Cinsel Taciz Suçu ve Cezası TCK 105

Cinsel taciz suçu, kişilerin cinsel yönelimlerini istismar ederek, rahatsız edici davranışlarda bulunma eylemi olarak tanımlanabilir. Türk Ceza Kanunu içerisinde cinsel taciz suçu, mağdurun şikayetine bağlı olarak yargılanacak ve cezai yaptırımı bulunan bir suç olarak düzenlenmiştir. Bir şahıs tarafından cinsel amaçlarla gerçekleştirilen taciz eylemleri, mağdurun şikayeti sonrasında, faile karşı üç ay ile iki yıl arasında hapis cezası veya adli para cezası verilmek suretiyle cezalandırılır. Eğer fiil bir çocuğa karşı işlenmiş ise, altı ay ile üç yıl arasında hapis cezasına hükmedilir.

Cinsel taciz suçu, toplumdaki bireylerin cinsel dokunulmazlıklarının ihlal edilmesi olarak kabul edilir ve ciddi cezai yaptırımları bulunmaktadır. Mağdurların haklarını korumak ve suçlulara gerekli cezaların verilmesi, bu tür eylemlerin caydırıcılığını artırarak toplumsal düzenin sağlanmasında önemli bir role sahiptir.

Cinsel Taciz Suçu
Cinsel Taciz Suçu

Cinsel Taciz Nedir?

Cinsel taciz suçu, bir kişinin cinsel amaçlarla başka bir kişinin beden dokunulmaksızın da olsa rahatsız edilmesi ve onurunun, kişisel dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Bu suç, ani bir davranış olabileceği gibi sürekli bir rahatsızlık vermeye de dayanabilir. Cinsel taciz suçunun oluşabilmesi için faaliyetin cinsel bir amaç taşıması ve belirli bir veya birçok kişiye yönelik olması gereklidir. Eğer bu özellikler yoksa cinsel taciz yerine hakaret, tehdit veya kişilerin huzur ve sükununu bozma gibi diğer suçlar söz konusu olabilir.

Cinsel taciz suçu çeşitli yollarla işlenebilir: 

  • Fail tarafından mağdura doğrudan işitilebilecek veya görülebilecek cinsel içerikli sözler, davranışlar veya işaretler kullanılarak.
  • Cinsel içerikli telefon aramaları, mesajlar, ses kayıtları, fakslar veya mektuplar gibi klasik iletişim araçları aracılığıyla.
  • Email gönderimi, sosyal medya hesaplarında yorum yapma, kapalı ya da açık sosyal medya gruplarından sesli, görsel veya yazılı iletiler yoluyla.
  • Instagram, Facebook, Twitter, WhatsApp gibi internet üzerinden kullanılan bilişim sistemleri uygulamaları üzerinden sesli, görsel veya yazılı mesajlar göndererek.

Her durumda, cinsel taciz suçunun varlığından bahsedilebilmesi için bu eylemlerin mağduru rahatsız etme kastıyla ve cinsel bir içerik taşıması gerekir. Cinsel taciz, kişisel sınırların ihlali ve temel insan haklarının aşındırılması anlamına gelir ve mağdurların psikolojik, duygusal ve sosyal açılardan zarar görmesine neden olabilir. Bu nedenle ciddi bir suç kapsamında değerlendirilir ve kanunlarla caydırıcı cezai yaptırımlara tabi tutulur.

Neler Tacize Girer? 

Cinsel taciz suçu, bireyin cinsel dokunulmazlığına karşı istenmeyen cinsel nitelikteki hareketlerdir.

Yargıtay içtihadı ile belirlenmiş ve bu suçu oluşturan davranışlar şunlardır: cinsel amaçlı olarak el hareketi yapılması, cinsel duygularla öpücük atılması,  cinsel ilişki teklif edilmesi, cinsel organın gösterilmesi, “sevişelim mi” ya da “sevişmek ister misin” gibi cinsel içerikli sözlü tacizde bulunulması, sokakta yürüyen bir kişiye cinsel içerikli laflar atılması (örn. “fıstık”, “güzelim”, “harikasın” gibi), mağdurun yaşadığı eve pencereden tırmanıp tehditkar cinsel sözler sarf edilmesi, cinsel arzu ile mağdura karşı çiçek koklaması gibi davranışlarda bulunulması, sık aralıklarla telefonla arayıp, mağduru maddi veya manevi olarak tatmin edeceğini söylemek, telefon veya mesaj yolu ile rahatsız edici cinsel içerikli mesajlar göndermek.

Mağdurun yüzüne karşı araca binme teklifi yapmak ve tehditkar sözlerle baskı yapmak, internet üzerinden bir kimseye “soyun”, “vücudun çok güzel” gibi cinsel içerikli yorumlar yapmak, evli bir kadına evlenme teklifi yapmak veya duygusal ifadelerle yaklaşmak, cinsel ima içeren sözlerle dolu evlenme teklifleri yapmak veya iç çamaşırı hediye etmek.

Yargıtay kararlarına göre, bu sayılan fiiller cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilmektedir ve mağdurların cinsel dokunulmazlıklarına yapılan bu tür saldırılar, Türk Ceza Kanunu uyarınca ceza gerektiren suçlar arasında yer almaktadır. Cinsel taciz, kişilerin özgürlüklerini, beden ve ruh bütünlüklerini, sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen ve mağdurları psikolojik olarak derinden yaralayan bir suç türüdür. Bu suçu işleyenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen yaptırımlar uygulanır.

Cinsel Taciz Suçu Nasıl İspatlanır?

Cinsel taciz suçu, bir kişinin başka bir kişinin onurunu, kişisel sınırlarını ve bedensel dokunulmazlığını ihlal edecek şekilde istenmeyen cinsel söz, davranış veya temas içerisinde bulunmasıdır. Bu suçun mağdurları çoğu zaman olayın tekrarlanması, psikolojik travma ve toplumsal damgalanma korkusu sebebiyle suskun kalabilirler. Cinsel taciz suçunun ispatlanması, genellikle yargılama sürecinde oldukça zorlu bir konudur. İşte bu suçun ispatlanmasıyla ilişkin bazı önemli noktalar.

Cinsel taciz vakalarının büyük bir kısmı mağdur ile fail arasında özel bir alanda yaşandığı için görgü tanıkları nadiren bulunur. Çoğu taciz olayı görgü tanıklarının olmadığı ortamlarda gerçekleştiğinden, mağdur kendi ifadesiyle suçu ispatlamak zorunda kalabilir. Kamera kaydı veya video gibi teknik deliller cinsel taciz suçlarında nadir olarak ele geçirilebildiğinden, ispat süreci daha da zorlaşmaktadır. Görgü tanığı olmayan ve teknik kanıtların ulaşılamadığı durumlarda, mahkemede mağdur beyanı büyük bir önem taşır.

Mağdurun psikolojik rahatsızlıkları ve tıbbi raporları, tacizin etkilerini belgelemek için kullanılabilir. Ancak, bu bulgular tek başına suçun varlığını kanıtlamada yetersiz kalabilir. Yazılı mesajlar, e-postalar ve sosyal medya etkileşimleri gibi dijital iletişim kanalları, taciz iddialarının desteklenmesi için kullanılabilir deliller arasındadır. Mahkemeler, cinsel taciz suçunun ispatı hususunda dikkatli bir değerlendirme yapmak durumundadır. Suçun doğası gereği zorlayıcı olan bu ispat sürecinde, her türlü delilin hassas bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir, ancak mağdurun adalet arayışındaki zorluklar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Her durumda, cinsel taciz suçlarının ispatı mahkemelerin en çok tartıştığı ve en hassas konulardan biri olarak kalmaktadır. Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen ve mağdurun kişisel sınırlarını ihlal eden bir eylemdir. 

