Cinsel Saldırı Suçu, Cezası, Şartları ve Unsurları

Cinsel saldırı suçu, kişilerin cinsel bütünlüklerine karşı izinleri dışında gerçekleştirilen eylemler bütünüdür. Cinsel dokunulmazlık, cinsel amaçlarla veya cinsel istekleri karşılamak adına yapılan davranışlarla zedelenebilir. Cinsel davranışlar, dokunulmazlığı ihlal ederek cinsel saldırı suçuna yol açabileceği gibi, fiziksel bir temasın olmadığı durumlarda cinsel taciz suçunu oluşturabilir. Eylemler, vücuda herhangi bir organ veya cisim sokulduğunda “nitelikli cinsel saldırı”, diğer durumlar için ise “basit cinsel saldırı” veya “sarkıntılık” olarak sınıflandırılır.

Cinsel suçlar, basit sözlü sarkıntılıktan başlayarak, en şiddetli hal olan tecavüze kadar uzanabilir. Bu eylemler, dünya genelinde her yaştan bireyi etkileyen ve toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Ne yazık ki, son dönemlerde cinsel suç davalarında, hem suçlu hem de mağdur sayısında artış görülmektedir. Cinsel suç mağdurları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete bozukluğu ve uyum bozukluğu gibi birçok psikolojik sorunla karşı karşıya kalabilirler. Bu tür cinsel saldırı suçları ve sonuçları, kişinin genel sağlığı ve sosyal yaşamı üzerinde ciddi etkilere sebep olabilir.

Cinsel Saldırı Suçu 

Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesine göre cinsel saldırı suçu, bir kişinin cinsel davranışlar yoluyla bir başkasının vücut bütünlüğüne karşı işlenen bir suçtur. Bir kimseye cinsel eylem ile saldırıda bulunmak, mağdurun şikayeti halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir. Cinsel saldırının sarkıntılık boyutuna ulaşmış hali, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel saldırı suçunda bazı durumlar cezayı artırıcı etki yapar.

Suçun, kendini savunamayacak kişiye, kamusal görev ya da güç ilişkisinden kaynaklanan etkiyle, kan bağı veya evlilik bağı olan kişilere, silahla veya birden fazla kişi tarafından, toplu yaşam alanlarının avantajları kullanılarak işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır. Türk Ceza Kanununun 102. maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, cinsel saldırı suçunun belirli hallerde cezanın artırılmasını şu şekilde öngörür. Suçun ağırlaştırıcı koşullar altında işlenmesi durumunda, verilecek ceza yarı oranında artırılarak uygulanır. Mağdurun ölümüne veya bitkisel hayata girmesine neden olma halinde, fail için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. TCK madde 102 çerçevesinde cinsel saldırı suçu, mağdurun bireysel dokunulmazlığını en ağır biçimde ihlal eder.

Cinsel Saldırı Suçunun Unsurları

  1. Fail

Cinsel saldırı suçu, bireylerin en temel haklarından biri olan cinsel özgürlüğün ihlal edilmesi eylemidir. Cinsel saldırı suçu, cinsiyet farkı gözetmeden kişiler tarafından işlenebilir ve failin cinsiyeti suçun meydana gelmesinde bir etken değildir. Ayrıca fail, mağdur ile aynı cinsiyete sahip de olabilir ve failin yaşı, suçun işlenebilmesi açısından belirleyici bir unsur değildir. Ancak fail 18 yaş altında ise, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan yaş küçüklüğüne ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Failin kamu görevlisi olması veya vesayet, hizmet ilişkisi gibi bir nüfuz kullanımını kötüye kullanması (TCK madde 102/3-b), üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunması ya da üvey ebeveyn, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlığı olması (TCK madde 102/3-c) durumunda, suçun nitelikli hali söz konusu olacak ve daha ağır ceza gerektirecektir. Cinsel saldırı suçları arasında, eşler arasında işlenebilen nitelikli cinsel saldırı suçu da bulunur. Bu suçun soruşturma ve kovuşturması, mağdur eşin şikayet şartına bağlıdır. Buna karşın, basit cinsel saldırı ve sarkıntılık suretiyle basit cinsel saldırı suçlarına ilişkin düzenlemelerde, eşler arasında bu suçların işlenebileceğine dair açık bir hüküm yer almamaktadır. Yargıtay kararları genellikle eşler arasında bu suçların işlenemeyeceği yönündedir. 

  1. Mağdur

Bu suçun mağdurunun 18 yaşını tamamlamış olması gereklidir. Mağdurun yaşının tespiti, failin hangi suça sorumlu olacağını ve hangi yasal maddenin uygulanacağını belirlemede büyük önem taşır. Mağdurun yaşına ilişkin sorunlar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 218. maddesinde yer alan düzenlemelere göre çözümlenmelidir. 18 yaşının altında olan bir mağdur resmi olarak evli değilse veya mahkeme kararıyla erişkin sayılmıyorsa, üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen eylemler çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur.

Bu yönde Yargıtay içtihatları da bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun “tanımlar” başlığı altındaki 6. maddenin (b) fıkrasında, ceza kanunlarının uygulanmasında “çocuk” kavramının; henüz 18 yaşını doldurmamış kişi olduğu ifade edilmekte, Çocuk Koruma Kanunu’nun “tanımlar” başlığı altındaki 3. maddenin (a) fıkrasında ise; bu kanunun uygulamasında “çocuk”, daha erken yaşta erişkin sayılsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlanmıştır. Evlilik veya mahkeme kararıyla erişkin kabul edilmiş olsa bile, 18 yaşını doldurmamış bir mağdura yönelik işlenen eylemler, “çocuğun cinsel istismarı” suçunu oluşturacaktır.

  1. Suçun Konusu

Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenmiş olan cinsel saldırı suçu, bireylerin vücut bütünlüğüne ve cinsel dokunulmazlıklarına yönelik saldırıları kapsar. Hukuki açıdan bakıldığında, cinsel saldırı suçunun hukuki konusu mağdurun vücududur ve temel ihlal edilen hak, mağdurun cinsel dokunulmazlığıdır. Cinsel saldırı suçu, kişinin özgür iradesi dışında ve rızası olmaksızın cinsel nitelikli bir davranışa maruz kalması durumunda işlenmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, cinsel saldırı suçunun işlenebilmesi için, suçun işlendiği an itibariyle mağdurun hareket kabiliyetinin zorla engellenmiş olması gereklidir.

Cinsel saldırı eylemi sırasında mağdurun vücut hareketlerinin kısıtlanması, söz konusu suçun gerçekleştirilmesi için önemlidir. Öyleyse, cinsel saldırı suçu, mağdurun bedensel ve cinsel özgürlüğüne yapılan doğrudan bir müdahaleyi ifade eder ve ceza hukukumuzda ciddi bir suç olarak ele alınır. Türk Ceza Kanunu, mağdurun cinsel dokunulmazlığını koruma altına almış ve bu tür suçlara karşı caydırıcı cezalar öngörmüştür. Cinsel saldırı suçunda, faillerin sadece fiziksel bir saldırıyı gerçekleştirmeleri değil, aynı zamanda mağdurun hareket etme özgürlüğünü kısıtlamaları da söz konusu suçun unsurları arasında yer alır, bu durum mahkeme kararlarında da kendisini göstermektedir.

  1. Manevi Unsur

Cinsel saldırı suçu, kasıtlı bir eylem sonucunda işlenen ciddi bir suçtur. Bu suçun işlenmesi sırasında taksir yani dikkatsizlik, ihmal ya da kusurlar sonucu hareket etme ihtimali söz konusu değildir. Failin, bu suçu işlerken belli bir kasti niyet içinde olması gerekmektedir. Suçun kasten işlenmesi, cinsel saldırının her unsuru için geçerlidir; bunlar vücut teması, cinsel nitelikte bir davranış, mağdurun rızasının olmaması ve cinsel arzuların vücuda herhangi bir organ veya cisim sokularak tatmin edilmesidir.

Fail, bu unsurların her birine bilerek ve isteyerek yönelmiş olmalıdır. Cinsel saldırı suçunun basit şeklinde, failin eylemini cinsel arzularını tatmin etme amacıyla gerçekleştirmesi beklenir. Cinsel içerikli bir niyet, eylemin cinsel saldırı suçu olarak nitelendirilmesi için temel bir şarttır. Eğer fail, bu amacı gütmeksizin bir eylem gerçekleştirirse, örneğin bir kavgada başkasını incitmek amacıyla ısırma eylemi gibi, bu durum cinsel saldırı değil yaralama suçu olarak değerlendirilecektir. Nitelikli cinsel saldırı suçu ise, failin vücuda bir organ ya da herhangi bir cisim sokması suretiyle işlenir.

