sürece, hükmün sonuçlarını yaşamaz.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bağlamında, HAGB uygulamasının sağlanması için gerekli şartlardan biri, hapis cezasının 2 yıl veya daha az olmasıdır. Ancak, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında hükmedilen cezalarda, ilk fıkra haricinde belirtilen daha ağır cezalara HAGB uygulanamaz. İlk fıkra dahilinde verilen 2 yıla kadar olan hapis cezalarında HAGB kararı verilebilir. Ayrıca, HAGB uygulaması sadece ertelenen ceza için değil, sanığın genel durumu ve adli sicili de göz önünde bulundurularak mahkeme tarafından verilen bir karardır. Eğer sanık HAGB süresi boyunca bu koşullara uyarsa, hüküm ortadan kalkar ve dava düşer.

Ancak, şartlara aykırı davranılması halinde, durum mahkeme tarafından değerlendirilecek ve ertelemenin kaldırılması ile belirtilen cezanın infazına karar verilebilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, CMK’nın sağladığı HAGB imkanı, yargılama sonucunda elde edilen koşullar ve sanığın kişisel durumu gözetilerek mahkeme tarafından dikkatle belirlenmelidir. Bu süreç, toplumda suçluluk haliyle ilgili önemli bir rehabilitasyon fırsatı sunarak, yeniden topluma kazandırmayı hedefler. Kişilerin yasa önünde suç işlediğinde karşılaşacakları yaptırımlar, Türk Ceza Kanunu gereğince belirlenir. 

Cezanın Ertelenmesi

İşlenen suçtan dolayı iki yıl veya daha az hapis cezasına çarptırılan kişi, bazı şartlarda hükmedilen cezanın infazının ertelenmesinden yararlanabilir. Bu, mahkemenin verdiği bir hüküm olup, hükümlünün topluma yeniden kazandırılması ve cezanın birey üzerindeki olası olumsuz etkilerinin azaltılması amacı taşır.

Erteleme kararı verilirken, mahkeme tarafından hükümlünün; geçmiş yaşamı, suç işlediği sırada kişiliği, suçun işleniş şekli, suçun toplum üzerindeki etkisi, suçun işlendiği zaman dilimi ve ortamı gibi faktörler değerlendirilir. Türk Ceza Kanunu uyarınca, reşit olmayanla cinsel ilişki gibi suçlarda ceza erteleme süresinin üst sınırı, suçu işleme zamanında 18 yaşını doldurmamış ya da 65 yaşını bitirmiş olan kişiler için 3 yıla kadar çıkabilmektedir. Hapis cezasının ertelenmesi, hükümlünün gelecekteki davranışlarının olumlu yönde değişeceği ve topluma uyum sağlayacağı beklentisi üzerine kurulmuş bir uygulamadır.

Ancak, hapis cezasının yürütülmesinin ertelenmesi imkanından faydalanabilmek için mahkemenin vereceği bir karara ihtiyaç vardır. Bu karar, suçun mahiyeti ve hükümlünün kişisel durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gibi ciddi suçlar dahil olmak üzere, hapis cezası alan kişiler, Türk Ceza Kanunu 51. maddenin hükümlerinden faydalanarak, cezalarını belirli durumlarda erteletebilir. Ancak, bu imkanın kullanımı mahkeme kararına bağlı olup, hukuki süreçler ve değerlendirmeler neticesinde ortaya çıkar.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ile Cinsel İstismar Suçu Arasındaki Fark

Reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel istismar suçları, mağdurun yaşının on sekiz yaşından küçük olması ile ortaya çıkan ve kanunen cezai yaptırımları gerektiren iki farklı suç tipidir. Mağdurun yaşı bu suç tiplerinin temel benzerlik noktasını oluştururken, suçların tanım ve unsurları arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Cinsel istismar suçunda, kritik yaş sınırı on beş yaş olarak belirlenmiştir. Bu suçta, on beş yaşını tamamlamamış çocuklar, mağdur ediliyor ve fail, cinsel arzularını yerine getirmek için çocuğa karşı bir eylemde bulunuyor. Bu eylemler sonucunda çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğü zarar görebilir. On beş yaşını tamamlamış fakat on sekiz yaşından küçük olan çocuklara yönelik olarak, cebir, hile veya tehdit kullanarak gerçekleştirilen cinsel ilişki, cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilir ve faile yasal yaptırımlar uygulanır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ise, onbeş yaşını tamamlamış ancak on sekiz yaşına henüz ulaşmamış çocuklar söz konusudur. Bu suç, cebir, hile veya tehdit olmaksızın on beş yaşını doldurmuş reşit olmayan bir birey ile cinsel ilişkiye girilmesi durumunda gerçekleşir.