Cinsel Taciz Suçu TCK 105 

Mağdurun, olaydan önce sanığı tanımaması halinde, sanık hakkında verdiği tanımlamalar, cinsel taciz failini işaret eden beyanlar olarak önem taşır ve değerlendirilmelidir. Eğer mağdur ile fail birbirini tanıyorsa, aralarında önceden var olan bir husumetin olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu husumet, mağdurun beyanının güvenilirliği açısından şüphe uyandırabilir. Ancak, böyle bir husumet yoksa mağdurun beyanları daha güvenilir kabul edilebilir.

Mağdurun kendi şeref ve haysiyetine zarar verecek iftira atmış olması ihtimaline karşın, bu yönde bir sebep bulunamazsa, bu durumda beyanına itibar edilmesi yerinde olacaktır. Mağdurun olayı anlatım şeklinin tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun olması esas alınır. Herhangi bir tereddüde meydan vermemesi gereken bu beyanlar, süreç boyunca bütünlük göstermelidir. Sürecin değişik aşamalarında değişik ifadeler kullanılması veya hayatın olağan akışına uymayan anlatımlar güvenilir görülmez. Mağdurun ifadelerinin birtakım özel koşullar altında yargılamanın en kritik delili olabileceği anlaşılır. Bu kriterlerin uygulanışı, mağdurun beyanının ispat değeri açısından belirleyici olmaktadır. 

Cinsel taciz suçu, çeşitli delillerle ispatlanabilir; bunlar arasında tanık beyanı özellikle önem taşır. Tanık, cinsel taciz olayını bizzat görmüş veya duymuş olabilir ve bu durumda ifadesi suçun aydınlatılmasında kilit bir role sahip olabilir. Tanığın cinsel taciz hadisesini mağdurun anlatımına uygun bir biçimde aktarması, olayın gerçekliğinin teyit edilmesinde büyük bir önem taşır. Cinsel taciz suçu ile ilgili yapılacak soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde, tanık ifadeleri büyük bir dikkatle değerlendirilmelidir. Tanık beyanı, tutarlı ve inandırıcı olduğunda, cinsel taciz olayının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinde etkili bir kanıt olarak kullanılabilir. Ancak tanık ifadesi tek başına yeterli olmayabilir; bu nedenle diğer delillerle birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Cinsel taciz suçunun mahkemede ispat edilmesi sürecinde, tanık beyanları yalnızca adli işlemlerde değil, aynı zamanda suçu aydınlatmada da önemli bir unsur olarak karşımıza çıkar. Suçun ciddiyeti ve mağdurun maruz kaldığı travma göz önünde bulundurulduğunda, tanık beyanlarına gereken özenin gösterilmesi ve adaletin sağlanabilmesi için her türlü detayın titizlikle incelenmesi büyük önem taşımaktadır.

 Mesajla Cinsel Tacizin Cezası 

Cinsel taciz suçu, katalog suçlar arasında bulunmadığından dolayı, bu tür bir suç nedeniyle doğrudan telefon dinlemesi yapılması mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde mümkün değildir. Telefon dinlemesi, belli başlı suçlar için yargı kararı ile izin verilen bir soruşturma yöntemi olup, cinsel taciz suçları bu kapsamda değerlendirilmez. Ancak, hukuk sürecinde delillerin toplanması aşamasında, telefon HTS kayıtları, yani arama ve çağrı detayları, mahkeme tarafından dosyaya eklenebilir. Bu kayıtlar, kimin ne zaman ve ne sıklıkta arandığını veya çağrı yaptığını gösteren verilerdir ve olayın oluş biçimine dair bilgiler verebilir.

Cinsel taciz suçuyla ilgili davada, HTS kayıtları, zanlının mağdur ile olan iletişim sıklığını ve bu iletişimin zamanlamasını ortaya çıkararak, diğer kanıtlarla birlikte bütüncül bir şekilde değerlendirilerek olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilir. Cinsel taciz vakalarında mağdurların hukuki haklarını korumak ve suçluların adalet önünde hesap vermesini sağlamak için kanuni yolların etkin bir şekilde kullanılması esastır. Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 134’e göre, şüphelinin telefonu ve sim kartı incelenerek, cinsel tacizle ilgili delillerin toplanması mümkündür. Telefon üzerindeki SMS mesajları, videolar, fotoğraflar ve diğer dijital içerikler, suçun ispatı için kritik veriler sağlayabilir. Ancak, bir şüphelinin cep telefonunun ve bu telefona ait içeriğin incelenebilmesi için yasal prosedürlere dikkat edilmelidir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 134. maddesi gereğince, şüphelinin telefonunun incelenmesi ve elde edilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hakimden alınmış bir karar ya da Cumhuriyet savcısının yazılı emri ve belirlenen süreler içinde hakim onayı zorunludur. Şüphelinin rızası olsa bile, kolluk görevlileri bu işlemi yerine getiremezler. Yasal gerekliliklere uyulmadan elde edilen deliller hukuka aykırı sayılacak ve cinsel taciz suçunun ispatında kullanılamayacaktır. Bu nedenle, cinsel taciz suçları ile ilgili soruşturmalar sırasında, şüphelilerin özel yaşamının gizliliğini ve diğer hukuki haklarını koruyacak yasal düzenlemelere dikkat edilmesi gerekmektedir.

Suçun ispatı için toplanan delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş olması, yargının adil ve etkili işleyişi için elzemdir. Cinsel taciz suçu, kişinin cinsel dokunulmazlığına karşı istenmeyen ve rahatsız edici davranışlarda bulunulması anlamına gelir. Bu suçun ispatlanması bazen oldukça zorlayıcı olabilir, özellikle de mağdur ile failler arasında şahit olmaksızın gerçekleştiği durumlarda. Ancak, cinsel taciz içerikli sözlü tacizin yaşandığı bazı ani ve öngörülemez anlarda, gizli ses veya görüntü kaydının hukuka uygun olarak kullanılabilmesi mümkündür. Eğer mağdur, cinsel tacize uğradığı anı başkalarının duyamadığı bir ortamda ses veya görüntü kaydı alırsa, bu tür kayıtlar yasal olarak kabul edilebilir deliller arasında sayılabilir. Gizli kayıt yapmanın yasal olup olmadığı, genellikle olayın özel koşullarına ve mevcut yasal düzenlemelere bağlıdır.

Cinsel taciz suçu, tacizci ve mağdurun yanı sıra başka kimsenin olmadığı bir ortamda işlendiğinde, mağdurun haklarını koruma ve suçun kanıtlanması adına hukuka uygun sınırlar içerisinde kayıt alması hukuki açıdan mübahtır. Böylece, direkt olarak tacize maruz kaldığı anların belgelenmesi sağlanarak, ceza yargılamasında kullanılabilecek sağlam bir delil oluşturulur. Sonuç olarak, mağdurun yaşadığı travmatik deneyimleri ispat etmekte gizli kayıtlar önemli bir rol oynayabilir. Ancak, bu kayıtların alınması ve kullanılması her durumda yasalara uygun olmalıdır.