Bu eylemin işlenmesi durumunda, failin kastının doğrudan vücuda organ veya cisim sokmaya yönelik olması aranır; bu suç tipi için cinsel tatmin amacının olması zorunlu değildir. Cinsel saldırı suçuna karışan bireyin, suçun tüm unsurlarına yönelik bir kastının olup olmadığı, bu suçun yasal tanım ve unsurları için kritik öneme sahiptir. Suçun basit ya da nitelikli şekli arasındaki fark, failin amacının ve kastının doğasına bağlı olarak belirlenir. Bu detaylar, cinsel saldırı suçunun değerlendirilmesinde ve adil bir yargı sürecinin sağlanmasında büyük bir rol oynar.

  1. Hukuka Aykırılık Unsuru

Cinsel saldırı suçu, 18 yaşını doldurmuş bireylere karşı işlenebilen bir eylemdir. Bu suç bağlamında, karşılıklı rızanın varlığı, suçun unsurlarının oluşmasını ortadan kaldırır. Diğer bir önemli nokta ise cinsel saldırı suçunun, evli kişiler arasında meydana geldiği durumlarda farklı bir yargısal yaklaşımın benimsenmesidir. Yargıtay’ın uygulamalarına göre, cinsel saldırı suçunun evli çiftler arasında gerçekleşmesi, bazı hallerde hukuka uygunluk nedeni sayılmakta ve suç oluşturmamaktadır. Ancak, Türk Ceza Kanununun 102/2 maddesinin ikinci cümlesinde belirtildiği üzere, resmi nikâhlı eşlere karşı işlenen cinsel saldırı suçunun nitelikli halleri şikayete tabi olup cezai yaptırımı bulunmaktadır.

Öte yandan, cinsel saldırının basit hali eşler arasında işlendiğinde suç olarak tanımlanmamaktadır. Bu çerçevede, suçun evli kişiler arasında işlenip işlenmediği, suçun nitelikli veya basit halinin varlığı gibi faktörler, hukuki süreci önemli derecede etkileyebilir. Bu bağlamda cinsel saldırı suçunun değerlendirilmesinde, evlilik içi ve dışı olaylarda farklı yorumlar ve uygulamalar söz konusudur. Toplumda cinsel saldırı suçu, evli ya da evli olmayan bireyler arasında meydana geldiğinde farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Yargıtay kararları, cinsel saldırı eylemlerinin evlilik bağlamında nasıl değerlendirildiğine dair örnekler sergiler. Hukuka uygunluk nedenleri, şikayette bulunma şartları ve evliliğin suç tanımı üzerindeki etkileri, bu suç tipinin anlaşılabilmesi için önemli faktörler arasında yer almaktadır.

Basit Cinsel Saldırının Cezası 

Cinsel saldırı suçu, kişinin cinsel bütünlüğüne ve dokunulmazlığına karşı işlenen ciddi bir suçtur. Basit cinsel saldırı biçimi, bireyin cinsel özgürlüklerine karşı saygısızlık içeren ve fiziksel teması gerektiren bir eylemdir. Bu suçun oluşması için, saldırganın kurbanın vücut dokunulmazlığını zor kullanmak, kandırmak veya tehdit etmek yoluyla ihlal etmesi ve bunu cinsel arzularını tatmin etme niyetiyle yapması gerekmektedir. Saldırı, vücuda herhangi bir organ veya cisim sokulması noktasına varmadan, yani daha az şiddet içerikli ve açık cinsel bir eylem olmadan gerçekleştirilebilir.

Basit cinsel saldırı, kurbanın rızası dışında ve aleyhine gerçekleşen dokunmaları içerebilir. Suçun oluşabilmesi için aşağıdaki unsurların bulunması zorunludur. Saldırganın fiili kasten yapması ve cinsel bir amacı gütmesi şarttır. Kurbanın vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi, fiziksel bir temasın bulunması gerekir. Fiilin, kişinin cinsel özgürlüğü ve bütünlüğüne aykırı olması ve bu sınırları aşması gerekmektedir. Kurbanın açık ve özgür iradesiyle hareket ettiğine ilişkin herhangi bir onayın bulunmaması gerekir. Basit cinsel saldırı, mağdur ve toplum nezdinde telafisi zor zararlar yaratabilir. Bu nedenle Türk Ceza Kanununda cezai yaptırımlara tabi tutulmuş ve suç olarak nitelendirilmiştir. Mağdurların haklarını korumak, faillerin adalete teslim edilerek cezalandırılması, cinsel saldırı suçu ile mücadelede hayati öneme sahiptir. 

Mağdurun vücuduna yönelik bir temas gerekmektedir. Cinsel saldırı ve cinsel taciz suçları toplumda ciddi endişe uyandıran eylemler arasında yer almakta ve ikisi arasındaki temel ayrımlar hukuki sonuçlar açısından büyük önem taşımaktadır. Cinsel saldırı suçu, mağdurun vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesini içerir ve mağdura karşı fiziksel bir temas söz konusudur.

Türk Ceza Kanunu basit cinsel saldırı ile sarkıntılık fiilleri arasındaki ayrımı netleştirmektedir. Cinsel saldırı suçu, mağdurun rızasına aykırı olarak gerçekleşen her türlü cinsel nitelikli fiziksel temasa işaret etmektedir. Bu tür bir suçun oluşabilmesi için mağdura karşı herhangi bir anlık ya da sürekli fiziksel temasın bulunması gerekmektedir. Cinsel taciz suçu ise, mağdurun vücut dokunulmazlığına yönelik olmayan, cinsel sözler, teklifler ve davranışlar gibi, temas içermeyen eylemlerden oluşabilir.

Bu tür eylemler genellikle sözlü ya da görsel taciz olarak tanımlanabilir. Özetlemek gerekirse, cinsel saldırı suçu fiziksel bir teması gerektirirken, cinsel taciz suçu mağdura yöneliktir ama mutlaka fiziksel bir teması şart koşmaz. Her iki suç türü de caydırıcı cezalarla yaptırıma bağlanmış olup, mağdurların korunması ve suçların önlenmesi adına ciddi hukuki çerçeveler çizilmektedir. Unutulmamalıdır ki, her iki suç türü de bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal etme potansiyeline sahiptir ve toplumsal açıdan kabul edilemez eylemler arasında yer alır. Bu sebeple, cinsel saldırı ve taciz suçlarının hukuki tanımlarını ve aradaki farkları iyi anlamak, suçların ayırt edilmesine ve etkili bir şekilde adaletin tecelli etmesine katkıda bulunur.

Bu bedensel temasın cinsel arzuları tatmin amacına yönelik olması gerekmektedir. Cinsel saldırı suçu, kişinin cinsel özgürlüğünü ihlal eden bir eylem bağlamında incelenir. Bir suçun meydana gelmesi için temasın açık bir şekilde cinsel nitelikte olması ve cinsel istekleri doyurmak maksadıyla yapılması yeterlidir. Burada önemli olan, failin subjektif olarak cinsel arzularını tatmin etmiş olup olmadığı değil, objektif bir değerlendirme ile temasın cinsel içerik taşıyıp taşımadığıdır.

Değerlendirmede; olayın gerçekleştiği ortam, zaman, fail ve mağdurun yaşları, sosyal statüleri, birbiriyle olan ilişkileri, dokunulan vücut bölgesinin cinsel bakımdan hassasiyeti ve dokunma şekli gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Ayrıca, dokunmanın gerekli ve hukuka uygun bir nedenle ilişkilendirilebilecek bir durumda olup olmadığı da dikkate alınır. Tarafların eylemden önce ve sonra gösterdikleri davranışlar da bu değerlendirme sürecinin bir parçasıdır. Temasın cinsel arzuları tatmin amacıyla yapılıp yapılmadığına karar verirken, mağdurun cinsel özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği önemli bir belirleyicidir.

Temasın mağdurun vücüduna organ ya da sair cisim sokma boyutuna ulaşmamış olması gerekmektedir.  Türkiye Ceza Kanununda cinsel saldırı suçu, mağdurun rızası olmaksızın cinsel dokunulmazlığının ihlal edilmesi olarak tanımlanır. Ancak, cinsel saldırının nitelikli hali söz konusu olduğunda, suç daha ağır sonuçlar doğurabilir ve TCK’nın 102/2 maddesi devreye girer. Peki, nitelikli cinsel saldırı suçu ne zaman oluşur ve yasal düzenlemeler nasıldır?

