Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçu

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla, sağlık yetkililerince uygulanan karantina gibi önlemlerin gerektirdiği tedbirlere uymayı reddeden veya bu tedbirlere karşı gelen bireyler, Türk Ceza Kanunu’nun 195. maddesi uyarınca cezai sorumluluğa tabi tutulurlar. Söz konusu madde, “Kamu Sağlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup, bireylerin bu tür sağlık tedbirlerine karşı sorumluluklarını vurgular. Bulaşıcı hastalık taşıyan veya bu hastalıktan ölen bireylerin bulunduğu alanlara getirilen karantina koşullarına uymayan şahıslara yönelik cezai yaptırımlar şu şekilde belirlenmiştir.

Bulaşıcı bir hastalığa yakalandığı veya hastalıktan ötürü hayatını kaybetmiş bir kişinin bulunduğu bölgenin karantina altına alınması gibi sağlık tedbirlerine uymayanlar, TCK’nın ilgili maddesi gereğince iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.

Bu düzenleme, bulaşıcı hastalıkların kontrolü ve kamu sağlığının korunması konusunda bireylerin üstlenmeleri gereken yükümlülükleri ortaya koyar. Toplum sağlığını risk altına atacak davranışlar karşısında devletin müeyyide uygulama iradesini belirginleştirir. Böylece bireyler, bulaşıcı hastalıklara ilişkin alınan tedbirlere aykırı hareket ettiklerinde karşılaşacakları hukuki sonuçlar konusunda bilgilendirilmiş olurlar.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunun Unsurları

“Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçu” ile ilgili esaslar, bu suçun işlenişine dair temel yapı taşlarını oluşturur. Buna göre suçun maddi unsuru, bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında yetkili makamlar tarafından konulan karantina gibi tedbirlerin ihlal edilmesinden kaynaklanan her türlü eylemi kapsar. Suçun işlenebilmesi için özel bir yöntem tarifi olmadığından, bu suç herhangi bir yöntemle işlenebilir ve “serbest hareketli suçlar” kategorisinde değerlendirilir.

Karantina altındaki bir alana izinsiz giriş yapılması gibi aktif bir eylem olduğunda suç icrai nitelikte; karantinadaki bir alanda kalması gereken kişinin oradan ayrılmayarak ihmali davranış sergilemiş olması durumunda ise suçun ihmali bir biçimde işlendiği kabul edilir.

Suçun manevi unsurunu ise kast oluşturur. Failin, yasak olan eylemi bilerek ve isteyerek yapması gereklidir. Kanunun öngördüğü şekilde, bulaşıcı hastalıklarla ilgili tedbirleri taksirle ihlal etme durumunda suçtan söz edilemez. Bir başka deyişle, bir karantina tedbirinden habersiz bir şekilde hareket eden kişinin eylemi bu suç kapsamında değerlendirilemez.

Kanun, suçun varlığı için somut bir zarar veya tehlikenin gerçekleşmiş olmasını şart koşmaz. Yani, suç sadece yasaklanmış eylemin gerçekleştirilmesi ile tamamlanır ve bu nedenle “soyut tehlike suçları” arasında yer alır.

Suçun oluşabilmesi için, tedbir ihlalinin bulaşıcı hastalığın bulunduğu veya hastalıktan ölüm gerçekleşen bir bölgenin karantina altına alınmasıyla ilgili olması gerekir. Böyle bir durumun olmadığı bir alanla ilgili alınan tedbirlerin ihlali, bu suçun oluşumuna yol açmaz.

Son olarak, karantina tedbirleri hukuken geçerli ve yetkili makamlarca alınmalıdır. Hukuka aykırı veya yetkili olmayan bir makam tarafından alınan tedbirlere uyulmaması durumunda bu suçtan bahsedilemez. Bu çerçevede, alınan tedbirlerin yasalara uygun olması ve yetkili makamlarca uygulanması gerektiği vurgulanır.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Burada, basit yargılama usulü uygulanarak daha hızlı bir yargılama süreci işletilebilir. Basit yargılama usulü, daha düşük cezaların söz konusu olduğu durumlarda kullanılan bir yargılama yöntemidir.