Cinsel taciz suçu ile ilgili delil toplama sürecinde, hukuka uygun hareket etmek, adaletin sağlanması ve mağdurun haklarının korunması için elzemdir. Whatsapp, Telegram gibi mesajlaşma uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen yazışmalar, gönderilen görsel, sesli ya da yazılı materyaller hukuki süreçte önemli deliller oluşturabilir. Cinsel taciz suçunda, bu tür dijital deliller, failin belirlenmesi ve suçun ispatı açısından kritik rol oynar.

Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel dokunulmazlıklarının ihlal edilmesi ve cinsel yönden rahatsız edici davranışlarda bulunulması şeklinde tanımlanır. Maalesef sosyal medya platformları da bu tür suç faaliyetleri için bir alan oluşturabilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri adalet mekanizmaları, Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal paylaşım siteleri nezdinde yapılan istinabe taleplerine yanıt vermemektedir. Bu durum, cinsel taciz suçlamaları üzerine bu platformlar aracılığıyla failin kimlik bilgilerinin elde edilmesini zorlaştırmaktadır. Mağdurlar ve kolluk kuvvetleri, suçluların kimliklerine ancak onların sosyal ağlarda yaptığı açık paylaşımlar veya mağdurların hesapları üzerinde gerçekleşen yazışmalar üzerinden erişebilirler.

Sosyal ağlarda yer alan yazı, video ve görsellerin yasal delil olarak kullanılabilmesi için polis veya diğer kolluk kuvvetleri tarafından yapılan tespitler, tutanaklara işlenir. Bu tutanaklar daha sonra bir yargılama sırasında “belge delili” olarak adlandırılan kanıt türüne dönüşebilir. Bu tür deliller, cinsel taciz suçlamalarının soruşturulmasında ve faillerin takibinde önemli rol oynar. Cinsel taciz suçu ile mücadelede, sosyal medya platformlarının tutumu, soruşturma süreçlerinde zorluklara yol açabilmektedir. Polis ve yargı, delil toplayabilmek için mağdurun işbirliği ve mevcut verilerin dikkatli analizi gibi yöntemlere başvurmakta ve bazen gerekli bilgilere erişmede sınırlı kalabilmektedir.

Sonuç olarak, cinsel taciz suçları ile mücadele ve faillerin adalet karşısına çıkarılması, sosyal medya platformları ve yasal düzenlemeler arasında daha etkin bir işbirliğini gerektirmektedir. Bu işbirliği, suçların önlenmesinde ve mağdurların korunmasında hayati önem taşıyabilir. Türkiye Noterler Birliği, teknolojinin getirdiği imkanları kullanarak Cinsel Taciz Suçu gibi suçlarla ilgili internet üzerindeki kanıt toplama süreçlerini kolaylaştıran yeni bir hizmet sunmaktadır. E-Tespit hizmeti sayesinde, internette herhangi bir web sayfası veya sosyal medya hesabında bulunan ve cinsel taciz suçuyla ilgili kanıt niteliğinde olabilecek veri veya bilgiler URL bazlı tarama yaparak tespit edilebilmektedir. 

Cinsel Taciz Suçu Özellikleri 

Bir suçun cinsel taciz olarak değerlendirilmesi için mağdura karşı herhangi bir fiziksel temasın olmaması gerekir. Eğer cinsel bir amaçla mağdurun bedenine en ufak bir temas da olsa bulunmuşsa, bu durum cinsel taciz suçu olarak değil, diğer cinsel suçlar kapsamında değerlendirilir. Bu cinsel suçlar Türk Ceza Kanunu’nda  ayrıca tanımlanmıştır.

Yetişkinlerin veya 15-18 yaş arasındaki bireylerin bedenine cinsel olarak temas edilmesi ve bu eylemin cinsel amaç güdülerek gerçekleştirilmesi durumu cinsel saldırı suçunu oluşturur. 15 yaşını doldurmamış çocuklara yönelik herhangi bir cinsel amaçla bedensel teması içeren fiiller, bu suç kategorisinde değerlendirilir. 15-18 yaş aralığındaki çocuklar söz konusu olduğunda, hile, zorlama, tehdit veya çocuğun iradesini etkileyecek herhangi bir durum üzerinden yapılan bedensel temaslar da cinsel istismar kapsamında yer alır.

15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını tamamlamamış bireylerin rızalarıyla cinsel ilişkiye girmesi durumunda, yapılan eylem reşit olmayanla cinsel ilişki suçu olarak adlandırılır. Cinsel taciz suçu, genellikle cinsel sözlü taciz ya da cinsel amaçlı davranışları kapsar ve bu suç türünde mağdura fiziksel bir temas bulunmaz. Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri, bu suçların tanımları ve ceza öngören hükümleri hakkında daha detaylı bilgi edinmek önemlidir. Bu bağlamda, şüpheli bir durumla karşılaşıldığında veya mağdur olunduğunda ihbar hakkını kullanmak ve hukuki süreç başlatmak önem taşır.

Soruşturma Usulü

Cinsel taciz suçu, bir kişinin cinsel dokunulmazlığa karşı onayı olmayan bir eylemde bulunması ile işlenen bir suçtur. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında düzenlenmiştir ve kanun koyucu tarafından ciddi bir suç olarak değerlendirilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesine göre cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdur tarafından yapılacak resmi şikayet ile mümkündür. Savcılık, mağdur tarafından herhangi bir şikayet yapılmadığı takdirde, bu suç hakkında resen, yani kendiliğinden harekete geçemez. Eğer mağdur, soruşturma aşamasında yapılan şikayetinden vazgeçerse, savcılık tarafından takipsizlik kararı verilir. Bu durumda soruşturma faaliyetleri durdurulur ve dosya kapatılır.

Mağdur tarafından yapılan şikayet üzerine soruşturma başlatılır. Savcılık, delillerin toplanması ve suçun işlendiğine dair kanaat oluşması halinde, kovuşturma aşamasına geçer. Mahkeme, delilleri değerlendirerek sanığın suçlu olup olmadığına karar verir. Suçlu bulunan sanık için cezai yaptırımlar uygulanır. Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel dokunulmazlığını koruma altına alan ciddi bir suçtur ve Türk Ceza Kanununda net bir şekilde tanımlanmıştır. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması yalnızca mağdurun şikayeti ile mümkün olup, mağdurun şikayet hakkı kanunun temel bir parçasıdır. Bu suçla ilgili olarak mağdurların haklarının bilincinde olması ve gerekli durumlarda hukuki süreci başlatması önem arz etmektedir.

Kovuşturma Usulü

Cinsel taciz suçu, bir kişinin başka bir bireyi cinsel amaçlarla istenmeyen şekilde rahatsız etmesi veya ona yönelik uygunsuz davranışlarda bulunması eylemidir. Bu suç, kişisel dokunulmazlığa yapılan bir saldırı olarak kabul edilir ve mağdurun özgürlüğüne, cinsel dokunulmazlığına ve kişisel güvenliğine zarar verebilir. Cinsel taciz suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Yani, mağdurun şikayetçi olmadığı durumlarda, savcılık tarafından re’sen soruşturma başlatılamaz ve mahkemece de soruşturma yürütülemez. Dolayısıyla, mağdurun aktif olarak suç duyurusunda bulunması gerekmektedir.

Mağdurun herhangi bir nedenle şikayetinden vazgeçmesi halinde, yargı süreci de sona erebilir. Bu durumda, mahkeme cinsel taciz davasının düşürülmesine karar verebilir. Ancak, davaya devam etmek konusunda kararlı olan mağdur, suçun işleniş şekli ve şüphelinin eylemleri nedeniyle adalet sistemi içinde korunabilir. Cinsel taciz suçunun bazı nitelikli halleri vardır ki, burada şikayete bağlılık ilkesi geçerli olmayabilir.