Nitelikli Cinsel Saldırı Suçunun Şartları

TCK’nın 102/2 maddesine göre, cinsel saldırı suçu daha ağır bir cezayı gerektiren nitelikli bir durum kazanır. Fail, mağdurun bedenine kendi organını veya bir cisim sokarak eylemini gerçekleştirdi ise, nitelikli cinsel saldırı suçu oluşur. Bu durumlar, cinsel saldırının sıradan hallerinden daha fazla tehlike ve travma oluşturan vakalar olarak kabul edilerek, fail için kanun önünde daha ağır sorumluluklar ve cezai yaptırımlar öngörülmektedir.

Türk Ceza Kanununun nitelikli cinsel saldırıyı düzenleyen bu maddesi, toplumda cinsel şiddetin caydırıcılığını artırmak ve mağdurların haklarını korumak için tasarlanmıştır. Fail, bu suçun işlenmesi durumunda daha ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Kanun koyucu, mağdurun vücut dokunulmazlığının ciddi şekilde ihlal edildiği ve psikolojik etkilerinin daha fazla olduğu fiiller karşısında mağdura ek koruma sağlamayı amaçlamıştır. Cinsel saldırı suçları, toplumu derinden etkileyen ve mağdurun hayatını olumsuz anlamda değiştirebilen ciddi suçlardır. TCK’nın 102/2 maddesi, özellikle vücuda bir cisim sokulması gibi daha ağır cinsel saldırı hallerinde, faillerin daha ağır cezalandırılmasını sağlamayı amaçlar. Bu, hem caydırıcılık hem de mağdurun adalet arayışındaki haklılığının bir göstergesidir. Toplumun bu tür suçlara karşı duyarlılığının artması ve suç oranlarının azaltılması adına, hukuk sistemimizde bu tür düzenlemeler büyük önem taşır.

Mağdurun gerçekleşen bu temasa rızasının bulunmaması gerekmektedir. Kural olarak, 18 yaşını doldurmuş kişilerin rızası geçerli sayılır. Ancak, cinsel ilişkinin sürdüğü esnada rıza geri çekilirse, bu andan itibaren yapılan eylemler cinsel saldırı suçu teşkil eder. Her somut olayda rızanın varlığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Cinsel saldırıda bulunan kişiye karşı tehdit, kişinin veya yakınlarının hayatına, bütünlüklerine veya nam ve şöhretine karşı olabilir. Tehdit, cinsel saldırıdan daha ağır zarar tehdit edildiğinde objektif olarak ciddi sayılır. Tehdit, eylemden önce veya eylem sırasında yapılmış olmalıdır.

Eğer eylem tamamlandıktan sonra fail, suçu gizlemek için tehdit içerikli davranışlarda bulunursa, bu durumda fail hem cinsel saldırı hem de tehdit suçlarından yargılanabilir. Hile yoluyla bir kişinin rızası aldatıcı bir şekilde kazanılmışsa, bu rıza geçersizdir. Yargıtay uygulamasında, hileli bir eylemin varlığını kabul edebilmek için hilenin aldatıcı, yoğun, karmaşık ve mağdurun olayı değerlendirmesini engelleyecek nitelikte olması gereklidir. Hilenin gerçekten etkili olup olmadığını kararlaştırırken, mağdurun yaş, zeka seviyesi, eğitim durumu gibi subjektif özelliklerine bakılmalıdır.

Cinsel Saldırı Suçu Cezası

Basit cinsel saldırı suçu (TCK madde 102/1) Cinsel saldırı suçu, bireylerin cinsel dokunulmazlığını ihlal etmek anlamına gelir ve ciddi yasal sonuçlar doğurur. Türk Ceza Kanunu’na göre, basit cinsel saldırı suçları için öngörülen hapis cezası süresi, 5 yıldan başlayıp 10 yıla kadar değişebilmektedir. Cinsel saldırı suçları, mağdurun psikolojik ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden ciddi suçlar arasında yer alır. Bu suça yönelik cezai yaptırımlar, suçun niteliğine ve ağırlığına göre değişkenlik gösterir. Basit cinsel saldırı durumunda, yargılama sonucunda mahkeme tarafından belirlenecek olan ceza, en az 5 yıldan başlamaktadır ve suçun ağırlığına bağlı olarak 10 yıla kadar artabilir. Bu tür suçlara verilen hapis cezası, toplum içinde caydırıcı bir önlem olarak kabul edilir.

Cezanın ağırlığı, potansiyel faillerin bu tür eylemlerden kaçınmalarını sağlamak ve mağdurlara adaleti sağlamak için tasarlanmıştır. Basit cinsel saldırı suçu, mağdurların haklarını korumayı hedefleyen ve bu suça karşı kesin ve net cezai yaptırımlar getiren ciddi bir suçtur. Verilecek olan 5 ila 10 yıl arasındaki hapis cezası, bu suçun ciddiyetini ve toplum üzerindeki etkisini yansıtan bir yaptırımdır. Cinsel saldırı suçlarına maruz kalan bireyler ve toplum adalete ulaşmak için yasaların sunduğu bu yaptırımlara güvenmektedir.

Sarkıntılık düzeyinde basit cinsel saldırı suçu (TCK madde 102/1-2)  Türk Ceza Kanunu, cinsel saldırı suçunu çeşitli maddelerde detaylı bir şekilde ele alır. Bu suç faaliyetlerinden biri de sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırıdır. Bu tür saldırılara ilişkin yasal düzenlemeler, adalet sistemi tarafından ciddi bir suç olarak kabul edilmekte ve buna uygun cezai yaptırımlar öngörülmektedir. TCK’nın 102. maddesinin ilk iki cümlesi, cinsel saldırı suçu içerisindeki bir alt kategori olan sarkıntılık düzeyindeki cinsel saldırıyı düzenlemektedir.

Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçuna verilecek hapis cezası, 2 yıldan 5 yıla kadar değişen sürelerle belirlenmiştir. Bu düzenleme, toplumda bireylerin bedensel dokunulmazlıklarının korunması ve cinsel özgürlüklere saygı gösterilmesi adına yasal bir zorunluluk oluşturmaktadır. Cinsel saldırı suçları, mağdurların psikolojik ve fiziksel bütünlüklerini derinden etkileyebilen ciddi suçlardır ve Türk Ceza Kanunu, bu tür davranışlara karşı caydırıcı cezalar öngörmektedir. TCK madde 102/1-2 kapsamındaki cinsel saldırı suçu, bireylerin en temel haklarını korumaya yönelik kararlılıkla suç kapsamına alınmış ve net ceza sınırları çizilmiştir. Türk yargı sistemine göre, sarkıntılık düzeyindeki saldırılar karşısında adaletin sağlanabilmesi için 2 ila 5 yıl arasında değişen hapis cezaları uygulanmaktadır. Bu cezai düzenlemeler, suçun caydırıcılığını artırma ve mağdurlara gereken hukuki korumayı sağlama amacını taşır.

Nitelikli cinsel Saldırı (TCK madde 102/2) Türk Ceza Kanunu, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar çerçevesinde, cinsel saldırı suçu özelinde önemli düzenlemeler getirmiştir. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, cinsel saldırı suçlarını geniş bir yelpazede ele alarak, bunlardan biri olan nitelikli cinsel saldırı suçunu belirli şartlar altında işleyenler için ciddi cezai yaptırımlar öngörmüştür. Cinsel saldırı suçu, mağdurun bedensel veya ruhsal bütünlüğüne karşı ağır bir saldırı olarak kabul edilir ve bu suçun nitelikli hali, mağdur açısından daha da vahim sonuçlar doğurabileceği öngörülerek 5237 Sayılı TCK’nın 102. maddesinin ikinci fıkrasında (m.102/2) ayrıca düzenlenmiştir.

Nitelikli cinsel saldırı suçuna verilecek cezanın alt sınırı, yasa koyucu tarafından direktif olarak belirlenmiştir. Kanunun ilgili maddesi uyarınca, nitelikli cinsel saldırı suçunun verilebilecek cezasının alt sınırı 12 yıl hapis cezasıdır. Nitelikli cinsel saldırı suçu, TCK’nın 102. maddesinde sıralanan olguların varlığında söz konusu olur. Bu olgular arasında; birden fazla kişi tarafından işlenmesi, silah kullanılması veya tehdit edilmesi, mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması gibi ağırlaştırıcı sebepler bulunmaktadır. Bu ağır yaptırım, cinsel saldırı suçlarına karşı toplumun ve yasal düzenlemelerin ne denli sert bir tutum sergilediğinin bir göstergesidir.

Nitelikli cinsel saldırı suçu, aynı zamanda suçun mağdur ve toplum üzerindeki etkisini azaltmak, caydırıcılık sağlamak ve adaleti yerine getirmek amacıyla ciddi bir cezai müeyyide ile karşılanmaktadır. Bu nedenle, cinsel saldırı suçlarına karşı herhangi bir taviz verilmeksizin, suçun şartlarına ve ağırlığına göre cezalandırmalar titizlikle uygulanmaktadır.