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla getirilen tedbirler, bireylerin ve toplumun sağlığını korumak için hayati öneme sahiptir. Bu tedbirlerin ihlal edilmesi, hem kanuni sonuçlara yol açar hem de toplum sağlığını tehlikeye atabilir. Bu nedenle yapılan yargılamalar, suçun vahameti ve toplum üzerindeki etkileri dikkate alınarak titizlikle yürütülmektedir.

Asliye Ceza Mahkemesi’nin bu konudaki kararları, hem cezai yaptırımlar hem de genel anlamda toplum sağlığının korunmasına yönelik bir caydırıcı etki yaratmayı amaçlar. Bu alandaki yasal düzenlemeler ve yargılama süreçleri, bulaşıcı hastalıkların kontrol altında tutulması için zorunludur.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunun Cezası

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla yürürlükte olan yasal tedbirlere uymamanın ciddi yasal sonuçları bulunmaktadır. Bu tedbirlere aykırı davranan bireyler, Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçu kapsamında cezai sorumluluğa tabi tutulabilirler.

Bu suçun işlenmesi durumunda, ilgili yasa maddeleri uyarınca uygulanacak ceza, belirli bir hapis süresi ile ifade edilmiştir. Söz konusu suç için 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verileceği düzenlenmiştir. Bu ceza, suçun niteliğine ve somut olayın şartlarına göre yargı mercileri tarafından takdir edilir.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Adli Para Cezası

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirlere aykırı davranmak, belirli hukuki sonuçları beraberinde getirir. Bu tür bir suç işlendiğinde, suçun niteliğine ve işleniş şekline göre değişen yaptırımlar uygulanır. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu kapsamında, hükmedilen cezalar hapis cezasıyla birlikte veya hapis cezası olmaksızın adli para cezası şeklinde de karşımıza çıkabilir.

Eğer bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranmanın sonucunda verilen hapis cezası bir yıl veya daha az bir süreyi kapsıyorsa, mahkeme tarafından bu hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi mümkündür. 

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (h2)

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemeye yönelik alınan tedbirlere uymamanın yasal sonuçları oldukça ciddiyet taşır. Ancak bireylerin bu tür tedbirlere aykırı davranmaları halinde karşılaştıkları cezai yaptırımlar, belirli şartlar altında hafifletilebilir. Buna bir örnek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulamasıdır. HAGB, suça karışmış bir birey hakkında mahkemenin verdiği cezanın, belirlenen bir denetim süresi boyunca herhangi bir etki göstermemesi ve bu süre içerisinde sanığın belli şartları yerine getirmesi durumunda, ceza kararının tamamen kaldırılması işlemidir.

Buna göre, bulaşıcı hastalıklara ilişkin alınan tedbirlere uymamak gibi bir suçun işlenmesi halinde eğer mahkeme tarafından hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya daha az ise, hüküm açıklanması geri bırakılabilir.

Ülkemizde bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı hareket edilmesi, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlardan birisidir. 

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Erteleme

Bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında alınan tedbirlere uymamanın suç oluşturduğu durumlarda, mahkemeler tarafından verilen hapis cezaları, bazı koşullar altında ertelenebilir. Eğer bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranmak suçundan dolayı verilen hapis cezası 2 yıl veya daha az ise, mahkeme, cezanın infazının ertelenmesine karar verebilir.

Cezanın ertelenmesi, yalnızca belli şartların sağlanması durumunda mümkündür. Bu şartlar arasında suçun niteliği, verilen cezanın süresi ve suçun toplum üzerindeki etkisi gibi faktörler bulunur. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma gibi suçlarda, özellikle toplum sağlığını riske atan davranışların caydırıcılığını artırmak ve genel hijyen standartlarını sağlamak amaçlanmaktadır.