Örneğin, suçun kamu görevlisinin görevi başında veya suçun bir çocuğa karşı işlenmiş olması gibi durumlar, nitelikli hal olarak değerlendirilir. Bu gibi durumlarda yetkili makamlar, yani savcılık veya mahkeme, suçu öğrendiği anda re’sen soruşturma ve kovuşturma işlemleri başlatabilir. Cinsel taciz suçu, mağdurun hukuki korunması açısından önemli bir suç kategorisidir.

Suçun şikayete tabi olması, mağdurların adalet arayışında aktif bir rol oynamalarını gerektirir. Ancak, suçun daha ağır hallerinde yasalar, mağdurun sessiz kalması durumunda bile olaya müdahale etme ve cezai takibat başlatma yetkisini yetkili makamlara verir. Bu sayede cinsel taciz suçları daha etkin bir biçimde önlenmeye ve cezalandırılmaya çalışılır.

Tutuklama Tedbiri

Cinsel taciz suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, bir kişinin cinsel amaçla başka bir kişinin bedensel dokunulmazlığını ihlal etmesi ve bu kişiye cinsel yönden söz veya hareketlerle rahatsızlık vermesi durumu cinsel taciz olarak tanımlanmaktadır. Ancak, her cinsel taciz eylemi için hemen tutuklama kararı verilmemektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi tutuklama kararının şartlarını belirler. Bu maddeye göre, sadece kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve somut delillerin oluşu tutuklama için yeterli değildir. Aynı zamanda tutuklama nedenlerinin varlığı da gereklidir.

Tutuklama, şüpheli veya sanığın kaçma, saklanma ihtimali veya bu eğilimi gösteren hareketleri ve delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme gibi durumların söz konusu olması gerekir.  Ayrıca tanık, mağdur veya diğer kişiler üzerinde baskı ya da etki yapma girişimlerinde bulunması gerekir. Kanunun 100/4 maddesine göre, “adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç, üst sınırı iki yıldan az olan hapis cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez” hükümleri bulunmaktadır.

Yani, eğer kanunda belirlenen cinsel taciz suçu eylemi, iki yılın altında bir hapis cezasını gerektiriyorsa, bu durumda doğrudan tutuklama kararı verilemez. Ancak cinsel taciz suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesine göre, çocuğa karşı işlenmiş ise durum değişir. Bu durumda hâkim, fail hakkında doğrudan tutuklama kararı verebilir. Cinsel taciz suçunun ciddiyeti göz önünde bulundurularak, özellikle çocukların korunmasına yönelik olarak daha ağır yaptırımlar uygulanabilir. Her suçun ve durumun farklı ele alınması gerekmekte olup, tutuklama kararları da suçun türüne, şüphelinin davranışlarına ve delillerin durumuna bağlı olarak titizlikle verilir.

Uzlaşma Kurumu

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesinin hükümleri doğrultusunda, bazı suçların soruşturma ve kovuşturulması yalnızca mağdurun şikayeti üzerine başlatılabilir. Ancak bu suçlar arasında şikayete bağlılık durumlarına veya suçun niteliğine bakılmaksızın, şüpheli ile mağdur arasında uzlaşma yöntemi önerilmekte ve kullanılabilmektedir. Yine de, Türk Ceza Kanunu’nda özel olarak sayılan bazı suç tipleri için uzlaşmanın mümkün olup olmadığına dikkat edilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar kapsamında özel bir düzenleme yaparak, uzlaşma yönteminin bu tür suçlar söz konusu olduğunda kullanılmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, mağdur olan kişi talepte bulunsa bile, cinsel suçlar bağlamında uzlaşma işlemi gerçekleştirilemez.

Korunan Hukuki Değer

Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel dokunulmazlık alanına zarar veren ve onların cinsel özgürlüğüne saygısızlık teşkil eden eylemler bütünüdür. Kişiye yönelik cinsel içerikli saldırılar ve davranışlar, fiziki temas olmasa dahi cinsel taciz olarak değerlendirilebilir. Buna göre, cinsel bütünlüğü tehdit eden, kişinin cinsel açıdan rahatsız olmasına sebep olan her türlü eylem, cinsel taciz suçunun kapsamına girebilir. Cinsel taciz, kişinin vücut dokunulmazlığına fiziksel müdahalede bulunmadan gerçekleştirilen, ancak cinsel anlamda rahatsızlık veren sözlü veya bedensel hareketleri ifade eder.

Kişinin onurunu, şerefini ve cinsel değerini zedeleyen veya kişiye utanç veren, cinsel istenmeyen ilgi ve yaklaşımlar bu suç kapsamındadır. Cinsel taciz suçunun temelinde, kişinin rıza göstermediği, istemediği ve cinsel yönelimini ya da tercihlerini ihlal eden eylemler yatmaktadır. Bu suç, cinsel dokunulmazlık kavramını koruma altına alarak, kişilerin özgürce ve güvende hissedecekleri bir ortamın sağlanmasını amaçlar. Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel serbestiyetini koruma altına alır ve bu tür saldırılara karşı yasal yaptırımlar getirir. Kişilerin cinsiyet, yaş ve cinsel yönelimi ne olursa olsun, cinsel dokunulmazlıkları her türlü saldırıya karşı güvence altındadır ve bu suçla mücadele toplumsal bir öncelik taşır.

Cinsel Taciz3
Cinsel Taciz Suçu Ve Cezası Tck 105 3

Cinsel Taciz Suçunun Unsurları

Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesi, Cinsel Taciz Suçu ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler içerir. Bu suçun varlığından bahsedebilmek için, kanun maddesinin belirttiği birtakım özel unsurların hepsinin bir arada bulunması zorunludur. Cinsel taciz, kişinin cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen ve rızası olmayan cinsel içerikli eylemlerle ortaya çıkar.

Suçun tanımı ve unsurları şu şekildedir:

  • Sanığın fiili mağdurun cinsel dokunulmazlığına karşı olmalı, mağdurun cinsel onurunu, özgürlüğünü ve dokunulmazlığını ihlal etmesi gerekmektedir.
  • Söz konusu eylem, cinsel nitelikte bir eylem olmalıdır.
  • Cinsel içerikli sözler, hareketler ya da fiziksel teması içerebilir. Mağdurun açık rızasının olmadığı durumlar bu suçu oluşturur.

Bu fiilin başkalarının yanında ya da mağdurun bu davranışların başkaları tarafından algılanabileceği bir şekilde yapılması da ispat bakımından önem taşır. Her somut olay, bu unsurlar ışığında ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Yargı sürecinde, hem iddianın hem de savunmanın, suçun unsurlarını dikkatlice analiz ederek ve kanuni şartları göz önünde bulundurarak hazırlanması beklenir. Cinsel taciz suçunun varlığının tespiti için, mağdur ve tanık beyanları, deliller ve olayın özellikleri titizlikle incelenmelidir.

  • Fail

Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel dokunulmazlığının ihlal edilmesiyle ilgili bir suç tipidir. Bu suç, cinsiyet, yaş, sosyal statü farkı gözetmeksizin herhangi bir kişi tarafından işlenebilir. Fail erkek ya da kadın olabilir; en önemli unsur, mağdurun rızasının dışında cinsel özellikli davranışlar sergilenmesidir. Cinsel taciz, sözlü, fiziksel ya da herhangi bir iletişim aracıyla gerçekleştirilebilir. Cinsel içerikli mesajlar göndermek, uygunsuz dokunuşlar, istenmeyen cinsel yaklaşımlar ve teklifler, mağdurun onayı ve rızası olmaksızın cinsel davranışlarda bulunmak bu suçun örnekleri arasında yer alır.