Cinsel Saldırı Suçunun Temel Halinin Cezası 

Türk Ceza Kanunu’nda cinsel saldırı suçu, mağdurun vücut dokunulmazlığının cinsel bir eylemle ihlal edilmesi olarak tanımlanır. Özellikle basit cinsel saldırı suçu, cinsel davranışlarla bir kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali durumunda söz konusu olur ve farklı ağırlıkta cezai yaptırımlar getirir. Basit cinsel saldırı fiilleri, eğer sarkıntılık seviyesini aşmamışsa, TCK’nın öngördüğü ceza 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası yaptırımını içerir. Cezai sorumluluk ve yaptırımlar, cinsel saldırı suçunun ağırlığı, tehlikeli nitelikleri ve mağdurun zararının boyutuna göre belirlenir, bu bağlamda mağdurun haklarını koruma ve caydırıcılığı sağlama amacıyla kanun koyucu tarafından ciddi cezalar takdir edilmiştir. Cinsel saldırı suçu, toplumun temel değerlerinden biri olan bireysel dokunulmazlığı koruma altına alarak, bu tür suçları işleyenlere karşı mücadelede etkin yaptırımlar uygular.

Suçun nitelikli halinin cezası. Cinsel saldırı suçu ciddi bir suç teşkil etmekte olup, Türk Ceza Kanunu kapsamında bu suçun nitelikli biçimleri için ağır cezalar öngörülmüştür. Nitelikli cinsel saldırı vakalarında, ceza kanununun belirlediği minimum hapis süresi 12 yıldır. Eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı durumlarında da ceza yine en az 12 yıl hapisle başlamaktadır; fakat bu tür suçlar şikayete tabi olup, suçun takibi için mağdurun şikayetçi olması gerekmektedir.

Türk Ceza Kanununun 102. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlar – a, b, c, d, e bentleri – gerçekleşmiş ise, cinsel saldırı suçundan verilecek olan ceza yarı oranında arttırılır. Burada bahsedilen şartlar arasında, suçun silahla ya da birden fazla kişi tarafından işlenmesi gibi ağırlaştırıcı unsurlar bulunmaktadır. Eğer cinsel saldırı suçundan dolayı mağdur bitkisel hayata girerse veya hayatını kaybederse, TCK’nın 102. maddenin beşinci fıkrası uyarınca faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ayrıca, cinsel saldırı sırasında mağdurun kasten yaralanması halinde, TCK’nın 102. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanacaktır.

Cinsel saldırı suçu, mağdurun psikolojik ve fiziksel bütünlüğüne ciddi zararlar verebilecek ağır bir suçtur ve Türk Ceza Hukuku tarafından caydırıcılık amacıyla ağır cezalarla karşılık bulmaktadır. Mağdurların haklarını korumak ve suçun önlenmesi adına, bu tür suçlar titizlikle takip edilmekte ve gerektiğinde en üst düzeyde cezai yaptırımlar uygulanmaktadır.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs 

Bir kimsenin, cinsel saldırı suçunu işlemeye başlaması ancak herhangi bir nedenle tamamlayamamasına teşebbüs denir. Bu durumda kişi, eylemin sonucunu gerçekleştirememiş olsa dahi, teşebbüsten dolayı cezalandırılabilir. Basit cinsel saldırı suçu kapsamındaki eylemlere teşebbüs etmek mümkün olup genel hüküm olarak Türk Ceza Kanununun 35. maddesi dikkate alınır. TCK madde 35 kapsamında teşebbüs, suçun icra hareketlerine başlanması ancak bu hareketlerin tamamlanamaması durumunda gerçekleşmiş olarak değerlendirilir.

Failin amacına ulaşamaması, elinde olmayan nedenlerle gerçekleşir ise teşebbüsten bahsedilir. Eğer faaliyet, gönüllü vazgeçme ile son bulmuşsa ve bu noktada işlenen hareket başka bir suçu oluşturuyorsa, fail Türk Ceza Kanunun 36. maddesine göre bu suçtan sorumlu tutulur. Temel nokta, faillerin eylemlerini gönüllü olarak bırakmaları ve cinsel saldırıya yönelik herhangi bir neticenin gerçekleşmemiş olmasıdır. Örnek olarak ele alındığında; fail bir kişiyi öpmeye çalışır, ancak mağdur kaçmayı başarır ya da etraftan birisinin yardıma gelmesi nedeniyle fail eyleminden vazgeçerse, burada teşebbüs söz konusudur.

Ancak, failin müştekinin kolunu tutarak cinsel anlamda bir davranış sergilemesi ve bu davranışıyla basit cinsel saldırıyı gerçekleştirmesi durumunda, suç tamamlanmıştır ve artık teşebbüsten değil, cinsel saldırı suçundan hüküm giyilmesi gereklidir. Bu kapsamda basit cinsel saldırı suçunda teşebbüsten bahsedilebilmesi için, failin suç teşkil eden eylemleri gerçekleştirmeye başlamış olması fakat tam olarak neticelendirememesi gerekir. Kişinin gönüllü olarak eyleminden vazgeçmesi ya da başka bir nedenle tamamlanamaması halinde teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

Nitelikli cinsel saldırı suçu, ciddi bir müdahale gerektiren ve mağdur üzerinde kalıcı etkiler bırakabilecek cinsel şiddet eylemlerini tanımlar. Bu suçun teşebbüs aşaması da mümkündür ve bu durumda kişi, genel hükümler çerçevesinde cezalandırılabilir. Nitelikli cinsel saldırı suçuyla ilişkin teşebbüse ilişkin olarak üzerinde durulması gereken bazı özellikler şunlardır. Sanığın, cinsel saldırı amacıyla belirli bir eyleme başlaması gerekmektedir. Bu eylem, organ veya sair bir cismin cinsel amaçla bir bireyin vücuduna sokulma girişimini içerebilir.

Sanığın cinsel saldırıyı tamamlaması, dışarıdan gelen bir engelle yarıda kesilmiş olmalıdır. Bu engel, mağdurun direnci, üçüncü bir şahsın müdahalesi veya herhangi bir dış etken olabilir. Teşebbüste bulunan kişiler, failin eylemin tamamlanmasını engelleyen dış etkenler olmasaydı işleyeceği suçun cezası dikkate alınarak cezalandırılır. Ancak bu durumda bile, suçun tam şekliyle işlenmesinden daha düşük bir ceza uygulanır. Ceza miktarının belirlenmesinde orantılılık ilkesi gözetilir.

Teşebbüs aşamasında dikkate alınması gereken önemli bir husus, sanığa verilecek cezada indirim yapılma ihtimalidir. Bu indirimin miktarının belirlenmesinde, suçun niteliği ve teşebbüs sırasında gerçekleştirilen eylemlerin ciddiyeti dikkate alınır. Nitelikli cinsel saldırı suçu teşebbüs halinde, genellikle sanığın işlemeye başladığı fakat tamamlayamadığı cinsel saldırı suçundan daha az ceza alması gerektiği kabul edilir. Ancak ceza indirimi, basit cinsel saldırı suçunun alt sınırından dahi az olmamalıdır ki, bu suça caydırıcılık etkisi devam etsin.

Cinsel saldırı suçunda, failin teşebbüs aşamasında eylemi gerçekleştirememesi ve erken boşalma gibi bir durumun söz konusu olması teşebbüs olarak kabul edilebilir. Burada, failin cinsel eylemi tamamlama niyetinin olup olmadığı ve bu eylemi gerçekleştirme konusunda gösterdiği çaba dikkate alınır. Sonuç olarak, nitelikli cinsel saldırı suçu teşebbüsünün de ciddi bir suç teşkil ettiği ve failin cezalandırılması gerektiği unutulmamalıdır. Bu kapsamda adaletin sağlanması, suç ile mücadelede önemli bir adım olarak görülmektedir.

Cinsel Saldırıda İştirak

Cinsel saldırıda bir veya daha fazla şahsın birlikte hareket etmesi durumu iştirak olarak adlandırılır. Bu durumda fail veya failler, suçun işlenmesinde birbirleriyle işbirliği yaptıkları için suça ortak olmuş olurlar ve ceza hukukunun ilgili maddelerine göre yargılanırlar.

  • Basit Cinsel Saldırı Suçuna İştirak: TCK’nın 37. maddesi, ortak hareket eden kişilerin, yani müşterek faillerin, eylemlerindeki bilgi ve irade birliği nedeniyle nasıl değerlendirileceğini belirtir. Bir cinsel saldırı suçunun işlenmesinde, birden fazla kişi aynı amacı paylaşıyor ve suçu birlikte işliyorsa, bu kişiler “müşterek fail” olarak kabul edilir ve genel hükümler çerçevesinde cezalandırılırlar. Ancak, burada önemli olan, her bir failin suç içeriğini bilerek ve isteyerek hareket etmesidir. Eğer bir kişi, cinsel saldırı suçunun ne olduğunu bilmeden bir başkasının suç işlemesine yardım ederse, “yardımcı fail” olarak değerlendirilir ve TCK’nın 39. maddesi gereğince farklı bir şekilde cezalandırılabilir.

