Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu


TCK 121- Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.

Türk Ceza Kanunu’nun  “Hürriyete Karşı Suçlar” başlığı altında bulunan 121. maddesinin konusu, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçudur. Bu düzenleme, bireylerin kendilerine tanınan hakları kullanmak üzere kamu otoritelerine başvurmasını, dilekçe yoluyla gerçekleştirebilmesini korumayı amaçlar.

Kişinin meşru haklarını arayabilmesi için gönderdiği dilekçenin, hukuki bir gerekçe olmaksızın yetkili kamu görevlileri tarafından reddedilmesini suç sayan madde, şu şekilde ifade edilmiştir: “Bir kişinin hak arama özgürlüğü çerçevesinde kamu makamlarına sunduğu dilekçenin, herhangi bir yasal gerekçe olmadan kabul edilmemesi durumunda, ilgili kişi veya kişilere altı aya kadar hapis cezası verilebilecektir.”

Bu kapsamda, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi, demokratik hakların kullanımını sınırlayan ve bireyin hürriyetine kısıtlama getiren bir suç olarak kabul edilmektedir. Dilekçe hakkının serbestçe kullanılabilmesi, kişinin ifade özgürlüğünün ve yönetimle iletişimin temel bir parçasıdır. Bu nedenle, böyle bir ihlalin yaptırıma tabi tutulması, anayasal hakların korunmasında önemli bir rol oynar.

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesinin suç teşkil ettiği açıkça belirtilmiş olup, bu suçun işlenmesi halinde yargının gerekli cezai işlemi yapması öngörülmüştür.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları

Madde gerekçesinde açıklandığı üzere, dilekçe hakkının kullanılmasını engellemek bir suç olarak tanımlanmıştır. Dilekçe hakkı, toplu veya bireysel olarak kullanılabilir. 

Bu suç tanımı, bireylerin dilekçe hakkını serbestçe kullanabilmelerini korumayı hedefler. Dilekçe, kişilerin belirli bir talebi veya hakkı kullanmak üzere yetkilendirilmiş kamu organlarına yazılı olarak yaptıkları başvuruyu temsil eder. Ancak, kamu organlarına yönlendirilen talepler yazılı dışında sözlü de olabilir. Örneğin, bir suç ihbarının veya şikayetinin sözlü olarak yapılması durumunda, bunun resmi olarak tutanağa aktarılması gerekmektedir.

Sadece sözlü başvurunun reddedilmesi, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturmayacaktır. Ancak, dilekçenin yazılı olarak sunulması ve hukuki bir gerekçe olmaksızın reddedilmesi, bu suçu meydana getirecektir. Bu farklılaştırmanın yapılmasının sebebi, ispat zorluklarını bertaraf etmektir.

Dilekçenin reddinin hukuki bir temele dayanması durumunda, ret işlemi hukuka uygun olduğundan suç teşkil etmeyecektir. Örnek olarak, suç duyurusu ile ilgili bir dilekçenin ilgisiz bir makama sunulması girişimi karşısında ret edilmesi, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturmaz.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma

Dilekçe hakkı, anayasal bir hak olarak bireylerin devlet organlarına, yasal düzenlemelere ve işlemlere dair şikayette bulunma ve bilgi talep etme haklarını kapsar. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, bu temel hakkın ihlal edilmesini ifade eder. Türk Ceza Kanunu’nda bu tür bir ihlalin suç olarak tanımlandığını ve bu suçun şikayete tabi olmadığını vurgulamak önemlidir.

Bu suç türü hakkında önemli bir nokta, şikayete bağlı olmamasıdır. Yani bir bireyin dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi durumunda şikayetçi olup olmadığına bakılmaksızın, savcılık resen harekete geçmek zorundadır. Zarara uğrayan bireylerin bu suç hakkında herhangi bir şikayet süresiyle bağlı kalmaksızın savcılığa bilgi vermesi mümkündür.