Cinsel taciz suçu, mağdurların psikolojik, sosyal ve fiziksel bütünlüğünü ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle, bireylerin cinsel dokunulmazlığının korunması, toplum düzeninin ve adaletin sağlanması adına oldukça önemlidir. Cinsel taciz suçuyla ilgili cezai yaptırımlar Türk Ceza Kanununda açıkça belirtilmiştir. Suçun işlenmesi durumunda kanunlar çerçevesinde failin sorumluluğu ve cezası kesinleşir. Herhangi bir cinsel taciz olayında mağdur, olayı adli makamlara bildirmekle yükümlüdür ve kanun önünde haklarını arama imkanına sahiptir.

Cinsel taciz suçu, özgürlüğün ve bireysel hakların ihlali anlamına geldiği için, toplumda farkındalık yaratma ve eğitim seviyesinin artırılması bu tür suçların önlenmesinde kilit role sahiptir. Herkesin huzur ve güven içinde yaşayabilmesi için, cinsel taciz suçunun tanımı, önlenmesi ve cezalandırılmasına yönelik adımlar önemlidir ve bu adımlar, tüm bireylerin eşitlikçi ve adaletli bir toplumda yaşaması için elzemdir.

  • Mağdur

Cinsel taciz suçu, bir kişinin ahlak kurallarına aykırı biçimde, cinsel bir amaçla ve karşı tarafın rızası olmaksızın gerçekleştirdiği eylemler olarak tanımlanabilir. Bu suçun özgül bir fail veya mağdur tipi yoktur; yani cinsel taciz, herhangi bir cinsiyetteki birey tarafından işlenebileceği gibi, mağdur da kadın ya da erkek, herkes olabilir. Ayrıca suçun faili veya mağduru aynı cinsiyetten kişiler de olabilmektedir. Mağdurun medeni durumu, ya evli olması ya da bekar olmasının bu suç açısından bir etkisi bulunmamaktadır.

Cinsel taciz, mağdurun cinsel yönelimi veya toplumsal statüsü ne olursa olsun herkesi etkileyebilir ve herkes için ciddi bir suç teşkil eder. Cinsel taciz her yaş grubundan bireye karşı işlenebilecek ciddi bir suçtur. Yasa koyucular, cinsel tacize uğrayan çocuklara yönelik koruyucu tedbirleri güçlendirmeye ve bu suçun failine yönelik cezai yaptırımları ağırlaştırmaya çalışmaktadırlar. Cinsel taciz suçlarına karşı toplumsal farkındalık artırılmalı ve mağdurların seslerinin duyulmasına ve yeterli koruma ile destek sağlanmasına özen gösterilmelidir.

  • Suçun Konusu

Cinsel taciz, bireylerin onayı dışında cinsel olarak istenmeyen davranışlara maruz kalmaları durumudur ve maalesef günümüzde sıkça karşılaşılan bir suç tipidir. Peki, bu suçun mağduru kimdir ve suçun tanımı nedir?

Cinsel taciz suçunun mağduru, suçun konusunu oluşturan cinsel olarak istenmeyen tacize maruz kalan kişidir. Bu kişi herhangi bir cinsiyete sahip olabilir ve suça uğradığında, kanunlar çerçevesinde korunma hakkına sahiptir. Cinsel taciz, kişinin beden bütünlüğüne, özel alanına veya cinsel onuruna saygısızlık teşkil eden ve cinsel nitelikte olan sözlü, yazılı veya fiziksel her türlü davranış olarak tanımlanabilir. Bu davranışlar kişiyi rahatsız eder, onurunu zedeler ve günlük yaşantısını olumsuz etkiler. Türk Ceza Kanununda cinsel taciz, cinsel amaçlarla kişinin beden dokunulmazlığının ihlal edilmesi ve cinsel onurunun zedelenmesi olarak tanımlanır. Maruz kalan kişi taciz eylemine karşı koruma talep edebilir ve suç duyurusunda bulunabilir.

Cinsel tacize uğrayan her birey, hukuk önünde haklarını arayabilir ve suçun faillerine karşı cezai işlem başlatılmasını isteyebilir. Toplumun ve bireylerin bilinçlendirilmesi, bu suç türünün önlenmesi ve mağdurların korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Unutmayın ki cinsel taciz, sadece fiziksel değil, sözlü ve işaretlerle yapılan her türlü istenmeyen cinsel yaklaşımları kapsar ve bu suça maruz kalan herkes yasal haklarını sonuna kadar kullanabilir. Cinsel taciz suçu, mağdurun yaşadığı travma ve ciddi psikolojik etkiler nedeniyle mutlaka ciddiyetle ele alınması gereken bir konudur.

  • Fiil

Cinsel taciz suçu, bireyin vücut dokunulmazlığına kasten saldırmadan, cinsel içerikli davranışlarla onu rahatsız etmesi durumunda meydana gelir. Bu davranışlar cinsel amaç taşısın veya taşımasın, eğer mağdurun rahatsız edildiği bir seviyeye ulaşıyor ise cinsel taciz suçu oluşturulmuş olur. Madde gerekçesine göre cinsel taciz, ahlak kurallarına aykırı ve rahatsız edici nitelikte cinsel yönden davranışlar içermektedir. Failin cinsel arzularını tatmin etme amacı olup olmamasının bu suç tipi açısından bir önemi yoktur.

Zira bu suç için esas olan mağdurun rızası dışında rahatsız edilmesidir. Fail, fiziksel bir temasta bulunmak zorunda değildir; cinsel taciz sözlü ifadeler, yazılı mesajlar veya hareketlerle de işlenebilir. Önemli olan, faillerin davranışlarının mağduru cinsel yönden rahatsız etmesidir. Cinsel taciz suçu aşağıdaki yöntemlerle işlenebilir. Mağdura karşı yapılan cinsel içerikli el işaretleri veya mimikler. Mağduru cinsel şekilde rahatsız edebilecek sözlü tacizler. Cinsel anlam taşıyan yazılı iletiler gönderilmesi. Mağdura karşı cinsel içerikli imalarda bulunulması.

Failler bu tür davranışlarıyla mağduru cinsel yönden rahatsız edecek düzeyde hareket ettikleri zaman cinsel taciz suçunu işlemiş olurlar. Bu suçun tespit edilmesi ve hukuki süreçlerin başlatılması, toplumun ahlak değerlerini koruma ve bireylerin güvenliğini sağlama amacını taşır. Cinsel taciz suçlamaları ciddiye alınmalı ve mağdurların hakları korunmalıdır.

Cinsel Taciz Suçunun Manevi Unsurları 

Cinsel taciz suçu, bir kişinin başka bir bireye karşı cinsel doğrultuda istenmeyen davranışlarda bulunması ve bu eylemleriyle bireyin bedensel bütünlüğüne veya kişilik haklarına saldırması eylemidir. Bu suçun işlenebilmesi için, failin kasten hareket etmiş olması gerekir. Taksirle ya da yanlışlıkla işlenen bir eylem, cinsel taciz olarak kabul edilemez. Cinsel taciz, kasten işlenen suçlar kategorisinde yer alır. Fail, belli bir cinsel amaç güderek ve bu yönde bir niyetle hareket etmelidir. Kişinin cinsel bir arzu veya amaç taşıması, bu suçun manevi unsurunu oluşturan özel kastı teşkil eder. Bu yönüyle, cinsel taciz suçunun varlığı için failin cinsel bir gayeyle hareket etmesi şarttır.