    Örnek bir durum olarak, A kişisinin B kişisine karşı cinsel saldırı suçu işlemesi ve C kişisinin de bilerek bu suça yardım etmesi gösterilebilir. Eğer C kişisi, A’nın ne yaptığını anlayarak ve ona suçta yardım amaçlı hareket ediyorsa, müşterek fail olarak kabul edilebilir ve suçun asıl failiyle aynı cezai sorumluluğu taşır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, cinsel saldırı suçuna iştirak eden kişilerin ceza sorumluluğu, suçun işlenme şekline ve kişinin suçtaki rolüne göre belirlenmektedir. Her durumun özelliğine göre hukuk önünde değerlendirilmesi gerekir ve mağdurun hakları ile toplumun güvenliği dikkate alınarak adil bir yargılama süreci yürütülmelidir.
  • Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna İştirak: Cinsel saldırı suçu, toplumun en hassas değerlerinden biri olan bireysel dokunulmazlığa karşı işlenen ciddi bir suçtur. Bu bağlamda cinsel saldırı suçunda, suçun işleniş biçimine göre birden fazla kişinin sorumluluğu söz konusu olabilir. Özellikle “nitelikli cinsel saldırı suçu” kapsamında işlenen fiillerde, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri gereği iştirake de yer verilmektedir. Cinsel saldırı eylemleri, sadece asli fail tarafından gerçekleştirilmiş olmakla sınırlı değildir. Suça iştirak eden diğer kişiler de cezai sorumluluk taşıyabilir.

İştirak, kişilerin suçun işlenmesinde farklı roller üstlenmeleri ile ortaya çıkar ve TCK m.37 ve m.39 maddeleri uyarınca bu roller şu şekilde ayrılır.

  • Müşterek Fail: Birden fazla şahsın birlikte ve ortak bir karar doğrultusunda suçu işlemeleri durumunu ifade eder.
  • Yardımcı Fail: Asli failin suçu işlemesine yardım eden, ancak suçun asıl işlenişinde doğrudan rol almayan kişilerdir.
  • Azmettiren: Başkasını bir suçu işlemesi için kışkırtan veya yönlendiren, ancak suçun kendisini fiilen gerçekleştirmeyen kişidir.

Bu ifadeler ışığında, nitelikli cinsel saldırı suçuna iştirak mümkündür ve asli faile yardım eden yardımcı fail veya azmettiren de kanun önünde sorumlu tutulabilir. Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri çerçevesinde, hem basit hem de nitelikli cinsel saldırı suçlarında faillerin yanı sıra iştirakçiler de kapsamlı bir şekilde cezalandırılmaya tabi tutulabilirler. Bu, yargı mekanizmasının cinsel saldırı suçlarında sadece suçu doğrudan işleyen kişileri değil, suçu işlenmesinde rol oynayan diğer bireyleri de ceza sisteminin içerisine dahil etme çabasını göstermektedir. Bu sayede adalet sistemi, suçun önlenmesi ve mağdurun korunması adına daha geniş bir yaptırım ağını devreye sokmakta ve bütünlüklü bir mücadele sunmaktadır.

Cinsel Saldırıda İçtima

Cinsel saldırı suçu işlendikten sonra, aynı failin başka bir cinsel saldırı suçu daha işlemesi durumunda, içtima hali mevcuttur. Fail, içtima hali göz önüne alınarak birden fazla suçtan dolayı cezai sorumluluk taşır.

Basit Cinsel Saldırı Suçunda İçtima: TCK m.102/3 cinsel saldırı suçunun nitelikli hallerini düzenlerken, TCK m.102/5 ise bu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerini tanımlar. Bir olayda, TCK 102/3 ve 102/5 hükümleri kapsamındaki durumlar bir arada varsa, TCK m.42’de yer alan içtima kuralları devreye girer. Eğer sanık, basit cinsel saldırı suçunun işlenişinde cebri artırarak mağdurun direncini kırarsa ve bu durum, normalin ötesinde bir cebir kullanımına işaret ederse, sanık hem cinsel saldırı suçundan hem de kasten yaralama suçundan sorumlu tutulabilir. Bu, Türk Ceza Kanununda ‘gerçek içtima olarak adlandırılan bir suç birlikteliğidir.

Bir başka içtima durumu da cinsel taciz ve cinsel saldırı suçlarının birlikte işlenmesidir. Fail, eğer hem cinsel taciz hem de cinsel saldırı suçu işlerse, yalnızca cinsel saldırı suçundan dolayı cezalandırılır. Bu durumda cinsel taciz suçu için ayrıca ceza verilmez, zira cinsel saldırı suçu daha ağır bir suçtur ve cinsel tacizin unsurlarını da içinde barındırır. Cinsel saldırı suçu işlenirken aynı zamanda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da işlenmiş olabilir. Ancak kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması, eğer sadece cinsel saldırının işlenme süresi ile sınırlı kaldıysa, bu durumda ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyebilir. Somut olayın şartlarına göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrıca bir hüküm kurulup kurulmaması kararlaştırılır.

Cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanununda ciddiye alınan ve ağır yaptırımları olan bir suçtur. Failin cezalandırılması sırasında işlediği çeşitli suçlar arasındaki ilişki ve suçların birbiri üzerine etkisi titizlikle değerlendirilir. Bu kapsamda içtima kurallarının doğru bir şekilde uygulanması adaletin sağlanmasında kritik bir rol oynar.

Nitelikli Cinsel Saldırı Suçunda İçtima: Türk Ceza Kanunu madde.42, bileşik suç durumlarını ele alır. Cinsel saldırı suçuna baktığımızda, içtima bağlamında bazı önemli noktaları ayırmak gerekir. Cebir Unsurları: Cinsel saldırıda, cebir unsurlarının belirli bir orandaki varlığı kendi başına ayrı bir suç oluşturmaz. Cinsel saldırı suçunun içinde değerlendirilir. Eğer cinsel saldırı eylemi sırasında mağdur kasten yaralanırsa ve bu durum ağır neticelere yol açarsa, ayrıca kasten yaralama suçu oluşmuş sayılır.

Suçun işlenişinde tehdit bir araç olarak kullanılmış ise, Türk Ceza Kanunu madde 42 gereği tehditten dolayı ayrı bir hüküm kurulmaması esastır. Cinsel saldırı suçu işlenirken, aynı zamanda konut dokunulmazlığı ihlal edilmişse veya mağdur hürriyetinden yoksun bırakılmış ise bu suçlar için de sorumlu tutulur. Ancak, eğer saldırı sadece mağdurun bulunduğu yerde, kişi hürriyetinden yoksun bırakılmadan işlenmişse, bu durumda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulmamalıdır. Bu maddeler ışığında her cinsel saldırı suçu vakası, eşzamanlı işlenen diğer suçlarla birlikte değerlendirilmeli ve TCK’nın ilgili hükümleri doğrultusunda içtima bağlamında ele alınmalıdır.

Cinsel Saldırıda Zincirleme Suç

Cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanununun 102. maddesine göre cezalandırılmaktadır. Failin, aynı kişiye karşı farklı zamanlarda tekrarlanan cinsel saldırı suçlarını işlemesi halinde, bu eylemler TCK’nın zincirleme suçları düzenleyen 43. maddesi çerçevesinde ele alınır ve zincirleme cinsel saldırı suçu olarak değerlendirilerek daha ağır cezaların uygulanmasını gerektirir.

Birden Fazla Mağdura Karşı İşlenen Suçlar: Her mağdura karşı işlenen cinsel saldırı eylemi bağımsız bir suç sayılır ve bu durumda fail, mağdura sayısı kadar ayrı suç işlemiş kabul edilir.

Tek Mağdura Karşı Ara Vermeden İşlenen Suçlar: Tek bir mağdura karşı aralıksız olarak işlenen birden fazla cinsel saldırı eylemi, tek suç olarak nitelendirilir.

Bununla birlikte, belirli bir süre sonra tekrar cinsel saldırı eyleminin gerçekleştirilmesi halinde zincirleme suç hükümleri devreye girer.

Eylemler Arasında Uzun Süre Geçmesi Durumu: Cinsel saldırı eylemleri arasında uzun bir süre geçmiş ve fail yeniden kastını tazelemiş ise, bu durumda her bir eylem ayrı bir suç olarak kabul edilir ve fail, işlediği her bir suç için ayrı ayrı cezalandırılır.