Cezanın ertelenmesi kararı, suç işleyen bireyin yeniden topluma kazandırılması ve tekrar suç işlemesinin önlenmesi açısından önem kazanmaktadır. Bu süreçte, kişinin davranışlarının gözlemlenmesi ve toplum içinde sorumlu bir birey olarak hareket etmesinin sağlanması hedeflenir.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Şikayet Süresi

Bulaşıcı hastalık tedbirlerine uymamanın hukuki sonuçları, toplum sağlığını koruma amacı taşıyan ciddi yaptırımları içerir. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu, hastalığın yayılmasını önlemek için alınan tedbirlere uymama eylemlerini ifade eder. Bu suçlar, kamu sağlığını doğrudan etkileyebilecek olması sebebiyle şikayete bağlı suçlar kategorisinde değerlendirilmez.

Bu tür suçlar, savcılık makamları tarafından resen, yani suç duyurusuna ya da mağdurun şikayetine ihtiyaç duymadan takip edilir. Dolayısıyla, bulaşıcı hastalıklara karşı işlenen suçların soruşturulması için herhangi bir şikayet süresinin aşılması gibi bir durum söz konusu değildir. Yani, bireyin şikayette bulunması beklenmez veya bu olmadan da soruşturma süreci başlatılabilir.

Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranış sergileyen kişiler hakkında yapılan soruşturma süreci, ilgili kişilerin şikayetten vazgeçmesi halinde dahi etkilenmez. Suça dair ceza davasının düşmesi şeklinde bir sonuç doğurmaz; çünkü bu tür suçlar, kamu düzeniyle ilgili suçlar olduğundan, yargı süreci mağdurun iradesinden bağımsız bir şekilde ilerler.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Zamanaşımı

Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu için belirtilen dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak tespit edilmiştir. Bu süre içinde, ilgili suç için her zaman soruşturma başlatılabilir ve yasal işlemler yapılabilir. Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarih itibarıyla başlar ve yargılama faaliyetleri bu süre içinde yürütülmelidir.

8 yıllık dava zamanaşımı süresinin sona ermesi ile birlikte, eğer dava açılmamışsa veya açılmış ancak karara bağlanmamışsa, söz konusu suç nedeniyle ceza davası düşer. Yani, zamanaşımı süresi dolduktan sonra artık bu suçtan dolayı soruşturma yapılamaz ve dava açılamaz. Bu, ceza hukukunun genel bir ilkesidir ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere uymamayı içeren suç davaları için de geçerlidir.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Uzlaşma

Bazı suçlar, taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek ve adli süreçleri hafifletmek için uzlaşma yoluyla çözülebilirken, bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu gibi durumlar, devletin kamusal sağlık görevlerini yerine getirme sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilir. Bu suçu işleyen kişiler için uzlaşma bir seçenek olmaktan çıkar ve ilgili yasaların belirlediği cezai süreçler devreye girer.

Sonuç olarak, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede alınan tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları bulunmaktadır ve bu tür eylemler toplum sağlığını koruma amacı taşıyan uzlaşma sürecinin dışında ele alınır. Yasa koyucular ve uygulayıcılar, bireysel hukuk ihlallerinin ötesinde, geniş çapta bir tehlike arz eden bu tür eylemlere karşı daha katı düzenlemeler ve yaptırımlar getirmeyi tercih etmişlerdir.

Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunda Görevli Mahkeme

Bulaşıcı hastalık tedbirlerine uymamanın suç teşkil ettiği durumlarda yargılamalar, Asliye Ceza Mahkemeleri tarafından gerçekleştirilir. Toplum sağlığını tehlikeye atan bu tür davranışlar, ciddi yasal yaptırımlara tabi tutulur. 


Yorum yapın

Ara WhatsApp