Cinsel taciz suçunun oluşumu açısından failin cinsel amaç güttüğünün sabit olması gerekir. Eylemin kasten yapılması ve failin cinsel gaye ile hareket etmesi suçun unsurları arasındadır. Bu durumda, failin mağdura yönelik eylemleri, cinsel bir içerik taşımalı ve mağdurun bu tür bir teması kabul etmediği bir ortamda gerçekleşmelidir. Cinsel taciz suçu, mağdurun rızası olmaksızın gerçekleşen bir eylemdir. Mağdurun açık rızasının bulunması halinde, yani eyleme onay verdiği belirlendiğinde bu suçun oluşmadığı kabul edilir. Ancak rızanın varlığını saptamak için, bu rızanın özgür irade ile verildiğine emin olmak gerekir.

Zorlama, tehdit, korkutma ya da mağdurun rıza gösteremeyecek durumda olması gibi unsurlar rızanın hükümsüzlüğüne yol açabilir. Cinsel taciz suçu, failin kasten ve cinsel bir amaçla eylemlerde bulunması, mağdurun rızasının olmaması gibi özellikleri taşıyan ciddi bir suçtur ve toplumda önemli yankılar uyandıran ciddi bir sorundur. Bu nedenle, cinsel tacizle mücadele etmek, mağdurların haklarını ve toplumun güvenliğini korumak önemlidir. Herkesin cinsel taciz suçundan haberdar olması ve bu tür eylemleri önlemeye yönelik bilinç düzeyini artırması, toplumdaki bu tür vakaların azaltılmasında etkili bir yol olacaktır.

Suçun Nitelikli Halleri

Cinsel taciz suçu, bir kişinin rızası olmaksızın cinsel olarak söz veya hareketlerle rahatsız edilmesi durumudur. Bu tür bir suçun en vahim şekillerinden biri, mağdurun çocuk olmasıyla ortaya çıkan durumdur. Buna göre, eğer cinsel taciz olayının mağduru bir çocuksa, fail için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi mümkündür. Türk Ceza Kanununun 105. maddesinin ikinci fıkrasında, nitelikli cinsel taciz suçlarına değinilmekte ve bu durumlarda temel cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmektedir. Bu durumlar şunlardır:

  • Kamu görevi, hizmet ilişkisi veya aile içi ilişki kapsamında sağlanan kolaylıkları kullanarak cinsel tacizde bulunulması.
  • Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile ya da sağlık hizmeti sunanların veya koruma, bakım, gözetim yükümlülüğü olan kişilerin cinsel tacizde bulunması.
  • Aynı işyerinde çalışmanın avantajlarından yararlanarak cinsel tacizde bulunulması.
  • Posta veya elektronik haberleşme araçlarını kullanarak cinsel tacizde bulunulması.
  • Teşhir yoluyla cinsel tacizde bulunulması.

Her biri için belirlenen ceza, normal şartlardaki cinsel taciz suçu cezasının yarısı kadar artırılarak uygulanacaktır. Bu düzenlemelerle, cinsel taciz suçları daha etkin bir şekilde cezalandırılmakta ve mağdurların korunması güçlendirilmektedir. Kanunun belirttiği düzenlemeye göre, cinsel taciz suçu neticesinde mağdur, çalıştığı işi terk etmek, eğitim gördüğü okuldan ya da ailesinden ayrı olmak durumunda kalırsa, cinsel taciz eylemini gerçekleştiren kişi üzerinde verilecek ceza ağırlaşacaktır. Bu ağırlaştırılmış koşullar altında faile verilecek olan ceza bir yıldan az olamayacaktır.

Cinsel taciz, hukuk sistemimizde ciddi bir suç olarak kabul edilmekte ve mağdurların yaşadığı travma ve toplumdan tecrit edilme gibi olumsuz sonuçlar göz önünde bulundurularak cezai yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu suç tipinde dikkate alınacak en önemli husus, mağdurların karşılaştığı zorlukların boyutu ve tacizin yol açtığı olumsuz etkilerdir. Türk Ceza Kanunu’nda cinsel taciz suçu için öngörülen cezalar, mağdurun yaşadığı zorlukların ve suçun niteliğinin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Bu düzenlemelerle suçun caydırıcılığı artırılmaya ve mağdurların haklarının korunması amaçlanmaya çalışılmaktadır.

Suça Teşebbüs

Cinsel taciz suçu, kişinin cinsel dokunulmazlığına karşı yapılan saldırılardan biridir ve genellikle hareketlerin belirli bir sonucu doğurmasını beklemeksizin icra edilmiş hareketlerle tamamlanır. Yani cinsel taciz suçu, sonuca bağlı olmayan bir suç türüdür. Bu durum, suçun gerçekleşmesi için yalnızca tacizi oluşturan fiillerin icra edilmiş olması gerektiğini ifade eder. Bu bağlamda, eğer taciz niteliğindeki eylemler yapılmışsa ve mağdura karşı herhangi bir cinsel tacizde bulunulmuş ise suç tamamlanmış olur. Buna örnek olarak, bir kişinin başkasına cinsel içerikli bir mektup göndermesi gösterilebilir. Burada, mektubun karşı tarafa ulaşması beklenmez; mektubun gönderilmiş olması yeterlidir.

İlgili yasal düzenlemeler doğrultusunda, cinsel taciz suçunda teşebbüs, ancak icra hareketlerinin gerçekleşip parçalara bölünmüş olması hâlinde söz konusu olabilir. Örneğin, cinsel taciz amacıyla yazılmış ve gönderilmiş bir mektubun, alıcıya ulaşmadan önce ele geçirilmesi durumu bir teşebbüs olarak değerlendirilebilir. Bu durumda, suçun icra hareketleri başlamış fakat tamamlanamamış olup, şüphelinin niyetinin mektubun ulaşmasıyla suçu tamamlamak olduğu anlaşılır ve bu haliyle cinsel taciz suçu teşebbüs aşamasında kalmış olur.

Cinsel taciz suçu, mağduru ciddi bir şekilde rahatsız eden ve huzurunu bozan bir davranıştır. Ancak, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediğini belirlemek ve ilgili yaptırımların uygulanması adli mercilerce yapılır. Bu merciler, olayları detaylı bir şekilde inceler ve tüm delilleri değerlendirir. Bu nedenle, cinsel taciz iddiasında bulunan herkesin konuyu yargıya taşıması ve gereken cezai sürecin işletilmesi önemlidir. Cinsel taciz, kurbanları üzerinde uzun süreli etkiler yaratan ciddi bir suçtur ve toplumun her kesimi tarafından ciddiye alınmalıdır. Kurbanların seslerini duyurmaları ve toplumun tacizin her türlüsüne karşı duruş sergilemesi esastır.

Suça İştirak

Cinsel taciz suçu, bireyin cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen, onur, şeref ve kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir suç türüdür. Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesine göre, cinsel amaçlarla kişinin bedenine dokunma veya cinsel içerikli sözler söyleme şeklinde gerçekleşir. Kişi eğer cinsel taciz eylemini teşvik için başkasını ikna eder, tacize yol açacak ortamları hazırlar veya cinsel tacizde bulunulması için aracı olursa, bu durumda yardım etme ya da azmettirme olarak tanımlanan suç ortaklığı söz konusu olur.