Basit ve Nitelikli Cinsel Saldırı Suçları: Eğer fail önce basit cinsel saldırı suçu işlemiş ve daha sonra nitelikli cinsel saldırıya evrilmiş bir eylem gerçekleştirmişse, suç nitelikli cinsel saldırı olarak nitelendirilecek ve zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek ağırlaştırılmış cezalar uygulanacaktır. Zincirleme cinsel saldırı suçları, hem mağdurun maruz kaldığı travmayı hem de toplumsal tehlikeyi göz önünde bulundurmak amacıyla Türk Ceza Kanunu tarafından ciddi biçimde cezalandırılan eylemlerdir. Failin tekrarlanan suçları, yasalarda belirtilen hususlar dikkate alındığında, her duruma özel değerlendirilecek ve adaletin tecelli etmesi için gerekli cezai müeyyideler uygulanacaktır.

Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezası, mahkeme tarafından belirlenen suçlar için uygulanan ve belirli günlük miktarlarla çarpılarak hesaplanan bir yaptırım şeklidir. Bu tür cezalar hapis cezası ile birlikte veya tek başına verilebilir ve verilen para cezası Devlet hazinesine ödenir. Cinsel saldırı suçu gibi ciddi suçlar için adli para cezasına çevrilme mümkün değildir. Cinsel saldırı suçu, hapis cezası gerektiren ciddi bir suçtur ve hapis cezasının miktarı adli para cezasına uygun olacak bir düzeyde olmadığı için bu şekilde bir cezaya çevrilmesi uygun görülmemektedir. Ancak, belirli durumlar söz konusu olduğunda hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün olabilmektedir.

Örneğin, sarkıntılık suçu eğer 15 yaşından küçük çocuklar tarafından işlenmiş ve suçun derecesi daha hafif ise, uygulanan hapis cezası bir yılın altında kaldığı takdirde bu ceza adli para cezasına dönüştürülebilir. Bu tür durumlarda, mahkeme, çocuğun yaşı, işlediği suçun niteliği ve suçun toplum üzerindeki etkilerini değerlendirerek bir karar verir. Cinsel saldırı veya tecavüz suçları nedeniyle verilen hapis cezaları doğrudan adli para cezasına çevrilemezler. Bu, adli para cezasının kullanılmasının amacına ve suçun ciddiyetine dayanmaktadır. Cinsel saldırı suçu, mağdur üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakabilen ve toplum tarafından kabul edilemez bulunan bir eylemdir.

Bu sebeple, cinsel saldırı suçları caydırıcılık ve adalet sağlama amacıyla daha ağır cezalar gerektirir ve bu suçlar için genellikle hapis cezası uygulanır. Adli para cezasının, bu tür ciddi suçlar karşısında bir yaptırım olarak yeterli ve etkili kabul edilmediğini belirtmek önemlidir.

Cinsel Saldırı Suçu Erteleme

Cinsel saldırı suçu, mağdurlara karşı işlenen ciddi bir suçtur ve toplumun hassasiyet gösterdiği bir konudur. Bu suçu işleyen sanıkların yargılandıkları mahkeme süreçleri sonrasında hapis cezaları ile karşılaşmaları muhtemeldir. Genel olarak, mahkemelerce verilen hapis cezalarında sanıklara birtakım şartlar altında erteleme hakkı tanınabilir. Bu erteleme, mahkeme tarafından konulan özel şartlar yerine getirildiği sürece hükümlünün cezaevinde geçireceği zamanın ileri bir tarihe ertelenmesi anlamına gelir. Ancak, bu erteleme her suç tipi için geçerli değildir.

Cinsel saldırı suçu, erteleme uygulaması bakımından özel bir kategoride yer alır. Bu türden bir suç işlendiğinde mahkemeler, yaptırımın caydırıcılığını korumak ve toplumun adalet duygusuna hizmet etmek amacıyla hapis cezasının ertelenmesine izin vermezler. Yani, cinsel saldırı suçundan hüküm giyen kişiler, mahkeme tarafından belirlenen cezayı, herhangi bir erteleme olmaksızın çekmekle yükümlüdürler. Cinsel saldırı suçu, mahkeme tarafından verilen hapis cezasının ertelenmesine izin verilmeyen ciddi suçlardandır. Bu suçun mağdurları ve toplumun adalet algısını koruma amacı güdülerek, hapis cezasının ertelenmesi seçeneği söz konusu olmamaktadır. Cinsel suçlarda caydırıcılık ve adaletin hemen tecelli etmesi esas alınmaktadır. Bu yüzden, cinsel saldırı suçundan mahkum olanların cezaları, ertelemesiz olarak infaz edilir.

Cinsel Saldırı Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Cinsel saldırı suçu, mağdurun cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen ciddi suçlardan biridir ve Türk Ceza Kanunu’nda ağır yaptırımlarla karşılanır. Ancak, bazı hallerde, özellikle de sarkıntılık suçu gibi daha az ağır kabul edilen durumlarda, mahkeme, sanığın cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ile ertelenmesine karar verebilir. Bu uygulama Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş olup, belirli şartların yerine getirilmesi halinde sanık, adli sicil kaydının temiz kalmasını sağlayabilir. Sarkıntılık suçu gibi cinsel saldırı suçunun hafif kabul edilen hallerinde HAGB kararı verilebilir. Fakat cinsel saldırı suçu kapsamında daha ağır vakalar için HAGB uygulanmaz ve sanığın cezası doğrudan infaz edilir.

Cinsel saldırı suçunun sarkıntılık hali dışındaki hallerinde (daha ciddi nitelikteki cinsel saldırı hallerinde) HAGB kararı verilmesi kanunen mümkün değildir. Sanığın işlediği fiilin niteliği, kamunun adalet duygusuna zarar verecek şekilde ağır olduğunda HAGB uygulanamaz. Bir HAGB kararı verildiğinde ve denetim süresi içinde sanık gerekli şartlara uyduğunda, bu sürenin sonunda adli sicil kaydı temiz kalır ve sanki suç hiç işlenmemiş gibi bir durum oluşur. Diğer bir ifadeyle, cinsel saldırı suçu işlendiği iddiasıyla yargılanan ve HAGB kararı uygulanan bir sanığın, belirli şartlara uyması ve denetim süresini ihlalsiz geçirmesi durumunda, kararın sonunda adli sicili beraat etmiş gibi temizlenmiş olacaktır.

Sonuç olarak, cinsel saldırı suçu işleyen bir sanığın HAGB kararıyla ilgili avantajlardan yararlanabilmesi için şartlar oldukça sınırlıdır ve ciddi cinsel saldırı suçları bu avantajın dışında tutulmuştur.

Cinsel Saldırı Suçu Soruşturma Aşaması

Cinsel saldırı suçu, mağdurun onurunu, bedensel dokunulmazlığını ve cinsel özgürlüğünü ihlal eden ciddi bir suçtur. Türk Ceza Kanunu 102. maddenin 1. fıkrası altında düzenlenen cinsel saldırı suçları ile ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma süreçleri genellikle mağdurun şikayeti üzerine yürütülmektedir. Türk Ceza Kanunun ilgili maddesi uyarınca, hem fiziksel temas içeren tasaddi seviyesindeki basit cinsel saldırı suçu hem de sarkıntılık şeklinde gerçekleşen basit cinsel saldırı suçlarında, yasal işlemlerin başlaması için mağdurun şikayet hakkını kullanması gerekmektedir. Bu tür suçlarda, mağdurun adalet arayışı ve suçun takibi, şikayetlerine doğrudan bağlıdır.

Eşe karşı işlenen cinsel saldırı suçlarında da aynı kurallar geçerlidir. Yani bu suçun soruşturulup kovuşturulması mağdur eşin resmi şikayetinin varlığına bağlıdır. Bunların aksine, nitelikli cinsel saldırı suçları yani cinsel saldırının ağırlaştırıcı koşullar altında gerçekleştiği durumlar için suçun takibi şikayet şartı aranmadan, resen yapılır. Bu tip olaylarda yargı organları, suç hakkında bilgi edindiklerinde otomatik olarak harekete geçer ve gerekli hukuki işlemleri başlatırlar. Şikayete bağlı durumlarda, önemli bir sınırlamayı belirleyen husus şikayet süresidir.