Dilekçe hakkının engellenmesi suçunun soruşturulması için ceza davasının düşmesine yol açacak bir şikayetten vazgeçme söz konusu değildir. Bu durum, söz konusu suçun kamu düzenini ilgilendiren nitelikte olmasıyla ilişkilendirilebilir. Devam eden soruşturmalar dava zamanaşımı süresine riayet edilerek yürütülür. Bu süre zarfında, suçla ilgili herhangi bir delilin ortaya çıkması halinde, savcılık tarafından gerekli soruşturma başlatılır ve suçu işleyenler hakkında kovuşturma yapılır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Adli Para Cezası

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu işleyen bireyler için uygulanan cezai yaptırımlar, hapis cezası veya adli para cezası şeklinde olabilmektedir. Bu suçu işlemenin neticesinde verilen kararda, hüküm giyilen kişinin 1 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilmesi durumunda, yargı mercileri, cezayı adli para cezasına çevirme seçeneğine sahiptir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

“Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi” suçunda, sanığın ceza alması durumunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulamasından yararlandırılabilir. HAGB, mahkeme tarafından verilen hüküm sonrası cezanın belirlenen bir denetim süresince uygulanmaması ve bu süre zarfında belirli şartların sağlanması ile cezanın infazının engellenmesi anlamına gelir.

Eğer bir kişi, dilekçe hakkının kullanılmasını engelleyerek yargılanırsa ve mahkeme suçlu bulursa, buna karşılık ceza almasına rağmen, belirli şartlar altında, şartlı olarak hüküm açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilebilir. Bu karar, denetim süresi içerisinde sanığın belirlenen koşulları yerine getirmesi halinde, hapis cezasının uygulanmamasını ve dosyanın düşmesini mümkün kılar.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Erteleme

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi, bireylerin temel hakları arasında yer almaktadır ve bu hakkın ihlali, ciddi bir suç teşkil etmektedir. Kişilerin yasal haklarını kullandığı dilekçelerini sunmasını engelleyen eylemler, yargı önünde karşılığını bulmakta ve bu tür suçlara hapis cezası gibi yaptırımlar uygulanabilmektedir.

Ancak, bazı durumlarda mahkeme, hükmedilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesine şartlı olarak ara verme kararı, yani ertelemeyi uygulayabilir. Eğer bir kişiye dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçundan ötürü hapis cezası verilmiş ise mahkeme belirli koşullar altında bu cezanın ertelenmesine karar verebilir. Bu koşullar; sanığın daha önce işlenen suçlardan kaynaklı sabıka durumu, suçun niteliği, cezanın infazının ertelenmesinin kamu yararına olup olmadığı gibi unsurları içerir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Şikayet Süresi

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, savcılığın resen harekete geçmesini gerektiren ve şikayete tabi olmayan bir suç türüdür. Şikayet süresine bağlı olmaksızın, şikayetten vazgeçilse bile soruşturma süreci devam eder. Adaletin sağlanması için, suçun zamanaşımı süresince soruşturulabilirliği can alıcıdır. Bu sürece herkesin dikkat etmesi ve hakkın ihlaline maruz kaldığında bilgi vermesi önem taşır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Zamanaşımı

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu için kanuni dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren başlar ve bu süre içinde suç her an soruşturulabilir. Ancak, 8 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunda, artık üzerinde soruşturma yapılamaz ve eğer dava açılmamışsa ya da açık olan dava hâlen sonuçlanmamış ise dava düşer. Bu durum, sanığın yasal olarak suçtan dolayı yargılanamayacağı veya cezalandırılamayacağı anlamına gelir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Uzlaşma

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, uzlaşma sürecine dahil edilmeyen suçlardandır. Anayasal bir hak olan dilekçe hakkının engellenmesi, kişilerin devlet organlarına, idari makamlara ya da yargı mercilerine başvurularını, şikayetlerini veya taleplerini iletmelerini önleyen bir fiildir. Bu suç, vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini doğrudan ilgilendirdiği için, uzlaşma usulü uygulanmaz.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Görevli Mahkeme

Dilekçe hakkının engellenmesine ilişkin suçlar, ceza kanunları çerçevesinde değerlendirilir ve yargılamalar Asliye Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirilir.

Yargılamalar, mağdurun şikayeti veya savcılığın resen tespiti üzerine başlatılabilir. Mağdur, haklarının ihlal edildiğine dair başvuruda bulunduğunda, savcılık soruşturma açarak suçu işlediği iddia edilen şahıslar hakkında kovuşturma yapar ve gerekiyorsa dava açar. Asliye Ceza Mahkemesi, dava boyunca tarafları dinler, delilleri inceler ve kararını kanuna ve hukuka uygun olarak verir. 

Yorum yapın

Ara WhatsApp