Cinsel taciz suçu, bireysel olarak işlenebildiği gibi, başkasına bu suçu işletmek için yapılan her türlü eylem de cezai sorumluluk doğurur. Suçun iştirakçileri olarak görülen bu kişiler, cinsel tacizin gerçekleşmesi için gereken koşulları sağlayarak ya da faili harekete geçirecek etkenler sunarak suça ortak olmuş olur. Yani bir kişi, başkasını cinsel taciz suçu işlemeye yönlendirir veya bu eylemde bulunmasına destek sağlarsa kanun önünde suç işlemiş sayılır. Kanun koyucu bu noktada fail ile birlikte hareket eden, suçun işlenmesinde aktif rol alan kişileri de cezalandırmayı hedefler. Her ne kadar cinsel taciz suçu genelde tek fail tarafından işlenmiş gibi algılansa da suçun iştirak hali, kişinin eylemlerine göre cezai sorumluluk anlamına gelebilir.

Sonuç olarak, Türk Ceza Kanunu cinsel taciz suçunu ve bunun iştirakçilerini ciddi bir şekilde ele almakta, failin yanı sıra bu suçun işlenmesinde rol alan veya katkıda bulunan her birey için cezai yaptırımlar öngörmektedir. Cinsel taciz suçu, bireysel bir suç eylemi olmanın ötesinde, diğer kişilerin de dâhil olabileceği, toplumsal bir suç olma özelliğini taşır.

Suçların İçtimai

Cinsel taciz suçu, mağdura cinsel bir içerikte bulunarak, onun kişilik haklarına saldırı anlamına gelen ve Türk Ceza Kanunu’nda cezalandırılması öngörülen bir davranıştır. Tacizin niteliği, kişinin rızası dışında ve cinsel amaçlarla yapılan her türlü sözlü, yazılı ya da fiziksel davranış olarak ifade edilebilir.

Bu suçu işleyen kişiler, her ne kadar aynı mağdura karşı birden fazla eylemde bulunsalar da, Türk Ceza Hukuku sisteminde “zincirleme suç” hükümleri devreye girebilir. Zincirleme suç hükümleri, aynı suç türü çerçevesinde aynı mağdura karşı, aynı suç işleme kararı ile birden fazla fiilin işlenmesi durumunda uygulanır. Örneğin kişi, belli bir zaman aralığında aynı kişiye yönelik cinsel taciz eylemlerini tekrarlıyorsa, bu durumda zincirleme suç hükümleri devreye sokulur. Bu hükümler, faillerin daha ağır cezalandırılmasını sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.

Cinsel taciz suçunun işlenmesi sırasında eğer faaliyetler müstehcenlik ya da hayasızca hareketler gibi başka suçlar da oluşturuyorsa, bu farklı suç türleri için “fikri içtima” prensibi söz konusu olabilir. Fikri içtima, bir kişinin aynı eylemiyle birden fazla suçun mağduru olması ve bu suçların birleşerek kişiye aynı anda işlenmiş olması durumunu ifade eder. Bu prensip, yargılama sürecinde faillerin işledikleri birden fazla suç için tek bir yargılama ile cezai sorumlulukların topluca değerlendirilmesini mümkün kılarken, ceza miktarının belirlenmesinde de etkili rol oynar.

Cinsel taciz suçları ve uygulanacak yasal hükümler ciddi ve dikkatle ele alınması gereken meselelerdir. Mağdurların hakları yasal çerçevede korunurken, failer adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmalıdır. Bu tür suçlar, sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de ciddi travmalara ve zararlara yol açabilir. Bu sebeple, cinsel taciz suçlarına karşı etkin bir hukuki mücadele ve bilinçlendirme çalışmalarının önemi büyüktür.

Cinsel Taciz Suçunda Görevli Mahkeme 

Cinsel taciz suçu, başkasının cinsel onurunu zedeleyecek davranışlarda bulunmanın cezalandırıldığı bir suç tipidir. Bu suç, Türk Ceza Kanununda çeşitli şekillerde tanımlanmış ve yaptırımları belirlenmiştir. Cinsel taciz, mağdurun cinsel dokunulmazlığına karşı yapılan ve onayı olmayan, cinsel içerikli sözlü ya da fiili saldırıları kapsar. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 11. maddesi, asliye ceza mahkemelerinin görev alanını tanımlamaktadır. Buna göre, sulh ceza hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemelerinin görev alanları dışında kalan davalar, asliye ceza mahkemeleri tarafından görülmektedir.

Cinsel taciz suçu, gerek basit gerekse nitelikli halleri ile değerlendirildiğinde, cezanın üst sınırının 10 yılı aşmaması şartı göz önüne alındığında, asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bu kapsamda, kanunun belirlediği suçun üst sınırı göz önünde bulundurulur iken, ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmez. Mahkemelerin görevlerinin tespitinde suçun kanunda belirlenen ceza üst sınırı esas alınır. Dolayısıyla, cinsel taciz suçu işlendiğinde, davanın görüleceği mahkeme asliye ceza mahkemesi olacaktır. Cinsel taciz suçlarından mağdur olan bireyler, bu suçun işlenmesi halinde doğrudan asliye ceza mahkemelerine başvuru yapabileceklerdir. Mağdur veya şikayetçiler, adli süreçte haklarını savunmak ve gerekli cezanın uygulanmasını sağlamak adına Türk Ceza Kanunu’nun öngördüğü hukuki yollara başvurabilirler.

Yetkili Mahkeme

Cinsel taciz suçu, başkasının cinsel dokunulmazlığına karşı yapılan bir saldırıyı ifade eder ve mağdurun rızası dışında gerçekleşir. Cinsel taciz suçunun işlendiği hallerde, mağdur ve fail açısından uygulanacak hukuki süreçler kanun koyucu tarafından hassasiyetle düzenlenmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 12. maddesi, suçun işlendiği yer ilkesini ortaya koyar. Bu maddeye göre, cinsel taciz suçu da dahil olmak üzere her türlü suçta dava, suçun işlendiği yer mahkemesinde görülür. Burada “suçun işlendiği yer mahkemesi”, suçun meydana geldiği coğrafi sınırlar içerisinde bulunan ve yetki alanına giren mahkemeyi belirtir. Örneğin, cinsel taciz suçunun İstanbul Kadıköy’de bir alışveriş merkezinde işlendiği varsayılırsa, dava İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesinde görülecektir.

Cinsel Taciz Suçu Cezası

Cinsel taciz suçu, bireyin cinsel amaç ile rahatsız edilmesi durumuna işaret eder. Türk Ceza Kanunu  madde 105’in birinci fıkrasında bu suçun iki ayrı hali ele alınmıştır. Cinsel taciz suçunun basit hali, bir kişinin başka bir kişiyi cinsel amaçlarla taciz etmesini kapsar. Bu durumda, mağdurun şikâyeti esas alınarak fail hakkında, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir.

Eğer cinsel taciz fiili bir çocuğa karşı işlenmiş ise, suçun nitelikli bir hali söz konusudur. Bu hâlde, faile, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülür. Yine mağdurun başvurusu esas olup, suçun çocuklara karşı işleniyor olması cezanın ağırlaştırılması için yeterli bir neden olarak belirtilmiştir. Eğer mağdur, cinsel taciz sebebiyle şinden ayrılmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalırsa, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Cinsel taciz suçu, bireylerin dokunulmazlığını, özgürlüğünü ve kişisel haysiyetini korumayı hedefler. Suçun ciddiyeti ve toplumsal etkileri göz önünde bulundurularak, yasalar tarafından caydırıcı ve koruyucu tedbirler alınmıştır.