Cinsel saldırı suçlarında, mağdurun suçu öğrendiği tarihten itibaren şikayet hakkını kullanması için 6 aylık bir süre tanınmıştır. Bu süre içinde yapılmayan şikayetlerle ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma işlemleri yapılamaz. Cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanununda titizlikle ele alınan ve mağdurun şikayeti ile harekete geçilen bir suç türüdür. Basit cinsel saldırı ve eşe karşı cinsel saldırı suçlarında soruşturma ve kovuşturma için mağdurun şikayet hakkını kullanması esastır. Nitelikli cinsel saldırı suçlarında ise suçun takibi resen yürütülür. Unutulmamalıdır ki şikayet hakkının kullanılması için belirlenen 6 aylık süre çok önemlidir. Mağdurların ve toplumun korunması için hukuki süreçler hassasiyetle işletilmelidir.

Cinsel Saldırı Suçu Kovuşturma Aşaması

Cinsel saldırı suçları, son derece ciddi ve kişisel haklara yönelik ihlallerdir. Bu suçlara karşı yasal sürecin nasıl işlediği ise toplumda sıkça merak edilen ve önem taşıyan konulardan biridir. Özellikle cinsel saldırı suçu bağlamında şikayette bulunmak, sonrasında şikayetten vazgeçme ve yasal sürecin işleyişi hakkında bilgi vermek gereklidir. Takibi şikayete bağlı suçlarda, suç mağduru tarafından yapılan şikayet, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında büyük önem taşır. Mağdur tarafından yapılan şikayet, soruşturma sırasında geri alınırsa, savcılık “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verebilir. Eğer şikayet, kovuşturma aşamasında geri alınırsa, yargı mercii davanın düşmesine hükmeder.

Cinsel saldırı suçunun takibiyle ilgili olarak, sarkıntılık suçu ve eşe karşı işlenen cinsel saldırı durumlarında, suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabidir. Yani mağdurun suç duyurusunda bulunması gerekir. Ancak, sarkıntılık ve eşe karşı cinsel saldırı dışındaki cinsel saldırı suçları, savcılık tarafından otomatik olarak soruşturma konusu yapılmakta ve kovuşturma süreci işletilmektedir. Bu durumda, suçun takibi için mağdurun şikayette bulunmuş olmasına gerek kalmadan, devletin ilgili organları harekete geçmekle yükümlüdür.

Şikayetten vazgeçme konusunda ise bilmek gerekir ki, şikayetten vazgeçilmesi tek taraflı bir işlem olup, bir kez vazgeçildiğinde bunun geri alınması yani “şikayetten vazgeçmekten vazgeçmek” mümkün değildir. Bu nedenle, şikayet sürecinde mağdurun kararını dikkatle vermesi önerilir. Cinsel saldırı suçu mağdurlarının adalet arayışı, yasal hakların bilinmesi ve doğru süreçlerin takip edilmesiyle desteklenmelidir. Toplumun bu suç türüne karşı duyarlılığı ve gerekli bilinci taşıması, suçluların adalete teslim edilmesinde ve mağdurların haklarının korunmasında kritik rol oynar.

Cinsel Saldırı Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

Ceza Muhakemesi Kanunu, gözaltı işlemlerini düzenleyici hükümler içermektedir. Özellikle cinsel suçlar söz konusu olduğunda, CMK’nın 91. maddesinin 4. fıkrası altında yer alan düzenlemelere göre, toplum düzenini ciddi şekilde etkileyen suçlar arasında cinsel saldırı suçu da sayılır. Bu hüküm çerçevesinde, cinsel saldırı suçu işleyen kişiler kadar, suç anında yardım eden veya bu suça iştirak eden kişiler de gözaltına alınabilirler. Gözaltı kararlarıyla bağlantılı olarak, tutuklama tedbiri de CMK’nın kapsamında düzenlenmiştir. Bir şüphelinin tutuklanabilmesi için, cinsel saldırı suçunu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulgularının yanı sıra, CMK’nın 100. maddesinde belirtilen özel koşulların varlığı gereklidir.

CMK’nın 100. maddenin 3-a-5 numaralı bendinde belirtildiği üzere, cinsel saldırı suçunun temel hali, yani 102. maddenin 1. fıkrasında hariç tutulan durumlar dışında kalan cinsel saldırı halleri, tutuklama sebebi olarak kabul edilir. Bu bağlamda, cinsel saldırı suçu işlendiğine dair somut deliller ve kuvvetli şüphe durumunda, Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca şüphelinin tutuklanması mümkün olabilir. Toplum düzeni ve mağdurun güvenliği gözetilerek yapılan bu süreç, adil yargılanma hakkını ihlal etmeden, suçun ciddiyetini de göz önünde bulundurarak ilerler.

Cinsel Saldırı Suçunda Şikayet Süresi

Cinsel saldırı suçları, mağdurların maruz kaldıkları zor durumlar nedeniyle Türk Ceza Kanunu içerisinde hassasiyetle ele alınmıştır. Bu suç türleri arasında, özellikle eşe karşı işlenen veya sarkıntılık boyutunda kalan cinsel saldırı suçlarına ilişkin şikayet hakkı özel bir öneme sahiptir. Türk Ceza Kanununun 102/1. maddesine göre, basit cinsel saldırı ve sarkıntılık suretiyle basit cinsel saldırı suçları, şikayete bağlı suçlardır. Bu durumda, 18 yaşından büyük mağdurun şikayet hakkını kullanabilmesi için suça maruz kaldığı tarihten itibaren 6 aylık bir süre içerisinde şikayet etmesi gerekmektedir.

Türk Ceza Kanununun 102/2. maddesindeki nitelikli cinsel saldırı suçları genelde şikayete tabi değildir ve bu suçların takibi, resmi makamlar tarafından re’sen yapılır. Ancak bu tür suçların eşler arasında işlenmesi durumunda şikayet hakkının kullanılması mümkündür. Türk Ceza Kanununun 102/3. maddesinde belirtilen ağır nitelikli hallerin varlığı halinde, cinsel saldırı suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması, hiçbir şikayete başvurma gereksinimi olmaksızın re’sen yapılır, yani savcılık veya yetkili merciler tarafından otomatik olarak işlem başlatılır. Bu hükümler, mağdurların haklarının korunması ve cinsel saldırı suçlarının caydırıcılığının artırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Cinsel saldırı mağduru kişilerin, haklarını arama süreçlerinde ve yasaların sunduğu haklardan tam olarak faydalanabilmeleri için bu süre ve koşulların iyi anlaşılması ve uygun hareket edilmesi gerekmektedir.

Cinsel Saldırı Suçunda Zamanaşımı

Cinsel saldırı suçu, toplumda en hassas görülen ve mağdurun psikolojik durumunu gözeterek ciddi yaptırımlar içeren bir suç tipidir. Bu suç türü ile ilgili olarak yargı süreçlerinde, zamanaşımına dikkat edilmesi gereken önemli kurallar bulunmaktadır. Zamanaşımı, bir davanın belirli bir süre içinde açılmasını veya sonuçlandırılmasını gerektiren hukukî bir süredir ve bu süre içinde harekete geçilmemesi halinde suçla ilgili davanın düşmesi anlamına gelir. Cinsel saldırı suçlarında zamanaşımı süreleri iki farklı kategori altında değerlendirilmiştir. Sarkıntılık düzeyindeki cinsel saldırı suçları söz konusu olduğunda, şikayet hakkının kullanılmasıyla başlayan dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak belirlenmiştir.

Suçun nitelikli hallerinde dava zamanaşımı süresi 15 yıl olarak tespit edilmiştir. Bu süreler dahilinde herhangi bir zamanda soruşturma başlatılabilir ve kovuşturma süreci işletilebilir. Ancak zamanaşımı süresi dolmuş ise, mağdurların hukuki yollara başvurarak adalet arayışları hak iddiasında bulunma noktasında sınırlanmaktadır. Cinsel saldırı suçları söz konusu olduğunda zamanaşımı, mağdurların adalet arayışında önemli bir zaman kısıtlaması oluşturur. Bu nedenle, mağdurun haklarını araması ve yasal süreçlerin zamanında işletilmesi son derece mühimdir. Mağdurlar ve hukuk profesyonelleri, bu sürelerin bilincinde olarak, hak arayışlarına zamanında yön vermelidirler.

Zamanaşımının dolmadığı sürece, şüphelinin soruşturma ve kovuşturması için gerekli işlemler yapılabileceği gibi, hukuki yollara başvuru da mümkün olacaktır. Bu, cinsel saldırı suçu gibi ciddi suçlarda mağdurlar için bir adalet arayışı fırsatı sunar ve suçlunun cezalandırılmasını sağlama imkanı verir.