Reşit olmayanın rızası, kanunen koruma altındaki yaş sınırı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eylemin suç teşkil etmesini engellemez. Her iki suç türünde de mağdurun korunması ve faile gerekli cezai işlemlerin uygulanması, hukuk düzenimizde büyük önem taşır. Suçun mağduru olan çocukların yaşları, suça karşı yasal müdahalenin temeli olmakla birlikte, eylemin niteliği ve şartları suçun türünü belirler. Bu bakımdan, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel istismar suçları arasındaki farkların iyi anlaşılması ve bu suçların kanuni sınırlarının bilinmesi, toplumsal farkındalığın artırılması açısından kritik öneme sahiptir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ile Cinsel Saldırı Suçu Arasındaki Fark

Cinsel saldırı, kişilerin istenmeyen cinsel davranışlara maruz kalması durumunda meydana gelir. Bu suç, reşit olmayanla cinsel ilişki kapsamında ele alınan bir durumdan farklı olarak, 15 ile 18 yaş aralığındaki ergenlere ve yetişkinlere karşı da işlenebilir. Failin, cinsel tatmin amaçlı olarak cinsel birleşmeye varmayan fiziksel eylemlerde bulunması veya mağdurun vücuduna bir organ ya da başka bir cisim sokması bu suçu oluşturabilir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ise, adından da anlaşılacağı gibi, yaşı reşitlik sınırının altında olan bireylere karşı işlenen bir suçtur.  Reşitlik yaşı, bir bireyin yasal olarak yetişkin olduğu ve bazı hukuki işlemleri bağımsız bir şekilde yapabilme kapasitesine sahip olduğu yaş olarak tanımlanır. Ancak bu yaşın altındaki kişilere yönelik cinsel içerikli eylemler, ciddi bir suç teşkil eder. Cinsel saldırı ve reşit olmayanla cinsel ilişki gibi suçlar, mağdurun yaşamındaki psikolojik ve sosyal sonuçlar göz önünde bulundurularak ciddi bir şekilde ele alınmalıdır. Her iki durumda da failin eylemleri, yasalarla belirlenen ağır cezai yaptırımlara tabidir.

Toplumun en hassas bireylerini korumak ve bu tip suçların önlenmesi amacıyla, gerekli yasal düzenlemeler ve etkili uygulamalar hayati önem taşımaktadır. Cinsellikle ilgili suçlarda mağdurun rızasının olmaması ve failin baskıcı davranışlar sergilemesi, bu tür suçların ayırt edici özelliklerindendir. Mağdurların yaşları ne olursa olsun, onların korunması, adaletin tesisi ve suçluların cezalandırılması, adalet sistemimizin önceliğidir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ile Cinsel Taciz Suçu Arasındaki Fark

Cinsel taciz, kişinin bedensel olarak dokunmadan cinsel isteklerini tatmin etmeye yönelik başkasını rahatsız etmesini ifade eder. Bu suç, fiziksel bir temas olmaksızın işlenebilir ve yine de mağdurlara ciddi zararlar verebilir. Taciz, cinsel arzularını tatmin etme amacı güden hareketlerle gerçekleşir ve hukuk tarafından cezalandırılır. Bununla birlikte, reşit olmayanla cinsel ilişki, çok daha ağır bir suçtur ve burada bedensel temas esastır. Suçun oluşması için mağdurun reşit olmaması ve fail ile cinsel birleşme gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durumda, suçun mağduru, yaş itibariyle kendi rızasını kanuni olarak belirleyemeyecek durumda olan bir bireydir ve bu yüzden korunmaya daha fazla ihtiyaç duyar.

Reşit olmayan bireylerle cinsel ilişki, yalnızca mağdur ile fail arasındaki bedensel temasa dayanmakla kalmaz, aynı zamanda mağdurun yaşının reşitlik sınırının altında olması nedeniyle, toplumun korumasına muhtaç bireylerle ilişkiyi de kapsar. Türk Ceza Kanunu kapsamında, bu suçların cezalandırılması özellikle önemlidir ve cezalar caydırıcı niteliktedir. Her iki suçun mağdurları da hukuki ve psikolojik destek almakta birinci derecede hak sahibidirler ve her türlü cinsel suistimalin karşısında toplumsal bilinç ve duyarlılık hayati önem taşır. Bu bağlamda reşit olmayanlarla cinsel ilişki suçu, alınması gereken önlemler ve yapılan müdahalelerle toplumun hassas noktalarından biri olarak görülmelidir.

Yorum yapın