Cinsel Tacizin Cezası 

Cinsel taciz suçu, bireylerin cinsel özgürlükleri ve dokunulmazlıkları ihlal edilerek mağdurun onurunu, kişilik haklarını ve bedensel dokunulmazlığını zedeleyici nitelikte eylemleri kapsar. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen cezai yaptırımları ile korunan bir suç türüdür. Cinsel taciz suçu, failin cinsel arzularını bir başkasına dayattığı hallerde söz konusu olur ve cezai sonuçları iki farklı şekilde ele alınır.

Cinsel taciz suçunun basit durumunda fail, 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adlî para cezasına çarptırılır. Eğer söz konusu suç belirli ağırlaştırıcı koşullar altında gerçekleşti ise, bu nitelikli hali teşkil eder ve fail 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hükümlü sıfatını alan kişiye yönelik mahkeme kararı sonrasında infaz süreci başlar. Türk Hukuk Sistemi’nde kasti suçlar için 3 yıldan fazla hapis cezasına hükmedilmiş ise doğrudan yakalama emri çıkarılabilir. Fakat, cinsel taciz suçunda verilen cezaların üst sınırı 3 yıl olduğundan dolayı bu durum söz konusu olmaz. Bunun yerine, hükümlüye çağrı kağıdı düzenlenerek infaz sürecinin başlatılması sağlanır.

Koşullu salıverme için infaz oranı, cinsel taciz suçunun basit ya da nitelikli hali ayrımı yapılmaksızın 2/3 olarak belirlenmiştir. Sanıklar, tutukluluk ve gözaltı süreleri cezalarından düşüldükten sonra, lehe kanun prensibi ilkesine göre, mahkumiyet sürelerinin 2/3’ünü tamamladıktan sonra kalan cezalarını denetimli serbestlik kapsamında cezaevi dışında geçirebilirler. Cinsel taciz suçu, mağdurun psikolojik ve sosyal bütünlüğüne zarar verebilecek ciddi bir suçtur ve bu suçla mücadele, hem yasal düzenlemelerle hem de toplumun farkındalık düzeyinin artırılması ile mümkündür. Cezai yaptırımlar, faillerin bu suçları işlemelerinin önüne geçmek ve mağdurların haklarını korumak amacıyla belirlenmiştir.

Cinsel Taciz Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Cinsel taciz suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenen ve kişinin cinsel özgürlüğüne karşı yapılan bir saldırıyı ifade eder. Bu suçun mağduru, cinsel yönden istenmeyen bir davranışa maruz kaldığında, fail hakkında bir cezai yaptırım uygulanabilir. Cinsel taciz suçu, belirli koşullar altında mahkeme tarafından verilen bir hükümle sonuçlanır. Ceza Muhakemeleri Kanununun 231. maddesi uyarınca, belirli koşulların varlığı durumunda, mahkeme sanığın hakkında “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” kararı verebilir. Bu durumda, hüküm açıklanmadan geri bırakılır ve bu karar belli bir süre için sanığın sabıkasına işlenmez.

İşte HAGB kararı verilebilmesi için gereken koşullar:

  • Önceki Suç Kaydı Olmaması: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması gerekir.
  • Olumlu Kişilik Değerlendirmesi: Sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemeye güven vermelidir.
  • Zararın Giderilmesi: Sanık tarafından mağdurun veya kamunun uğradığı zarar tamamen giderilebilmiş olmalıdır.
  • Sanık Onayı: Sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmelidir. Aksi takdirde, HAGB uygulanamaz.

HAGB kararının uygulanabilmesi için, sanığa yüklenen suçtan dolayı verilen hapis cezasının iki yıl veya daha az süreli olması veya adli para cezası olarak belirlenmesi gerekir. HAGB kararı sonrasında sanık beş yıl süreyle denetim altına alınır. Eğer bu süre içerisinde kasıtlı başka bir suç işlenirse, sanığa ikinci kez HAGB kararı verilemez. Cinsel taciz suçuna karşılık verilen ceza, eğer iki yıl veya daha az hapis cezası veya adli para cezası şeklindeyse ve sanık bu uygulamayı kabul ederse, mahkeme HAGB kararı verebilir. Bu karar sanığın gelecekteki yaşamı üzerinde olumlu bir etki yaratabilir ancak mağdurun hakları ve kamu yararı da korunmuş olmalıdır.

Cinsel Taciz Suçunda Beraat

Cinsel Taciz suçu, bir kişinin cinsel özgürlüğüne karşı yapılan ve rahatsızlık veren davranışları içerir. Bu suç tipi, Türk Ceza Kanunu’nda yer almakta ve cinsel tacizle ilgili hususları düzenlemektedir. Bir sanık, yargılama sonucunda cinsel taciz suçundan beraat edebilir. Beraat kararı, sanığın suçu işlemediğini ya da suçlamaların kanıtlanamadığını, böylece ceza verilemeyeceğini ifade eder.

Türk Ceza Muhakemesi Kanunu, madde 223/2’de beraat kararı verilme durumlarını belirtir:

  • Kanunda tanımlanan bir suçun olmaması, yani iddia edilen fiilin yasal olarak suç teşkil etmemesi,
  • Sanık tarafından iddia edilen suçun işlenmediğinin ispatlanması,
  • Sanık açısından kast ya da taksir yokluğu,
  • Suçun işlendiğinin kabul edilmesine rağmen, olayın hukuka uygunluk sebepleri çerçevesinde gerçekleşmesi,
  • Sanık tarafından suçun işlendiğinin kesin delillerle sabit olmaması.

Yukarıda sayılan hallerden birinin gerçekleşmesi halinde, cinsel taciz suçundan yargılanan sanık beraat edebilir. Beraat eden sanık, hakkındaki suçlamalardan aklandığı ve temize çıktığı için cezai bir yükümlülük altına girmez. Cinsel taciz suçunda sanığın mahkumiyeti için suçun tüm unsurlarının yargılama sürecinde kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. Herhangi bir şüphe durumunda, sanığın lehine olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi esastır. Özetle, bir sanık hakkında cinsel taciz suçuyla ilgili beraat kararı verilmesi, kanuni düzenlemelere dayanır ve yargılamanın sonucunda suçun işlenip işlenmediğinin mahkeme tarafından değerlendirilmesini içerir.

Örneklerle Cinsel Taciz

Bir orta okulda hizmetli olarak çalışan bir kişinin, okul koridorunda rastladığı öğrenciye sarılarak ve ona cinsellik içeren belirli sözler sarf ederek davranışları, bedensel temas içermeyen eylemler ile zincirleme şekilde cinsel taciz suçu oluşturacak niteliktedir. Ancak, sadece bedensel temas içeren ilk eylem çocuğun cinsel istismarı olarak değerlendirilmelidir.

Bir sokakta, mağdurun vücut bütünlüğüne dokunulmaksızın, pantolonunun fermuarını açarak cinsel organını gösteren bir kişinin eylemi, cinsel taciz ve alenen hayasızca harekette bulunma suçlarını birlikte oluşturur. Tek eylemle birden fazla suçun oluşması durumunda, en ağır cezayı gerektiren suç esas alınmalıdır. Cinsel taciz suçu, mağdurdan gelecek şikayete tabidir. Eğer mağdur şikayetçi olmaz veya şikayetten vazgeçerse, yargılama süreci düşme kararı ile sonlanabilir.

Yorum yapın