Cinsel Saldırı Suçunda Uzlaşma

Kanunlarımızda, suçlar ve cezalar belirlenirken bazı suç türlerinin uzlaşma yöntemi ile çözümlenmesine olanak tanınır. Uzlaştırma, alternatif bir çözüm yoludur ve tarafların anlaşması ile suçun sonuçlarının hafifletilmesini veya davanın düşmesini sağlayabilir. Ancak uzlaşmanın uygulanabilirliği suçun niteliğine göre değişir. Cinsel saldırı suçları, toplumun hassasiyetini korumak adına genellikle uzlaşma süreçlerinin dışında tutulur.  Cinsel suçlar uzlaşma kapsamı dışında bırakılmıştır.

Dolayısıyla, bu tür suçlar için uzlaşmanın bir çözüm yolu olmadığı açıktır. Uzlaşmanın mümkün olmadığı bu cinsel saldırı suçları toplum ahlakı ve adalet anlayışı gözetilerek uzlaşma dışı bırakılmıştır. Bu kapsamda, cinsel saldırı suçları, kanunlarımızda ciddi bir suç kategorisi olarak ele alınır ve uzlaşmaya tabi tutulmaz. Bu durum, mağdurun haklarının korunması ve suçun ciddiyetine verilen önemin bir göstergesidir.

Cinsel Saldırı Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, bir kişinin işlemiş olduğu suçtan dolayı, suçun tamamlanmasından sonra kendi özgür iradesiyle derin bir pişmanlık duyması ve aktif adımlar atarak suçun zararlarını gidermeye çalışması ya da suç ortakları hakkında bilgi vermesi durumudur. Bu yaklaşım, hukuk sisteminde bazı suçlar için ceza indirimi ya da muafiyet olarak yansıyabilir. Suçlunun gösterdiği bu samimi tavır genellikle yargı makamları tarafından olumlu karşılanmakta ve cezai yaptırımlarda hafifletme olarak değerlendirilmektedir. Ancak, cinsel saldırı suçu söz konusu olduğunda durum farklılık gösterir.

Cinsel saldırı, bireylerin cinsel dokunulmazlığı ve vücut bütünlüğüne yapılan bir saldırıdır ve toplumun temel değerlerinden birini, kişisel dokunulmazlığı koruma altına alır. Bu suç türünde mağdurun yaşadığı travma ve zarar göz önünde bulundurularak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Cinsel saldırı suçlarında, korunan hukuki yarar açısından etkin pişmanlığın getirisi, suçun doğasından dolayı yeterli bir telafi sağlayamaz ve bu yüzden hükümlerin uygulanabilme imkanı bulunmamaktadır. Cinsel saldırı suçu mağdurlarının maruz kaldıkları ciddi etkiler ve saldırının cinsel dokunulmazlık gibi temel bir hakka zarar vermesi sebebiyle, bu suç türüne etkin pişmanlık uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışma yaratmaktadır. Haliyle cinsel saldırı suçu mağdurlarına adalet sağlamak adına, hukuk sistemimizde etkin pişmanlık, bu suçlar bağlamında dikkate alınmamaktadır.

Cinsel Saldırı Suçunda Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanununun 102/1. maddesi, cinsel saldırı suçu ile ilgili önemli düzenlemeler içermektedir. Bu düzenlemeye göre, basit cinsel saldırı ve sarkıntılık yoluyla gerçekleşen cinsel saldırı suçlarının yargı önüne taşınması için mağdurun şikâyette bulunması gerekmektedir. Şikâyet hakkı, 18 yaşını doldurmuş mağdurlar tarafından kullanılabilir. Şikâyet üzerine dava açılması durumunda yargılama süreci şu şekilde işlemektedir. Eğer suç basit cinsel saldırı veya sarkıntılık suretiyle basit cinsel saldırı ise ve mağdur 18 yaşından büyükse, ilgili davanın görüleceği yer Asliye Ceza Mahkemesidir. Diğer hallerde, yani mağdur 18 yaşından küçükse veya suçun niteliği daha ağır bir cinsel saldırı içeriyorsa, dava Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür.

Ağır Ceza Mahkemeleri bir başkan, iki üye ve bir cumhuriyet savcısından oluşur. Bu mahkeme, toplam üç hakimin yer aldığı bir heyet tarafından yönetilir ve verilen kararlar, başkan ve iki üyenin ortak görüşü ile belirlenir. Cinsel saldırı suçu ciddi bir suçtur ve mağdurun psikolojik, sosyal ve fiziksel bütünlüğüne zarar verebilir. Bu nedenle, hem mağdurların haklarını koruma altına almak hem de suçluları adalete teslim etmek adına belirlenmiş yargı süreci büyük bir önem taşır. Mağdurun şikâyetçi olması, failin cezalandırılması için atılacak ilk adımdır. Söz konusu suçlarla ilgili yargılama süreci ve şikâyet hakkı kullanımına ilişkin ayrıntılı bilgi almak, hukuki destek sağlamak ve sürecin etkin işlemesini sağlamak için adli makamlar ve tecrübeli bir avukat ile görüşmek faydalı olacaktır.

Cinsel Saldırı Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Cinsel Saldırı Eşe Karşı Olur mu? 

Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi kapsamında, cinsel saldırı suçu, bir kişinin rızası dışında ona karşı gerçekleştirilen cinsel eylemleri ifade eder. Eşler arasında, bir tarafın rıza göstermediği durumlarda, özellikle anal yol gibi anormal kabul edilen bir cinsel birleşme gerçekleştiğinde, rıza vermemiş eşin mağdur olduğu cinsel saldırı suçu meydana gelmiş olabilir. Rızası olmaksızın eşine cinsel saldırıda bulunan kişi, fail ya da sanık olarak adlandırılabilir ve bu eylemi nedeniyle yasal sorumluluk taşır.

Cinsel saldırı suçunun gerçekleşebilmesi için, rıza gösterilmeyen organ veya başka bir cisimle cinsel bir eylemin biçimde, anormal olarak adlandırılabilecek bir yöntemle gerçekleştirilmesi vardır. TCK 102’de belirtildiği üzere, cinsel saldırı suçunun maddi unsurunu, cinsel dokunulmazlığa karşı yapılan her türlü saldırı oluşturur. Eşlerden ikisinin de cinsel ilişkiye rızası varsa, ceza hukuku açısından cinsel saldırı suçu söz konusu olmaz. Ancak, eşin rızasının bulunmadığı durumlarda, yapılan cinsel eylem suç olarak değerlendirilir ve şikayete bağlı olarak soruşturma ve kovuşturma süreci başlayabilir.

Her bireyin cinsel dokunulmazlığına saygı, evlilik içerisinde dahi olsa mutlak bir haktır. Eşler arası rızasız cinsel ilişki, cinsel saldırı suçu olarak kabul edilir ve TCK’nın 102. maddesi uyarınca suçlu kişiye yasal yaptırımlar uygulanabilir. Bu tür suçlar, evlilik içinde gerçekleşse dahi ciddi suçlar kategorisindedir ve mağdur tarafın şikayetiyle yargılama süreçleri işletilebilir.

Sanığın Eşine Normal/Vajinal Yoldan Organ ve Sair Cisim Sokulması Durumunda Cinsel Saldırı Suçu Oluşacak mıdır?

Adet dönemi gibi özel zamanlarda eşin onayı olmadan gerçekleşen cinsel ilişki, eşe yönelik cinsel saldırı suçunu meydana getirir. Eşin rızasının olmadığı hallerde, rızasız cinsel faaliyet, yasa çerçevesinde suç olarak kabul edilir ve cinsel saldırı tanımına girer. Buna karşılık, eğer eş bu durumda dahi kendi isteğiyle rızasını vermişse, bu eylem cinsel saldırı sayılmaz. Türk Hukuk sistemi açısından, kanunlarımızda belirtildiği üzere, cinsel saldırı suçu eşin şikayetiyle harekete geçen bir süreçtir. Bu suçun işlenip işlenmediğine dair resmi bir işlem başlatılması, yalnızca mağdurun şikayetiyle mümkün olabilir.

Kısacası, eşin rızasının olup olmadığı ve şikayetçi olup olmadığı, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasında esas alınacak unsurlardır. Adet veya benzeri özel dönemlerde eşler arasındaki ilişkilerde rıza, cinsel özerklik noktasında son derece önemlidir. Eşlerden birinin rızası dışında gerçekleşen her türlü cinsel eylem, kanunlarımızda ciddi bir suç olarak değerlendirilir ve cinsel saldırı suçu kapsamına girer. Bu duruma maruz kalan kişilerin, haklarının korunması adına şikayette bulunmaları önem taşımaktadır. Eşe karşı işlenen cinsel saldırı vakaları ciddiyetle ele alınmalı ve mağdurların seslerinin duyulması ve adaletin sağlanması için gerekli adımlar atılmalıdır. Her insanın cinsel bütünlüğü ve kararları, kanun nezdinde korunmaya değerdir ve bu alandaki suistimallere karşı toplumun her kesimi duyarlı olmalıdır.

Yorum yapın